KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/11364 E., 2023/4557 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/21 Esas 2019/4 Karar
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
2.213 kelime·11 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemine ve uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 ... Kadastro Kanunu'nun ( 3402 ... Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemleri sonucunda, davacı Hazineye ait ... ili Merkez ilçesi ... Köyü eski 979 parsel ... 206.500 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 176.834,72 m2 yüz ölçümlü olarak; eski 980 parsel ... 251.125 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 249.181,56 m2 yüz ölçümlü olarak ve eski 981 parsel ... 1.288.375 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1.093.391,84 m2 yüz ölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 3402 ... Kanun'un 41 nci maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmalarının iptaline karar verilmesi istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
3. Dava konusu parsellerin paydaşlarından bir kısmının ölü olması nedeniyle davacı Hazine vekili, aynı mahkemenin 2009/1012 Esas ... dosyasıyla, veraset ilamı doğrultusunda aynı parsellere ilişkin olarak farklı davalılar hakkında ayrı dava açmış ve davacı Hazine vekilinin birleştirme talebine istinaden 21.10.2009 tarih ve 2009/1012 Esas, 2009/1528 karar ... kararıyla davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
4. Sulh Hukuk Mahkemesindeki yargılama devam ederken, 3402 ... Kanun' un 22/2.a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, eski 979 parsel ... 206.500 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 103 ada 2 parsel numarasıyla 176.834,72 m2 yüz ölçümlü olarak; eski 980 parsel ... 251.125 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 103 ada 12 parsel numarasıyla 249.181,56 m2 yüz ölçümlü olarak; eski 981 parsel ... 1.288.375 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 103 ada 70 parsel numarasıyla ve 1.091.865 m2 yüz ölçümlü olarak, vasfı ham toprak olarak değiştirilmek suretiyle tespit edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan ..., ..., ... ve ... duruşmalardaki beyanlarında; taşınmazı kullanmadıklarını, açılan davayı kabul ettiklerini ancak masrafları kabul etmediklerini, ifade etmişlerdir.
2. Davalılar ..., ..., ... ve ... 06.05.2009 tarihli celsedeki beyanlarında; sınırlarının belirli olduğunu, ölçüm süresinin düzeltilmesine bir itirazlarının bulunmadığını, yanlışlık yapılmışsa kadastro durumuna döndürülmesine de itirazlarının bulunmadığını, bu haliyle davayı kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
3. Davalılar ..., ..., ..., ... ve ..., davanın Kadastro Mahkemesine aktarılmasından sonraki yargılama sırasında 06.06.2016 tarihindeki beyanlarında; davayı kabul ettiklerini ifade etmişlerdir
4. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.03.2010 tarih ve 2009/316 Esas, 2010/305 Karar ... kararı ile, davalıların bir kısmının davayı kabul etmiş olmaları nedeniyle, davanın kabulüne ve düzeltim çalışmaları sırasında yapılan değişikliğin iptali ile taşınmazların tesis kadastrosundaki yüz ölçümüne döndürülmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.03.2010 tarih ve 2009/316 Esas, 2010/305 Karar ... kararı, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.09.2010 tarih ve 2010/8039 Esas, 2010/9532 Karar ... ilamıyla; " 3402 ...
Kanun' un 41. maddesi ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesinin amaçlandığı, yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmadığı, kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözümün açılacak tapu iptali ve tescil davası olduğu,
somut olayda, 979, 980 ve 981 parsel ... taşınmazların 1968 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakıldıkları, 1994 yılında kadastro parseli haline geldikleri, ancak, bu taşınmazların sınırlarında yer alan davalılara ait taşınmazların 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tersimat hatası yapıldığı belirtilerek bu hatanın ve buna bağlı olarakta davacıya ait taşınmazlarda meydana gelen tersimat hatasının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle kadastro müdürlüğü tarafından anılan Kanun' un 41. maddesi uyarınca düzeltme işlemi yapıldığı,
bu madde uyarınca yapılan düzeltme işlemlerinde taşınmazların orjinal ölçü değerlerinin esas alınması gerektiği, işlemin denetlenebilmesi için de taşınmaz başında keşif yapılması, fiili kullanım durumları ve orjinal ölçü değerlerinin karşılaştırılması, tersimat hatası yapılmış ise düzeltme ile bu hatanın giderilip giderilmediğinin alınacak gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile saptanması gerektiği, mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmadan bir kısım taşınmaz maliklerinin kabul beyanları ile sonuca gidildiği,
hemen belirtmek gerekir ki, düzeltme işleminin bir çok taşınmazı etkilemekte olup, davanın niteliği gereği, dava arkadaşı konumundaki birkaç kişinin kabul beyanının işlemin denetlenmesini engellemeyeceği, kaldı ki, davalıların beyanları da nazara alındığında bunun HUMK'nun 92. maddesi anlamında bir kabul olarak değerlendirilmesinin olanaklı olmadığı açıklanarak, tüm bu yönler gözardı edilerek işlemin denetimi sağlanmadan, eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası Sulh Hukuk Mahkemesinde yürütülen yargılaman sırasında Kadastro Müdürlüğünün yazı cevabından, bölgede 3402 ... Kanun'un 22/2A maddesi uyarınca uygulama kadastrosu yapıldığının anlaşılması üzerine, davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 13.03.2013 tarih ve 2010/1629 Esas, 2013/249 Karar ... ilamıyla mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve bu karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.10.2015 tarih ve 2015/17129 Esas, 2015/12170 Karar ... ilamıyla onanmıştır.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar Görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporlarına göre, uygulama kadastrosunda bir hata bulunmadığı, davacı Hazineye ait parselin yüz ölçüm eksikliğinin ilk tesis kadastrosundaki ölçü ve hesap yöntemlerinde oluşan teknoloji farklılığından kaynaklandığı ve bu hatanında uygulama kadastrosu ile düzeltildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardaki azalmanın uygulama kadastrosu ve 3402 ... Kanun'un 41 inci maddesi gereği yapılan düzeltme işlemlerinin hatalı olmasından kaynaklandığını, taşınmazların eski yüzölçümüne döndürülmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 3402 ... Kanun'un 41 nci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemine ve uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun 22/2.a ve 41 nci maddeleri,
3. Değerlendirme 1. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
2. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
3. İlk Derece Mahkemesince amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları,
mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler toplanmalı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişilerden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
4. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede tesis kadastrosu 1968 yılında yapılmış olup bu çalışmada dava konusu taşınmazlar tescil harici bırakıldıktan sonra, 1994 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edilmişlerdir.
Kadastro Müdürlüğünce, 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında kesinleşen bir ve beş numaralı paftalardaki parsel sınırları esas alınarak 1994 yılında tespit yapıldığı, 1968 yılında yapılan tespit sırasında 981 parselin komşu parsellerinde tersimat hatası olup dava konusu parselin yüzölçümünü etkilediği, komşu 8, 9 ve 10 numaralı parsellerdeki tersimat hatasının 980 numaralı parseli etkilediği ve 1 numaralı parseldeki hatanın da 979 parseli etkilediği belirtilerek, yapılacak düzeltme çalışmasına ilgililerin dava açma hakkı bulunduğu ilan edilerek, 3402 ... Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca düzeltme çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda düzenlenen tutanakta da ayrıntılı olarak yüzölçümlerindeki azalmanın sebepleri belirtilmiştir.
Uygulama kadastrosu sonucunda, taşınmazların ham toprak olan vasfı tarla olarak değiştirilmiş ve yüzölçümleri de 3402 ... Kanun' un 41 inci maddesi kapsamında belirlenen yüzölçümüne benzer miktarlarla tespit edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında ise, yüzölçümü değişikliğinin tesis kadastrosu sınasında yapılan kaba ölçüm hatalarından kaynaklandığı belirtilmekle yetinilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan iki farklı uygulamaya ait raporların taşınmazların yüz ölçümlerindeki azalmanın nedenini açıkça ortaya koyma konusunda birbiri ile örtüşmediği gibi, İlk Derece Mahkemesince de, söz konusu yüz ölçümü değişikliğinin sebebi somut verilerle net olarak ortaya konulmadan karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
5. Hal böyle olunca. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazlarda 3402 ...
Kanun' un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmalarına ilişkin tüm belgeler ile uygulama kadastro paftaları, tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler, taşınmazların 1968 tarihinde yapılan kadastro işleminde tescil harici bırakılmalarına ilişkin tüm belgeler ve 1994 yılında yapılan tesis kadastrosuna ilişkin tüm belgeler ile 1968 ve 1994 yıllarına en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarından eksik olanlar getirtilerek dosya ikmal edilmeli,
daha sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle 3402 ...
Kanun' un 41 inci maddesi kapsamında Kadastro Müdürlüğü tarafından düzenlenen ayrıntılı rapor ve ekindeki krokiler ile anılan Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen krokilerin çakıştırılması istenmeli, farklılık mevcut ise, bilirkişilerden yukarıda açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle nedenlerinin ayrıntılı olarak tespitine yönelik denetime elverişli rapor alınmalı,
taşınmazların tesis ve uygulama kadastrosu sınırlarının örtüşmemesi halinde sınır farklılıklarının nedeni denetime elverişli olacak şekilde ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşaak sonuca göre bir karar verilmelidir.
6. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/11364, K. 2023/4557, 21 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama