KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/16797 E., 2020/2602 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesatın Tespiti
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, 160 ada 61 parsel kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesinin maliki olduğunu, taşınmaz üzerindeki iki katlı betonarme bina ve müştemilatında dikilen meyve ve bağın tarafına ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 06.11.2015 tarihli duruşmada dava konusu aidiyeti istenen evin davacıya ait olduğunu kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından aleyhine yüklenen harç ve diğer yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa'nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
Ayrıca, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinde; " Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince, İskilip Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/516 Esas sayılı dava konusu taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi dosyasının 27/02/2015 tarihli 2 nolu celsesinde eldeki davanın davacısı, ...'ın dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıya ilişkin aidiyet iddiası eldeki davanın davalısı, ... vekili tarafından kabul edilmemesi üzerine, ... tarafından eldeki muhtesatın aidiyeti davası açılmıştır.
Eldeki davada, davalı vekili 06/11/2015 tarihli ön inceleme duruşmasında dava konusu aidiyeti istenen evin davacıya ait olduğunu kabul ettiğini beyan ettiği görülmüş ise de ortaklığın giderilmesi davasında aidiyet iddiasının kabul edilmemesi sebebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Saptanan bu olgular kapsamında; davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği kuşkusuzdur.
Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. maddesi uyarıca yargılama giderinden yukarıda ifade edilen ilkeler doğrultusunda davanın açılmasına sebebiyet veren davalının sorumlu olması gerekirken yargılama gideri ve harçtan davacının sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Bundan başka, davalı vekili ilk celse kabul beyanında bulunması sebebiyle karar ve ilam harcının üçte biri alınması gerekirken tümüne hükmedilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/16797, K. 2020/2602, 16 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama