KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/12411 E., 2023/5360 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/425 E., 2019/41 K.
- Karar
- Asıl davanın kısmen kabulüne, asli müdahil davasının reddine
Karar Metni
2.147 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, aslı müdahil davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, aslı müdahil vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili, Germecik Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; ... ili ... ilçesi Naipli Köyü Osmansekisi Mevkiinde bulunan sınırlarını bildirdiği, ...'tan 03.04.2006 tarihli zilyetlik devir sözleşmesi ile devralınan tahminen 20-25 dönüm civarında taşınmazın eklemeli zilyetlikle birlikte yasada öngörülen sürelerin dolduğu,
anılan taşınmazın devralınan ... murisi ... tarafından halen 60-65 yaşlarında olan zeytin ve incir ağaçları dikilmek suretiyle imar ve ihya edilerek verimli bir zeytin ve incir bahçesi haline getirildiğini, bu suretle imar ve ihya edilen taşınmaz 2006 yılına kadar nizasız, fasılasız kulanılageldiğini ve 2006 yılında zilyetlikle ... tarafından müvekkiline devredildiğini, her ne kadar mevkisi farklı olmakla birlikte dava konusu yerin 1842 parsel olarak Hazine adına 14.955,07 m² olarak tapuya tescil edildiği duyumu alınmış olup,
taşınmaz tapuya kaydedilmiş ise tapusunun iptali ile aksi halde tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilini istemiştir.
Müdahil ... vekili, 03.05.2013 havale tarihli müdahale dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla çekişmesiz ve aralıksız kullandığını, hatta ondan önce de babası olan ...'in bu taşınmaza zilyet olduğunu, onun vefatından sonra da davacı müvekkilinin kullandığını, yaklaşık 50-60 yılı aşkın süredir bu taşınmazı malik sıfatıyla çekişmezsiz ve aralıksız müvekkilin babasının kullandığını, müvekkilinin, söz konusu 1842 parsel ... taşınmazı 30 yılı aşkın süredir bakıp gözettiğini,
taşınmaz içerisinde 55-60 yıllık müvekkilinin murisi olan babası ...'in dikip yetiştirdiği zeytin ve incir ağaçları mevcut olduğunu, söz konusu parsel müvekkilin babası tarafından imar ve ihya edilerek incir ve zeytin bahçesi haline getirildiğini, müvekkilin dava konusu taşınmazı tescil davası ile zaman kaybetmek istemediği için ve kısa yoldan tapusunu almak için Hazineye başvuru yaptığını ve Hazine adına idari yoldan tescilini sağladıktan sonra satış yoluyla Hazineden tapusunu almak istediğini,
ancak bu işlemler başladıktan sonra ve Hazine adına söz konusu taşınmaz tescil edildikten sonra aynı taşınmazla ilgili davacı ...'ın açmış olduğu bir tescil davası söz konusu olduğu için Hazinece satış işlemlerinin yarıda kaldığını, işbu yüzden de ileride bir hak kaybına yol açmaması için davaya müdahale etme zorunluluğunun doğduğunu, taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2014 tarihli ve 2010/24 Esas, 2014/223 Karar ... kararı ile, davacı ve müdahil davacının davalarının ayrı ayrı reddine, davaya konu ... ili ... ilçesi Naipli Köyünde kain fen bilirkişisinin 14.11.2013 tarihli müşterek raporuna ekli krokide (B), (C) ve (D) harfleri ile belirtilen 14.955,70 m²'lik kısmın Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan yeniden tescil istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; ekli krokide (A) harfi ile belirttiği toplam 6.701,63 m² yüzölçümlü alanın Orman İdaresinin tescile yönelik isteminin kabulü ile davalı Hazine adına orman vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş;
hüküm, davacı ... vekili ile müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.03.2015 tarihli ve 2014/8720 Esas, 2015/1443 Karar ... kararı ile, krokide A ile gösterilen bölüme ilişkin olarak kararın onanmasına, B, C ve D ile gösterilen bölümler yönünden öncelikle kesinleşen tahdit uygulaması yapılması ve dava konusu taşınmazın kesinleşen tahditteki durumun belirlenmesi ve kesinleşen tahdit sınırları içerisinde kalmıyor ise 3116, 4785, 5658 ve 6821 ...
Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, orman sayılan yerlerden değil ise zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmuş ve davacının davasının kısmen kabul ve kısmen reddi ile fen bilirkişisinin 14.11.2013 tarihli müşterek raporuna Ek -3'de belirli ekli krokide A harfi ile gösterilen toplam 6.701,63 m² yüzölçümlü alanının orman idaresinin tescile yönelik isteminin kabulü ile davalı Hazine adına orman vasfıyla tapuya tesciline" hükmü kesinleştiğinden fen bilirkişisinin 14.11.2013 tarihli müşterek raporuna Ek-3'de belirli ekli krokide A harfi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına;
davaya konu ... ili ... ilçesi Naipli Köyü Sazak mevki 1842 parsel ... zeytin ve incirlik bahçesi vasfındaki taşınmazın harita ve Kadastro Mühendisi Uğur Çuhacı'nın 16.01.2018 tarihli raporuna Ek-5'te belirli krokide B harfi ile gösterilen 6.806,71m²'lik kısmın ve C harfi ile gösterilen 4.539,84 m² olmak üzere toplam 11.346,55 m²'lik kısmın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline; aynı rapor ve krokide D harfi ile gösterilen 3.609,15 m²'lik kısım yönünden zilyetlik koşulları oluşmadığından davacının talebinin reddine; müdahil davacının davasının reddine karar verilmiş olup;
hüküm, davacı vekili, asli müdahil vekili, davalılar Hazine, ..., Orman İdaresi, ... Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil ile tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tescili istemlerine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 03.05.1968 yılında ilân edilip kesinleşen seri usûlde orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi yapılmış ve sonuçları 28.06.1951 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
1. Davacı ve asli müdahil vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili ve asli müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalılar Hazine, ..., Orman İdaresi, ... Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazlarına gelince. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmuş ancak gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma kararında dava konusu taşınmazın neden tespit harici bırakıldığının belirlenmesi, komşu taşınmazların tutanaklarının getirtilmesi, yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilmiştir.
Yapılan incelemede alınan raporda taşınmazın çalılık fundalık olarak tespit harici bırakıldığının belirtildiği, Kadastro Müdürlüğünün bir cevabında yol olarak diğer bir cevabında hali arazi olarak tespit dışı bırakıldığının belirtildiği anlaşılmıştır. Ayrıca komşu taşınmazların tespit tutanakları incelendiğinde krokilerinde dava konusu taşınmazı mera olarak okuduğu ancak Mahkemece bu yönde hiç bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazın neden tespit harici bırakıldığı hususu netleştirilmemiş ve mera olup olmadığı yönünde araştırma yapılmamıştır. Yine dava konusu taşınmaz üzerinde TEİAŞ lehine daimi irtifak hakkı bulunduğu halde TEİAŞ davaya dahil edilmemiştir.
Öte yandan, yapılan keşif sonrası alınan raporlarda sadece 1957 hava fotoğrafının incelendiği ve tek fotoğraf olması sebebiyle stereoskopik inceleme yapılamadığının belirtildiği ayrıca 1980 basım memleket haritasında dava konusu yerin tamamının üzerinde çalı ve zeytin rumuzu bulunan açık yeşil alanda, 1996 basım memleket haritasında zeytin ve kısmen çalı rumuzu bulunan açık yeşil alanda kaldığı belirtildiği halde hangi kısımlarda çalı bulunduğu,
bu memleket haritalarının yapımına altlık teşkil eden hava fotoğrfalarında durumun ne olduğu üzerinde durulmadan B ve C nin tamamında davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiğinden bahisle bu kısımların davacı adına tesciline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
O halde İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın neden tespit harici bırakıldığı belirlenmeli; yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve stereoskopik inceleme yapılmasına elverir hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen,
davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli. 3116, 4785 ve 5658 ...
Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli;
taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak,
temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 ...
Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez komşu parsellerin tespit tutanağı ekindeki krokilerin dava konusu taşınmazı neden mera olarak gösterdiği hususu üzerinde durularak, yöntemince mera ve zilyetlik araştırması yapılması gerekir. Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi, taşınmazların yetkili ve idarî merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğiyle mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede, 4342 ...
Kanun uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı mülkî amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu idarî işlemler kesinleşmiş ise tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının fen memuru bilirkişisi eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı ve dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, keşifte dinlenecek aynı köy mahalli bilirkişileri,
komşu köy mahalli bilirkişileri ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, varsa çevredeki komşu mera parsellerinin devamı olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı,
böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı;
ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 ...
Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 ...
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince karar verilmeden önce 3402 ... Kanun'un 22/2-a bendi uyarınca çalışma yapıldığı, taşınmazın ada parsel numarası ve yüzölçümünün değiştiği halde, bu çalışma dikkate alınmadan, eski parsel üzerinden hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/12411, K. 2023/5360, 19 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama