İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2020/761 K.2021/4671

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Esas2020/761Karar2021/4671Tarih2 Haziran 2021Okuma7 dk · 1.404 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2020/761 E., 2021/4671 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Haziran 2021
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.404 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, tarafların paydaş maliki oldukları dava konusu 1869, 364, 468, 1859, 424, 329, 2550 ve 204 parsel sayılı taşınmazları davalının Eylül 2005 tarihinden itibaren tek başına kullandığını, davalının kendisine yapılan uyarılara rağmen haksız elatmayı sürdürdüğünü belirterek, elatmanın önlenmesini ve geriye dönük 5 yıllık 20.000 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.

Davalı, taşınmazlara elatması olmadığını, 424, 329 ve 2550 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan tarafından dava dışı Recep Özgen’e haricen satıldığını ve yıllardır bu kişi tarafından kullanıldığını, 468 parsel sayılı taşınmazın yeşil alan olup kullanılmadığını, 364 parsel sayılı taşınmazın kuru arazi olup kullanılmadığını, 204 parsel sayılı taşınmazın sulak arazi olup emlak vergisi, sulama masraflarının icar parasıyla zor karşılandığını, bu araziden gelir elde etmediğini, 1869 parsel sayılı taşınmazda kendi payına düşen yeri kullandığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin, ecrimisil talebinin reddine, elatmanın önlenmesi talebinin 364, 468, 1869 parseller yönünden kabulüne, diğer parseller yönünden reddine dair verdiği 14.11.2013 tarihli ve 2011/852 Esas ve 2013/1224 Karar sayılı ilk kararı, tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarihli, 2014/15814 Esas ve 2016/3767 Karar sayılı ilamı ile 204, 329, 424, 1859 ve 2550 parsel sayılı taşınmazlar yönünden hem elatma, hem ecrimisil istemleri bakımından inceleme yapılması.

1869, 364 ve 468 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ecrimisil isteminin kabul edilmesi ve davacıların payı oranında elatmanın önlenmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyarak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile, 1869, 364 ve 468 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların payları oranlarında el atmanın önlenmesine, davacıların payları oranında ecrimisil isteğinin kabulüne, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 204, 329, 424, 1859 ve 2550 parsel sayılı taşınmazlar yönünden elatmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin reddine karar verilmiş;

hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesi gereği davacının dava açarken, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.

Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde karara ulaşmak bakımından mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.

Öte yandan, mülga 1086 sayılı HUMK'un 163. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nin 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir.

Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.

Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.

Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.

Yukarıda vurgulanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.1983 tarihli ve E:1980/1-1284, K:1983/141; 22.11.1972 tarihli ve E:8/832, K:935; 13.10.2010 tarihli ve E:2010/17-510, K:485; 28.04.2010 tarihli ve E:2010/2-221, K:241; 28.03.2012 tarihli ve E:2012/19-55, K:2012/249; 13.03.2015 tarihli ve E:2013/9-1824, K:2015/1030 sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Dosya içerindeki bilgi ve belgelerden; davacı vekilinin hazır olduğu 18.04.2017 tarihli oturumda Mahkemece, "Davacı vekiline keşif gideri için iki hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde keşif delilinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına," şeklinde ara karar kurulduğu, keşfin 07.07.2017 tarihinde, bir sonraki duruşmanın da 12.09.2017 tarihinde yapılmasına dair ara karar verildiği, davacı tarafça 02.05.2017 tarihinde keşif harcının, keşif tarihinden önce 05.07.2017 tarihinde de 1.300 TL gider avansının mahkeme veznesine yatırıldığı anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; davacı tarafından yatırılması istenen avans, delil avansı niteliğindedir. Bu avansın yatırılmaması da sadece o delile dayanmaktan vazgeçme sonucunu doğurur (HMK mad. 324).

Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; iki haftalık kesin sürede yatırılması istenilen delil avansının kaç TL olduğu belirtilmediği gibi, kesin süre verilmesine yönelik ara kararda delil avansını oluşturan keşif harcı, bilirkişi ücreti, araç ücreti ve tebligat gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamamış, her kalemin miktarı ayrı ayrı gösterilmemiştir. Buna göre, usulüne uygun kesin süre verilmediği, kaldı ki davanın uzamasına sebebiyet vermeyecek şekilde verilen keşif günü ve duruşma öncesinde delil avansının yatırıldığı gözetilmeksizin, keşif tarihinden önce 06.07.2017 tarihli tutanak ile keşfin yapılmamasına karar verilmesi hatalı olmuştur.

Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delillerinin toplanması, mahallinde keşif yapılarak, taraf tanıklarının dinlenmesi, 204, 329, 424, 1859 ve 2550 parsel sayılı taşınmazlar yönünden önceki bozma ilamında belirtildiği şekilde, hem elatma hem ecrimisil istemleri bakımından inceleme yapılması, 1869, 364 ve 468 parsel sayılı taşınmazların ise tanık beyanlarına göre icara verildiği belirtildiğine göre, taşınmazların davalı tarafından kiraya verilen bölümlerin belirlenmesi ve bu yerler için ecrimisile hükmedilmesi gerekmektedir.

3. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.

Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir.

25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Somut olaya gelince; dosya arasında ecrimisil hesabına ilişkin birden fazla bilirkişi raporu bulunduğu, ancak hükümde ecrimisil miktarı belirtilmediği gibi, mahkemenin gerekçesinde hangi raporun hükme esas alındığının da belirtilmediği, ayrıca bozma sonrasında alınan 24.10.2017 tarihli Ziraat Bilirkişisi raporunun da, 29.01.2018 tarihli Emlak Bilirkişisi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, önceki bozma ilamında da belirtildiği şekilde, konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Kabule göre de, davacının 1869, 364 ve 468 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin ecrimisil isteğinin kabulüne karar verildiği halde, hükmedilen ecrimisil miktarının hüküm fıkrasında belirtilmemiş olması da yanlıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, tarafların yukarıda 2. ve 3. bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 02.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/761, K. 2021/4671, 2 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/761
Karar No
2021/4671
Tarih
2 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2020/763 K.2021/4635
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2020/765 K.2021/4639
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2020/766 K.2021/3103
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2020/772 K.2021/3387
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2020/773 K.2021/4660
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2020/774 K.2021/4403

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.