KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2019/25 E., 2021/2175 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ecrimisil
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; ... İli, ... İlçesi, 4177 ada 17 parselde kayıtlı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, davalı idare tarafından dava konusu yere kamulaştırma olmaksızın yol yapılmak suretiyle haksız olarak el atıldığını belirterek, 20.01.2009-20.01.2014 tarihleri arası için 5 yıllık ecrimisil bedeli toplam 10.000 TL’nin her dönem sonu ve dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 14.09.2012 tarihinde kamulaştırmasız elatmadan kaynaklı tazminat davası açtığı, ecrimisil bedeli istenebileceği dönemin 20.01.2009-14.09.2012 tarihleri arasında olabileceği belirtilerek, bilirkişi raporunda toplam 12.156 TL olarak hesaplanan miktar ile ilgili talep artırımı yapılmadığından, davanın kabulü ile 10.000 TL ecrimisil bedelinin dönemsel faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş olup; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; Mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Somut olayda, davacı vekili, dava dilekçesinde; talep edilen ecrimisil alacağının her dönem sonundan ve dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir. Bu durumda, Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkânı bulunmamaktadır. Ancak anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/25, K. 2021/2175, 10 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama