KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/483 E., 2017/793 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Karar Metni
406 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava ödenmeyen kira borcu nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazların kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi üzerine karar, davalılardan kefil ... tarafından temyiz edilmiştir. Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.03.2014 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı tarafından 05.05.2015 tarihinde başlatılan icra takibinde, ödenmeyen aylar kira paraları ile aidatlar toplamı 7.500,00 TL’nin tahsili istenilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlular süresinde takibe itiraz etmişlerdir.
Kira sözleşmesinin tarafları, davacı ile davalı kiracı ... olup davalı ... ise sözleşmeyi ortak zincirleme kefil-borçlu ibaresi altında imzalamıştır. Ne var ki, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nun 583. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır.
Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” düzenlemesi bulunmakta olup, anılan yasa az önce yukarıda belirtildiği üzere kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumumda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmüştür.
Davaya konu kira sözleşmesinde düzenlemeye uygun bir kefalet sözleşmesinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. O halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davalı kefil ... yönünden itirazın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/483, K. 2017/793, 30 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama