KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/14664 E., 2024/4044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/151 E., 2021/173 K.
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili istemli davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Yahya Kılıç mirasçıları, babalarının 2008 yılında ölümü ile geriye mirasçı olarak kendilerinin kaldığını, dava konusu ettikleri iki adet taşınmazın 1978 yılından beridir kendi kullanımlarında olmakla beraber taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin 34-35 yıldır devam ettiğini, kendi yararlarına eklemeli olarak zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca adlarına tescili istemiyle dava açmış, Hazine ise taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulü ile 2.749,30 m2 miktarındaki taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline ilişkin hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/4568 Esas ve 2016/1063 Karar sayılı ilamıyla, "6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun)
Geçici 1 inci maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince, dava konusu taşınmazın idari sınırları içinde bulunduğu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımının sağlanarak taraf teşkilinin tamamlanması ve bundan sonra orman haritalarının zemine tatbiki ile zilyetlik araştırmasının usulünce yapılması" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, bu kez davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, davacıların dava tarihinden geriye doğru zilyetlikle iktisap koşullarını ispat edememiş olmalarına göre,
İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/14664, K. 2024/4044, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama