KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/10473 E., 2017/14690 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili ilama dayalı takipte, istenen işlemiş faizin ilama aykırı ve fahiş olduğu şikayetinde bulunmuş, Mahkemece, takip dosyasına tehiri icra amacıyla sunulan teminat mektubunun nakte çevrilerek alacaklı vekiline ödendiğinden bahisle konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, karar borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemiz’in 07.07.2014 gün ve 2013/21886 Esas, 2014/14287 Karar sayılı ilamı ile şikayetten feragat edilmediğine göre Mahkemece, işin esasının incelenerek oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkeme'ce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, “Şikayetin kabulüne,...16.
İcra Müdürlüğü'nün 2013/1885 Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle istenen faizin 19.449,05 USD'sinin iptaline” karar verilmiş; hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçluya gönderilen icra emri, kanuna ve özellikle ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlu icra emrinin veya ilamlı icra takibinin iptali veya düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK.nun 41, 16.maddeleri). Şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi ise sınırlıdır.
Bu nedenledir ki, yerleşik yargısal uygulamada, ilamların infaz edilecek kısmının, hüküm bölümü olduğu, hükmün içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesi ve gerekse icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. Sayılı ilamları).
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları
azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar, bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Takip dayanağı ilamın hüküm fıkrasında “ Davanın alacak miktarı yönünden kabulü ile 354.732,60 USD’nin dava tarihinden itibaren T.C Merkez Bankasınca döviz mevduatına uygulanan yasal faiz oranında işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir,
Merkez Bankası'nın mevduat kabulü söz konusu olmayıp, yabancı para alacağına uyguladığı bir faiz oranı bulunmadığından, hükmün aynen infazı ilkesi gereği, icrası talep edilen hüküm fıkrasının faiz yönünden infaz kabiliyetinin olmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda Mahkemece USD alacağına talep edilen faiz yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp hükmün yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/10473, K. 2017/14690, 7 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama