KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/343 E., 2018/18281 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2018
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda ...Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklılar tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nin 27. maddesinde yer bulan "Hukuki Dinlenilme Hakkı" gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir.
Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. 6100 sayılı HMK'nin 317. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır.
Somut olayda; dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye davalının adresinde 05/04/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, cevap verme süresi beklenmeden 10/04/2017 tarihinde duruşma açılarak karar verilmiştir. O halde, davalıya HMK'nin 317.vd. maddelerinde gösterilen usul uygulanarak dava dilekçesi tebliğ edilerek cevap verme süresi beklenmesi, göstereceği olası deliller toplanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde cevap verme süresinin bitiminden önce duruşma açılması ve karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/343, K. 2018/18281, 7 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama