KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/12163 E., 2023/1367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/48 E., 2019/27 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Karar Metni
1.850 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 1, 103 ada 1 ve 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmişlerdir.
2. Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazların orman olarak tapuya tescil edildiğini, ancak bu taşınmazların orman vasfında olmayıp köyün kadim merası olduğunu belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mera vasfıyla özel siciline kaydedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde, çekişmeli taşınmazların orman vasfındaki yerlerden olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Çüngüş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07.03.2014 tarihli ve 2012/46 Esas, 2014/165 Karar sayılı kararı ile, "çekişmeli taşınmazların tamamının orman olmadığı, kadastro sırasında orman olarak tespit gören yerin içinde köy merasına ait alanların da yer aldığı,
taşınmazların orman olarak tespiti durumunda köyün hiç merasının kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının iptali ile fen bilirkişisi İhsan ...'ın 28.10.2013 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide çekişmeli 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 880140,43 m²,
çekişmeli 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (L) harfi ile gösterilen 3585300,10 m² ve çekişmeli 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (M) harfi ile gösterilen 12110,04 m² ve (O) harfi ile gösterilen 192446,63 m² olmak üzere toplam 204556,67 m²'lik yüzölçümüne sahip bölümlerinin kullanım hakkı davacı ... tüzel kişiliğine ait olmak üzere mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına, taşınmazların kalan kısımlarının tespit gibi tesciline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.03.2015 tarihli ve 2015/2710 Esas- 2015/1853 Karar sayılı kararı “Eksik araştırma ve inceleme, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu ve bu sebeple yeniden keşif yapılarak çekişmeli taşınmazların orman ve zirai yönden değerlendirilmesi, taşınmazların orman veya mera niteliğinde olup olmadıklarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozma sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre orman ve mera niteliği gösteren taşınmaz bölümleri dikkate alınarak, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2017 tarihli teknik krokide A harfi ile gösterilen 57.695,81 metrekare; 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın B harfi ile gösterilen 880.140,40 metrekare ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın L harfi ile gösterilen 2.734.803,20 metrekarelik bölümlerine ait tapu kayıtlarının iptaline, bu bölümlerin mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline tescili ile ... mahallesi sakinlerinin kullanımında olduğunun yazılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. İlk Derece Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde, Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak düzenlenen, gerekçesiz ve denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazların kabul edilen bölümlerinin orman vasfı taşıdığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak düzenlenen, gerekçesiz ve denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu, çekişmeli taşınmazların orman vasfı taşıdığını, davacının bu tür yerleri zilyetlikle iktisap edebilmesinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp 25.05.2010 tarihinde kesinleşen ve orman alanı içinde bırakılan temyize konu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman veya mera niteliğinde olup olmadıkları, varılacak sonuca göre taşınmaz bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal edilerek mera özel siciline kaydedilip kaydedilemeyeceklerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 maddesi, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428, 438/7, 439/2 ve 440/I inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı ve kadim köy merası olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazlar ve mera olduğuna karar verilen bölümler büyük bir yüzölçüme sahip olduğu halde her bir taşınmaz bölümü ayrıntılı olarak incelenmemiş, genel bir açıklama ile yetinilmiştir.
Bu kadar büyük bir yüzölçüme sahip taşınmazların bu şekilde incelenmesi mümkün olmadığı gibi küçük ölçekli hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemelerin yetersiz olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin Çataldut Mahallesi dışından seçilerek dinlenmediği, dosya arasında bulunan 07.02.2017 tarihli tek kişilik orman mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu yerler üzerinde 4-5 yaşlarında kızılçam fidanlarının olduğu bildirilmesine rağmen bu fidanların ağaçlandırma projesi kapsamında dikilip dikilmediğinin sorulmadığı,
taşınmazlarla, komşu mera parselleri arasında ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığının araştırılmadığı ve taşınmazlara yönelik eski tarihli belgelerin incelenmesinin yetersiz olduğu açık olup İlk Derece Mahkemesince taşınmazların niteliğinin belirlenmesine yönelik var olan bu çelişkiler giderilmeden, eksiklikler tamamlanmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca taşınmazların panoramik olarak fotoğrafları çekilmemiş, geniş çaplı bir kroki üzerinde taşınmazlar gösterilmemiş, komşu parsellerin dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazları ne olarak okudukları araştırılmamış, taşınmazların evveliyatının orman olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiş, toprak ve bitki örtüsünün ne olduğu teknik bilirkişi raporları ile net ve yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
2. Hal böyle olunca. İlk Derece Mahkemesince, 05.01.2017 tarihli teknik bilirkişi krokisinde yer alan temyize konu 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen 57.695,81 metrekarelik.
102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın B harfi ile gösterilen 880.140,40 metrekarelik ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın L harfi ile gösterilen 2.734.803,20 metrekarelik çekişmeli bölümlerinin niteliğinin tespit edilebilmesi amacıyla, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek,
taşınmaz bölümlerinin bulunduğu Köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak, buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraftan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına alınmalı,
çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2010 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastrosu işlemlerine ilişkin işe başlama, çalışma ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazın orman sınır noktaları ile birlikte gösteren orman kadastro haritaları getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsellerin tesbit tutanakları ile var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile taşınmazlar üzerinde ağaçlandırma çalışması yapılıp yapılmadığına dair evraklar dosyaya celp edilerek dosya keşfe hazırlanmalı, daha sonra önceki bilirkişiler dışında 3 kişilik orman mühendisi,
3 kişilik ziraat uzmanı bilirkişi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanunu’na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanun’un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun)
ve 5658 sayılı Orman Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun)
karşısındaki durumları saptanmalı, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K..
14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş, kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli,
fen ve uzman orman bilirkişi heyeti eliyle yerine uygulanacak taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ile hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, yine fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı ile ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazların niteliği,
konumu ve kullanım durumu belirlenmeli, taşınmazlar üzerinde ağaçlandırma projesi var ise ve bu projenin yasal düzenlemede öngörülen prosedürün izlenmesi suretiyle yapıldığının saptanması durumunda, çekişmeli taşınmazların, gerek hukuki açıdan, gerekse orman olarak tahsis edilmesi nedeniyle fiilen ağaçlandırılmış olduğu gözetilerek,
niteliğinin artık mera olarak tespit edilip sınırlandırma olanağı bulunamayacağı hususu düşünülmeli, komşu köy yerel bilirkişi ve tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde, tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli,
öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi heyeti aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişi heyetinden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazın niteliğini belirtmeye elverişli ayrıntılı,
gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiği gibi, kabule göre de.
İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki kararında, 28.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkında verilen ret kararı davacı tarafından temyize getirilmediği için davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu halde bu kez hükme esas alınan 05.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen aynı bölümün usuli kazanılmış hakka uyulmayarak davacı lehine mera olarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/12163, K. 2023/1367, 13 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama