KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/10907 E., 2023/5022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1476 E., 2019/2012 K.
- Karar
- İstinaf başvurusun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/19 E., 2019/172 K.
Karar Metni
713 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin nitelikten reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kullanım kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 244 ada 18 parsel ... 48,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 2.Davacılar, dava konusu taşınmazı babalarının 1990 yılında 222 m2 alanlı ve boş arsa olarak satın aldığını, vergilerini de kendilerinin ödediğini, ancak çalışmalar sırasında 2/B vasfıyla ve 48,96 m2 olarak Hazine adına tespit edildiğini açıklayarak, taşınmazın kullanımlarında olan kısmın 222 m2 olarak tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, yapılan kadastro tespit işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, dava konusu taşınmaz kısmının kullanıcısının tespit edilemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar taşınmazın muris tarafından 1990 yılında alındığı beyan edilmiş ise de, davacılar murisinin ekonomik amaca uygun kullanımı olmadığı, tespit tarihinden ve murisin 2014 yılında ölümünden sonra taşınmazın hurdacıya kiralandığının bildirildiği, tespit tarihi itibariyle boş olduğu ve kullanımın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın davacıların babası tarafından 2014 yılına kadar, ölümünden sonra da çocukları tarafından kullanıldığını, tanıkların da beyanlarında, davacıların ara sıra gelerek taşınmazı kontrol ettiğini anlattıklarını, Devlete vergi verdiklerini, mevzuata aykırı, kaçak yapı yapmamalarının davacıların aleyhine değerlendirilmesinin doğru olmadığını, vekil edenlerinin kullanımlarının sabit olmasına rağmen kadastro tespitinde memurların yeterli araştırma yapmadıklarını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişiler olabileceğini, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar ve murisinin kadastro tespiti sırasında ekonomik amaca uygun kullanımının olmadığının anlaşıldığını, satış sözleşmesi düzenlenmesinin, emlak vergisi bildiriminde bulunmanın ve ödenmesinin zilyetlik olgusunu göstermeyeceğini,
tanık anlatımlarının tespit anında ekonomik amaca uygun fiili kullanımın varlığına yeterli ve elverişli olmaması da göz önüne alındığında, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların çekişmeli taşınmaza ilişkin satış sözleşmesi ve emlak vergilerinin bulunduğunu, taşınmaz üzerinde fiili zilyetliğinin olduğunu, taşınmazın yerleşim alanı içerisinde yer aldığını bu sebeple ekonomik anlamda zilyetlik koşullarının aranmayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın bir bölümünde tespit tarihi itibariyle davacının kullanımının bulunup bulunmadığı, varsa beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) Ek-4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/10907, K. 2023/5022, 9 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama