KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/13580 E., 2023/6232 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2023
Karar Metni
3.423 kelime·17 dk okuma·13 bölüm
...
MAHKEMESİ
Kadastro Mahkemesi
SAYISI
2009/5 E., 2018/28 K. ... ... ...
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 218, 226, 229 ve 234 parsel ... sırasıyla 135.500,00; 216.500,00; 274.000,00 ve 28.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; ... parsel ... taşınmazın Hazine ile ilgili olup, 766 ... Tapulama Kanunu (766 ... Kanun) muvacehesinde miktar fazlasının Hazine adına tescili gerektiğini, tespit maliklerinin kayıt ve belgede ibraz etmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
3. Davacı Hazine temsilcisi, birleşen dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel ... taşınmazın Hazine ile ilgili olup, 766 ... Tapulama Kanunu (766 ... Kanun) muvacehesinde miktar fazlasının Hazine adına tescili gerektiğini, tespit maliklerinin kayıt ve belgede ibraz etmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
4. Davacı Hazine temsilcisi, birleşen dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel ... taşınmazın tespite esas tapu kaydının kapsamında kalmadığını, mütegayyip eşhastan Hazineye intikal ettiğini ve kayıt miktar fazlasınının da Hazine adına tescili gerektiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
5. Davacı Hazine temsilcisi, birleşen dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel ... taşınmazın Hazine ile ilgili olup, 766 ... Tapulama Kanunu (766 ... Kanun) muvacehesinde miktar fazlasının Hazine adına tescili gerektiğini, tespit maliklerinin kayıt ve belgede ibraz etmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
6. Müdahil davacı ... müdahale dilekçesinde; dava konusu ... parsel ... taşınmazın miras bırakanı ...'dan intikal eden yer olup, kendisinin de hak sahibi olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile adına tescili talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevabında; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davaların birleştirilmesinden önce çekişmeli 229 parsel ... taşınmaz yönünden verilen 19.04.1990 tarihli ve 1967/100 Esas, 1990/50 Karar ... kararla; "... çekişmeli 229 parsel ... taşınmazın kadastro tespitine esas vergi kaydının kapsamında kaldığı, vergi kaydının güney hududunda okunan "sırt" sınırı nedeni ile gayrisabit sınırlı olup, iş bu kaydın miktarı ile geçerli olduğu,
öte yandan vergi kaydının ihdas tarihi ile tespit tarihi arasında da iktisaba elverişli sürenin geçmediği..." gerekçesi ile davacı Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile hükme esas krokide (b) harfi ile gösterilen 41.112,00 metrekare yüzölçümündeki kısmının 5/10 payının ....
5/10 payının ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları ... ve müşterekleri; taşınmazın geriye kalan ve raporda (a) ve (c) harfleri ile gösterilen toplan 229.888,00 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; çekişmeli 226 parsel ... taşınmaz yönünden verilen 19.04.1990 tarihli ve 1967/97 Esas, 1990/49 Karar ... kararla, "... çekişmeli 226 parsel ... taşınmazın kadastro tespitine esas vergi kaydının kapsamında kaldığı , vergi kaydının hududunda okunan "kıraç" sınırı nedeni ile gayrisabit sınırlı olup, iş bu kaydın miktarı ile geçerli olduğu,
öte yandan vergi kaydının ihdas tarihi ile tespit tarihi arasında da iktisaba elverişli sürenin geçmediği ..." gerekçesi ile davacı Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile hükme esas krokide (b) harfi ile gösterilen 88.224,00 metrekare yüzölçümündeki kısmının 5/10 payının ....
5/10 payının ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları ... ve müşterekleri; taşınmazın geriye kalan ve raporda (a) ve (c) harfleri ile gösterilen toplan 128.276,00 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen dava konusu 226 ve 229 parsel ... taşınmazlar hakkındaki kararları, davacı Hazine vekili ve davalı ... ile ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.05.1993 tarih ve 1990/14588 Esas, 1993/5334 Karar ... ilamıyla 229 parsel ... taşınmaza.
17.05.1993 tarih ve 1990/14584 Esas, 1993/5339 Karar ... ilamıyla 226 parsel ... taşınmaza yönelik olarak; "...yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurulması için yeterli bulunmadığı, kadastro tespiti sırasında taşınmaza vergi kaydı dışında tapu kaydının da revizyon gördüğü halde tapu kaydının uygulanmadığı, davalı taraftan tespite esas bu tapu kaydına dayanıp dayanmadıklarının sorulup saptanılmadığı, tapu kaydının maliki ile davalıların akdi ya da irsi ilişkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmediği,
vergi kaydında yazılı mevkinin taşınmaza bir kilometre uzakta bulunduğunun mahalli bilirkişiler tarafından bildirilmesine nazaran bu yön üzerinde durulmadığı, vergi ve tapu kayıtlarının kadastro sırasında başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin araştırılmadığı, kayıt uygulamasında komşu parsel tutanak ve dayanaklarının hepsi getirtilip bu belgelerden yararlanılmadığı,
kadastro ek tutanağında Bismil Sulh Hukuk Mahkemesi kararının dava konusu taşınmazla ilgili olup, ... ...'nın tespite muvafakat ettiği yazılı olmasınave sözü edilen mahkeme kararı getirtilmesine nazaran bu karar incelenip , sonuca etkili olup olmadığının tartışılmadığı açıklanarak davalı taraftan tapu kaydı yönü ile izahat istenilmesi, bundan sonra ekik kayıt ve belgelerin celbedilmesi, daha sonra mahallinde yöreyi iyi bilen, yaşlı ve yansız mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması, bu keşif sırasında tapu ve vergi kayıtlarının uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi,
bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıç günü, sürdürülüş biçimi ve devamı hakkında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, tapu ve vergi kayıtların revizyon durumu araştırılarak bu hususun kayıt uygulanması ve kapsam tayininde göz önünde tutulması, teknik bilirkişiden keşfi izlemeye ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli şekilde krokili rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna karar verilmesi ..." gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararlarının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2004 tarih ve 1994/23 Esas, 2004/108 Karar ... kararı ile; "...çekişmeli 218 parsel taşınmazın tespitine esas tapu kaydının taşınmaza uymakta olup, tapu kaydı güney sınırı itibari ile gayri sabit sınırlı olduğundan kaydın miktarı ile geçerli olduğu, çekişmeli 226, 229 ve 234 parsel taşınmazların tespitine esas tapu kayıtları ile 229 parsel ... taşınmazın tespitine esas vergi kaydının taşınmazlara uymakta olup, vergi kaydı güney sınırı itibari ile gayri sabit sınırlı olduğundan kaydın miktarı ile geçerli olduğu, öte yandan tapu kayıtlarının taşınmazların zilyetleri yararına hukuki kıymetini yitirdiği,
diğer yandan 234 parsel ... taşınmaza davacı tarafın dayandığı tapu kaydınında uymakta olup, bu taşınmazda miktar fazlası bulunmadığı, ayrıca davalı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının da gerçekleştiği..." gerekçesiyle, davacı Hazinenin davasının kabulüne, davacı ... ve ...'in 234 parsele yönelik davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, 19.12.2004 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak,
218 parsel ... taşınmazın (b) ve (c) harfleri ile gösterilen toplam 107.930,00 metrekare kısımları ile 229 parsel ... taşınmazın (c) harfi ile gösterilen 129.880,00 metrekare kısmının ve 226 parsel ... taşınmazın tamamının Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine, 218 parsel ... taşınmazın (a) harfi ile gösterilen 27.570,00 metrekare yüzölçümündeki kısmı ile 229 parsel ... taşınmazın (a) ve (b) harfleri ile gösterilen toplam 144.112,00 metrekare yüzölçümündeki kısımlarının ve 234 parsel ... taşınmazın tamamının hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2004 tarih ve 1994/23 Esas, 2004/108 Karar ... kararı, davacı Hazine vekili ile davalı ... ve ... mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde, 11.11.2008 tarih ve 2008/2731 Esas, 2008/4931 Karar ... ilamla; "...mahkemece yapılan araştırma ve soruşturmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, dava ve temyize konu 218, 226, 229 ve 234 parsel ... taşınmazların tesbitlerine dayanak yapılan tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözlerinin, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları ile denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu,
öte yandan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritanın da anılan kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri 3402 ... Kadastro Kanununun (3402 ...
Kanun) 20 inci maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan vermediği açıklanarak öncelikle tutunulan tapu ve vergi kayıtlarının maliki ya da malikleri ile anılan kayıtlara dayanan tarafların akdi ya da irsi ilişkisinin kendilerinden gereği gibi sorulup saptanması, bu nedenle tapu ve vergi kayıtlarının maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt tablolarının ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmesi ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ilgililere ibraz ettirilmesi,
bu yolla irsi ilişkinin sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmesi, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgililerden bu konudaki delilleri ayrı ayrı sorulup saptanması, gösterecekleri delillerin toplanması ya da bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri varsa dayananlara ibraz ettirilmesi, tapu ve vergi kayıtlarına dayanan tarafların tapu kayıt maliki ya da malikleri ile akdi ya da irsi ilişkisinin varlığı sağlıklı biçimde saptandığı takdirde dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanması,
revizyon görmüş iseler dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördükleri dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan çevreleyen komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik haritanın Kadastro Müdürlüğünden getirtilmesi, bu yolla komşu tüm taşınmazlar tespit edilerek bu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar ve davalı iseler dava dosyalarının getirtilmesi, dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı oldukları saptandığı takdirde dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulması,
vurgulanan bu hukuksal olgunun dava ekonomisi ve sözü edilen kayıtların kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğunun özellikle dikkate alınması, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar ile uzman bilirkişinin katılımı ile çekişmeli taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, 3402 ...
Kanun'un 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle ayrı ayrı yerine uygulanması, uygulamada tapu ve vergi kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle bunların gözönünde tutulması, tapu ve vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması,
tutunulan tapu kayıtlarının haritası varsa kapsamlarının haritasına göre belirleneceği düşünülerek geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kaydının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenerek anılan haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından yararlanılarak haritaların çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, bu yolla tapu kayıtlarının kapsamının haritalarına göre belirlenmesi,
uzman bilirkişiye tapu ve vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinin düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmesi, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları ile denetlenmesi, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız saptanması,
tutunulan tapu ve vergi kayıtlarının iç içe girmesi halinde yüzölçümü daha büyük olan kayda değer verileceği ve tapu kayıtları ifraz görmüş ise ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı içerisinde aranmasının zorunlu olduğunun özellikle dikkate alınması,
dava konusu taşınmazların tümü ya da bir bölümünün dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde dayanılan vergi kayıtlarının mülkiyet belgesi olmadığı zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği düşünülerek dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılması, bu konuda anılan taşınmaz ya da bölümleri üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınması,
tespit bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit bilirkişileri de çekişmeli taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, mevcut çelişkilerin duraksamasız giderilmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli, yargı denetimine açık olacak biçimde rapor alınması, zilyetliğe ilişkin deliller değerlendirilirken tutunulan kök tapu kayıtlarının oluştuğu günün dikkate alınması,
medeni kanunun yürürlük tarihinden önce oluşan tapu kayıtları ile dayanılan vergi kayıtlarının malikleri arasında müşterek mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, anılan kayıtların maliklerinden ölenler varsa ve ölüm günleri mülga medeni kanunun yürürlükte bulunduğu güne rastladığı takdirde adı geçenlerin mirasçıları arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin uygulanacağı,
somut olayda dosya içeriğine göre hazine dışındaki tarafların paylaşmaya dayanmadıkları göz önüne alınarak diğer koşullarının varlığı halinde tapu ve vergi kayıt miktar fazlasından oluşan taşınmazın ancak yüz dönümünü zilyetlikle iktisap edebileceğinin özellikle gözönüne alınması, mülga medeni kanunun yürürlük gününden önce oluşan tapu kayıtlarının maliki yada malikleri ve vergi kayıtlarının maliki ya da malikleri yönünden her bir paydaşa davanın dayanağını oluşturan 3402 ...
Kanun'un 14 üncü maddesi hükmünde öngörülen diğer koşullarının varlığı halinde ise her bir paydaşın en fazla belgesizden zilyetlik yoluyla (100) yüz dönüm taşınmaz mal edinebileceğinin dikkate alınması, ayrıca mülga medeni kanunun yürürlülük gününde önce oluşan tapu kayıtlarında bir dönümün 919 m2 ye tekabül ettiğinin düşünülmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...çekişmeli 218 parsel ... taşınmaz yönünden davalı tarafın dayandığı Haziran 1955 tarih 10 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu, 226 parsel ... taşınmaz yönünden davalı tarafın dayandığı 1936 tarih 10 tahrir numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu, 229 parsel ... taşınmaz yönünden 1936 tarih 7 tahrir numaralı tapu kaydının taşınmaza uyduğu, 234 parsel ... taşınmaz yönünden, davalı tarafın dayandığı Haziran 1950 tarih 92 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaza uyduğu,
tapu ve vergi kayıtlarının hudutları itibari ile gayri sabit sınırlı olup, miktarı ile geçerli olduğu, miktar fazlası kısımda ise zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleştiği ve tespit günü itibari ile yürürlükte bulunan 5602 ... Tapulama Kanunu'nun 13 üncü ve yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe gire 766 ...
Tapulama Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükmüne göre kayıt maliklerinin tek taşınmazda 100 dönüm belgesizden taşınmaz edinebilmelerinin mümkün olduğu, davacılardan ... ve ...'ın 218 parsel ... taşınmaza yönelik davasının vaki feragatleri, davacı ...'in 234 parsel ... taşınmaza yönelik davasının ise dayandığı Kanuni Evvel 1288 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaza uymadığı ve taşınmazda iktisaba elverişli bir zilyetliği de bulunmadığından davalarının reddi gerektiği...." gerekçesiyle, davacılar ... ve ...'ın davalarının feragat nedeni ile reddine, müdahil davacı ...'in davasının reddine, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne,
çekişmeli 218, 226, 229 ve 234 parsel ... taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile 234 parsel ... taşınmaz ile 16.05.2018 havale tarihli fen bilirkişisi ... 'ın raporu ve eki harita esas alınarak. 218 parsel ... taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 27.570,00 ve (B) harfi ile gösterilen 100.000,00.
226 parsel ... taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 88.224,00 ve (B) ile gösterilen 100.000,00 ve 229 parsel ... taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 44.112,00 ve (B) ile gösterilen 100.000,00 metrekare yüzölçümündeki kısımlarının hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve ... mirasçıları. 218 parsel ... taşınmmazın (C) harfi ile gösterilen 8.543.46.
226 parsel ... taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 28.899,38 ve 229 parsel ... taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 28.899,38 metrekare yüzölçümündeki kısımlarının Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olsa dahi zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşmediğini, yapılan araştırmanın ise karar vermeye yeterli olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı ve bu kapsamda kayıt miktar fazlasının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14, 16, 17, 18 ve 20 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Davacı Hazine vekilinin, çekişmeli 218 ve 234 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı Hazine vekilinin, çekişmeli 226 ve 229 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Ancak; dava konusu taşınmazların kadastro tespiti 25.07.1955 tarihinde, 5602 ... Tapulama Kanunu (5602 ... Kanun) hükümlerine göre yapılmıştır. Anılan Kanun, zilyetlikten iktisap edilebilecek taşınmazların toplam miktarı hususunda bir sınırlama içermemektedir. Ne var ki, sınırsız kazanımlar yönünden görülen sakınca üzerine 17.03.1954 tarihinde yürürlüğe giren 6335 ...
Tapulama Kanununun 13 üncü Maddesinin (D) Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun ile 5602 ... Kanun'un 13 üncü maddesinde değişiklik yapılarak belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarı beher taşınmazda 20 dönüm olarak sınırlandırılmış ve bu miktarı aşan taşınmaz iktisabında 10 yıl ve daha önceki tarihli vergi kaydının mevcudiyeti aranmıştır. Daha sonra, 12.07.1966 tarihinde yürürlüğe giren 766 ...
Tapulama Kanunu'nun (766 ... Kanun) 33 üncü maddesi, her bir taşınmazda 20 dönüm olan miktar sınırını 100 dönüme çıkarmıştır.
Hukukumuzda, belgesiz zilyetlikten edinilebilecek taşınmazların toplam yüzölçümü hususunda ilk sınırlama 766 ... Kanun'un 33 üncü maddesini değiştiren ve 26.07.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1617 ... Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirleri Kanunu (1617 ... Kanun) ile getirilmiştir.
Bu değişiklikle, beher taşınmazın 20 dönümlük miktarının belgesiz zilyetlikle edinilebileceği, ancak bu yolla kazanılacak taşınmazların büyüklüğünün bir tapulama bölgesinde 50 dönümü geçemeyeceği kabul edilmiş olup, aynı Kanunla 766 ... Kanun'a eklenen ek madde ile, sözü edilen değişikliğin Kanunun neşir ve ilan edildiği tarihe kadar açılmış bulunan davalarda uygulanamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Daha sonra 09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 ...
Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun) ise belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarını aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlemiş, fazlası için 14 üncü maddede yazılı belgelerin mevcudiyetini şart koşmuştur.
Somut olayda; tespit gününde 5602 ... Kanun'un 6335 ... Kanun ile değişik 13 üncü maddesi yürürlükte olmakla birlikte, yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 766 ... Kanun'un 33 üncü maddesi zilyet lehine hüküm içermekte olup, anılan bu madde davalı taraf açısından kazanılmış hak oluşturmaktadır. Buna göre, diğer koşulların varlığı halinde davalı tarafın belgesiz zilyetlikten her bir parça taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinmesi mümkün bulunmaktadır.
Ancak; sözü edilen Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasındaki düzenlemeler göz önüne alındığında, kadastro çalışmaları sonucu oluşan her bir kadastral parselden değil, kadastro öncesinde bir bütün halinde tek parça olarak kullanılan (bir birine bitişik taşınmazlardan) beher taşınmazdan, aynı sebebe dayalı olarak zilyedin ancak 100 dönüm edinilebileceği de kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, belgesiz zilyetlik yolu ile edinim miktarı hususunda, 766 ... Kanun'un 33 üncü maddesindeki düzenlemenin lehe hüküm içerdiği belirtilerek uygulanması isabetli olmakla birlikte, dava konusu 226 ve 229 parsel ... taşınmazlar bir birine bitişik halde (kadastro öncesi tek parça halinde) olduklarından, davalı tarafın belgesiz zilyetlik yolu ile her iki taşınmazdan toplam 100 dönüm taşınmaz edinebilmesi mümkün olduğu halde, ayrı ayrı 100'er dönüm miktarındaki kısmın belgesiz zilyetlik nedeniyle davalı taraf uhdesinde bırakılması anılan yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafa tercih hakkı kullandırılmak suretiyle, tercihte bulunulmadığı taktirde ise 3402 ... Kanun'un 21/son maddesi hükmü de gözetilerek, re'sen belirlenecek parsel ve taşınmaz bölümünden 100 dönüm miktarındaki kısmın belgesizden davalı taraf uhdesinde bırakılması, taşınmazların belgesiz zilyetlikten edinebileceği bu 100 dönümlük kısım ile kayıt kapsamı olarak belirlenen kısım dışındaki bölümlerinin ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, birbirine bitişik (kadastro öncesi tek parça halinde olan) parsellerden, aynı sebebe dayalı olarak belgesiz zilyetlik yoluyla 100 dönümü aşar miktarda taşınmazın davalı taraf uhdesinde bırakılması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Davacı Hazine vekilinin, dava konusu 218 ve 234 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu taşınmazlar yönünden ONANMASINA,
Davacı Hazine vekilinin, dava konusu 226 ve 229 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik sair temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.2.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Davacı Hazine vekilinin, dava konusu 226 ve 229 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.2.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu taşınmazlar yönünden 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13580, K. 2023/6232, 29 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama