KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/6433 E., 2020/2219 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve ecrimisil taleplerinin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin kayden maliki olduğu 4 parsel sayılı taşınmaza davalıların tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek asıl davada elatmanın önlenmesi ve 3.000 TL ecrimisile, birleştirilen davada ise asıl dava tarihi olan 27.03.2009 ile dava tarihi olan 30.05.2013 arası dönem için 10.000 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur .
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve ecrimisil taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen dava ise ecrimisil istemine ilişkindir .
Eldeki davada, davacı vekili 27.03.2009 tarihinde açılan asıl davada taşınmazı iktisap tarihi olan 11.07.2008 tarihi ile dava tarihi arası dönem için ecrimisil ve elatmanın önlenmesi talebinde bulunmuş; birleştirilen davada ise asıl davanın dava tarihi olan 27.03.2009 ile birleştirilen dava tarihi olan 30.05.2013 tarihi arası ecrimisil talebinde bulunmuş , 31.10.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle asıl ve birleştirilen davalardaki ( asıl davada 3.000, birleştirilen davada ise 10.000 TL ecrimisil talep edilmiştir fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ) ecrimisil talebini 21.934 TL’ye arttırmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde; hüküm kısmında isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Öte yandan birleştirilen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korumaya devam eder. Bu nedenle her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinde kuşku yoktur.
Somut olaya gelince; Mahkemece, asıl ve birleştirilen davaların ayrı davalar olduğu gözetilerek ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, HMK'nin 297/2. maddesine aykırı olacak şekilde yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/6433, K. 2020/2219, 5 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama