KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/18246 E., 2019/11168 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişiler vekili, hacze konu mahcuzların borçluya ait olmadığını, müvekkileri ... ve ...’nın müşterek mülkiyetindeki fındıkların haczedildiğini açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlunun eşiyle birlikte yaşadığı evde haczedilen fındıkları üretmeye elverişli fındık bahçesi bulunmadığı, istihkak iddiasında bulunan kişilerden birinin takip borçlusunun eşi diğerinin kardeşi olduğu göz önüne alındığında haczedilen fındıkların borçlunun evinde bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacılardan ...‘nin çiftçilik kayıt sistemine göre fiilen fındık tarımıyla uğraştığı, davacılardan ...’nın ise ...’ye ait taşınmazları kiralayarak fındık işiyle uğraştığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişilerin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı ..., takip borçlusu olup,dava dilekçesinde davacı olarak yer almıştır. Ne var ki, malı haczedilen borçlunun istihkak davası açma hakkı bulunmamaktadır. İİK'nin 96 ve devamı maddelerinde istihkak davasının üçüncü kişi veya alacaklı tarafından açılabileceği öngörülmüş, borçluya dava açma hakkı tanınmamıştır. Bu durumda, davacı ... açısından sıfat yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/18246, K. 2019/11168, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama