KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/21279 E., 2016/3021 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesatın Tespiti
Karar Metni
656 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... gün ve ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, tarafların paydaşı olduğu ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki adet binadan eski binanın davacıların ortak mirasbırakanı ... tarafından yapıldığını, yeni binanın ise davacılardan ..., ... ve ...'nın yakın mirasbırakanı ... tarafından yapıldığını açıklayarak bu hususların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki eski evin davacılar ..., ... ve ...'un murisleri ... tarafından; aynı parsel üzerindeki eski eve bitişik olarak yapılan yeni evin ise davacılar ..., ... ve ...'un murisleri ... tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacılar ..., ... ve ...'un yakın mirasbırakanlarının isminin '...'' yerine hükümde ''...'' şeklinde yazılmasının mahallinde her zaman düzeltilebilmesi mümkün olan maddi hata olmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalının taşınmazda bulunan eski eve ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 718.maddeye göre de, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
.//..
Diğer yandan, aynı kanunun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre ise, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi, muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Anılan kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceği belirtilmiştir.
Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanundur. 33. maddesinde, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiştir. 19. madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı kanunun 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir.
On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.
Somut olayda; dava konusu ... parsele ait tutanak 19.03.1960 tarihinde kesinleşmiştir. Temyize konu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 19.08.2010 tarihinde açılmıştır. Kadastro tespitinden önce taşınmaz üzerinde bulunduğu tanık beyanları, bilirkişi raporları, kadastro tutanağı ve tüm dosya kapsamıyla sabit olan eski ev yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu bina yönünden de işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/21279, K. 2016/3021, 22 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama