KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/22699 E., 2018/15475 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2018
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Şikayet
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 02.04.2015 tarihinde haczedilen menkullerin davacıya ait olduğunu iddia ederek, menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme ile; haciz yapılan adreste davacının kiracı olarak bulunduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 12/03/2015 tarihli söz konusu adreste davacının çalıştığına dair iş yeri sicil yoklama fişi düzenlendiği, ayrıca haciz tutanağında da çalışan ...' in haczedilen malların davacıya ait olduğunu bildirdiği gerekçesiyle şikayetin kabulü ile 02/04/2015 tarihli haciz ve muhafaza tutanağının iptaline ve haczedilen malların davacıya teslimine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nin 33. maddesi uyarınca, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. 04.06.1958 tarih, 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da kabul edildiği gibi taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Eş anlatımla, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir.
Dava dilekçesinde şikayetten söz edilmesi, HMK'nin 33. maddesi uyarınca "hukuki tavsif hakime aittir" kuralını değiştirmez. Mahkemece, davacı 3.kişinin talebi “şikayet” olarak incelenmiş ve bu hali ile karara bağlanmıştır. Oysaki bu ilke ışığında, dava dilekçesindeki anlatımdan ve talep sonucundan, uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda Mahkemece; taraf teşkili sağlanarak, takip miktarı veya mahcuzun değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden nispi harç alınarak ve bu şekilde noksan harç tamamlattırılarak tarafların tüm delilleri toplanarak, duruşma da açılmak suretiyle çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Anılan bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile şikayetin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/22699, K. 2018/15475, 11 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama