KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/1240 E., 2017/14661 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan gelen olmadı. İncelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, davalı ...'ın nüfusuna kayıtlı Rüzgar'ın gerçek babasının davacı olduğu, bu sebeple soybağının düzeltilmesi istenmiş; mahkemece, 20.06.2014 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan, 23.06.2014 tarihli tensip zaptı ile dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği tespit edilmiştir.
Dava; Rüzgar'ın soybağının düzeltilmesi istemine ilişkin olup, dava biyolojik baba olduğunu iddia eden ... vekili tarafından açılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m. 118-186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 316. maddesinde sayılmış olup, soybağı davaları bu kapsamda bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 284. maddesinde de bu yönde hüküm olmadığından somut uyuşmazlıkta yazılı yargılama usulü uygulanmalıdır.
Yazılı yargılama usulünün nasıl yapılacağı 6100 sayılı HMKnun 118 ve devamı maddelerinde, yazılı yargılama usulüne tabi bir davada ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 137 ila 142. maddelerinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (m.139) ve ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikat duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (m.137/2) gerekmektedir.
Yazılı yargılama usulüne tabi bir dava açıldığında, mutlaka dilekçelerin değişiminin gerçekleştirilmesi ve öninceleme duruşmasının yapılması zorunludur. (HGK 2015/18-2560 E., 2016/96 K.)
Taraflar duruşmaya çağrılmadan, başka bir anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Davanın niteliği gereği mahkemece, duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak kararın verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasanın 36. maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenme hakkını da içermektedir.
Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde de Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMKnun 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.”
Bu itibarla, duruşma açılmadan ve taraf beyanları alınmadan hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1240, K. 2017/14661, 7 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama