KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/16951 E., 2023/4704 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/146 E., 2021/1 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
1.603 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 266 ada 4 parsel ... 448.78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, tespite esas tapu kayıtlarının taşınmaza uymadığını ve davalının zilyetlikle iktisap koşullarını taşımadığını öne sürerek davalı adına olan tespitin iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
3. Müdahil davacılar ... ..., ... ve ... ... ... müdahale dilekçelerinde, dava konusu taşınmazı kendilerinin bahçe olarak kullandıklarını beyan ederek dava konusu taşınmazın adlarına tescili istemi ile davaya katılmışlardır.
II. CEVAP
Davalı ... usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesi 26.05.2015 tarihli ve 2015/16 Esas, 2015/33Karar ... kararı ile; müdahil davacılar ... ..., ... ve ... ... ...'ın aynı ada içerisinde dava dışı 266 ada 7 parsel ... taşınmazı dava dışı .. (...) isimli şahıstan 2009 yılında haricen satın aldıklarını iddia ettikleri ve dinlenen mahalli bilirkişilerin de aynı yönde beyanda bulundukları, mahkemenin 2013/5 Esas ... davasının 15. duruşmasında tanık sıfatıyla dinlenen ...'ın da aynı ada içerisinde başka taşınmazının olmadığını beyan ettiği,
dolayısıyla müdahil davacıların aynı ada içerisinde dava dışı diğer parsellerde hak talep ettikleri ancak bu talepler yönünden mahkemece görevsizlik kararı verildiği, bu kez müdahil davacı tarafından dosyaya sunulan 21.04.2015 havale tarihli 21/06/1995 tarihli kök kayıt maliki tarafından müdahil davacılardan Süphan ...'a satıldığı belirtilen 1300 m2 taşınmaz kısmının satın alındığına dair ara senedi sundukları, ancak sınırlarının belirli olmaması nedeniyle uygulanamadığı, satın alma tarihinin tespit sonrası olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesi talebi yönünden 3402 ...
Yasa'nın 26/1-D maddesi gereğince mahkemenin görevsiz olması nedeniyle dava dilekçesinin reddine, Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememizden müdahil davacıların talep etmesi halinde dosyanın görevli Silvan Asliye Hukuk Mahkemesine Hukuk Muhakemeleri Kanunu 20/1 maddesi uyarınca gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Davacı Hazinenin davası yönünden ise davacı tarafından sözkonusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde olduğunu iddia edilmiş isede, bu hususu doğrulayan herhangi bir tapu kaydı, vergi kaydı, evrak, tutanak v.s. sunulmadığı, davacı Hazinenin iddiasının tamamen soyut bir iddia olarak kaldığı, kök tapu kaydının dayanağı olan Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/62-95 Esas ve Karar ... kararında Hazine taraf olmadığından Hazine yönünden kesin hüküm teşkil etmediği ancak dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalmadığı dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından davasını ispatlayamayan davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.
3. Taşınmazın kimin adına tescili gerektiği yönünden yapılan değerlendirmede ise Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/62-95 Esas ve Karar ... kararıyla oluşan kök tapu kaydının tespit öncesi haricen ifraz edilerek parsellere ayrıldığı, söz konusu ifraz olan parseller tespit öncesi ve tespit sonrası kayden veya haricen kök kayıt maliki tarafından satıldığı, tespit esnasında hatalı ölçümler neticesinde sınırlarda kayma meydana gelmiş ve sonrasında düzeltme yapıldığı, Silvan Belediyesi encümen kararı ile mahalle sayısı arttırılarak buna göre yeniden düzenleme yapıldığı ancak söz konusu düzenleme iptal edilerek eski haline döndüğü,
bu nedenlerle kök tapu kaydından revizyon gören parsel tutanakları tespit sonrası gerek aynı da içerisinde gerekse farklı adalardaki parsel numaraları verilerek değiştirildiği, ancak büyük bir kısmında dayanak tapu kaydı değiştirilmediği, bu durum karışıklığa sebebiyet verdiği, Mahkemece yapılan keşiflerde dava konusu dava konusu taşınmaz ile çevresinin kök dayanağı tapu kaydının mevkii ve sınırları itibariyle dava konusu parseli kapsamakta olduğu, ancak ifraz neticesinde oluşan parsellerin büyük çoğunluğunun taşınmazın tespitine dayanak tapu kaydının sınırları itibariyle nizalı yere uymadığı,
dava konusu taşınmazın 1 ada 8 parsel olarak tespit gördüğü, sonrasında 266 ada 4 parsel olarak değiştirildiği, dayanak tapu kaydının 1 ada 8 parsel olarak kaldığı, dayanak tapu kaydının dava konusu parsele iki sınır itibariyle uyduğu, tespit malikinin dava konusu taşınmazın zilyedi olmadığı, mahkemenin 2015/7 Esas ... dosyasında dava konusu taşınmazın tespit maliki olan ...'un davalı olduğu, bu dosyada da dayanak tapu kaydının sınırlarının nizalı taşınmaza uymadığından bu şahıs lehine tescil kararı verilmediği, dolayısıyla tespit sonrası yapılan düzenleme neticesinde dayanak tapu kayıtları ile tespit tutanaklarının karıştırıldığı,
herhangi bir hak kaybına meydan vermemek üzere re'sen tapu kayıtlarının araştırılması neticesinde taşınmazlara uyan tapu kayıtları mahalli bilirkişilerce belirlenip bu tespitlere göre tescil kararı verildiği, dava konusu taşınmaz ile çevresinin kök dayanağı tapu kaydının mevkii ve sınırları itibariyle dava konusu parseli kapsamakta olduğu, ancak taşınmazın tespitine dayanak tapu kaydının batı ve güney sınırı uyduğu, dolayısıyla tespit malikinin iktisabının 3402 ...
Yasa'nın 13. ve 20. maddelerine uygun olmadığı, Mahkemenin 2015/7 Esas ... dosyasında tespit tutanağında 266 ada 4 parsel olarak yazılı iken üzeri çizilmek suretiyle 262 ada 10 parsel olarak değiştirildiği, tespit malikinin ... olduğu, keşif esnasında dayanak tapu kaydı olan 12.01.1977 tarih 3 sıra nolu tapu kaydının üç sınır itibariyle dava konusu taşınmaza uyduğu, bu nedenle ...'u tespit maliki kabul edilerek tespit malikinin iktisabının 3402 ...
Yasa'nın 13. ve 20. maddelerine uygun olduğu, aksi taktirde kök tapu kaydı sınırları içerisinde taşınmazın tespit öncesi kök kayıt malikinden haricen satın alındığı, kök kayıt maliki ile davalının eklemeli zilyetliğinin tespit tarihi itibariyle yirmi yılı aşkın, nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla devam ettiği, dolayısıyla ... yararına 3402 ...
Kadastro Yasası'nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının da gerçekleştiği anlaşıldığından dava konusu 266 ada 4 parsel numaralı taşınmazın ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili ile asli müdahiller tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.01.2019 tarihli ve 2016/1553 Esas, 2019/392 Karar ... kararıyla; davanın kadastro tespitine itiraza ilişkin olduğu, mahkemece, tespite esas tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı, dava dışı ... lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle çekişmeli taşınmazın dava dışı ... adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme ve varılan sonucun usul hükümlerine uygun olmadığı, ...'un taşınmazın tespit maliki yani davalı olmadığı gibi davada davacı ya da katılan olarak da yer almadığı, 3402 ...
Kanun'un 30. maddesinde sayılan haller dışında kadastro hakiminin hak sahibinin re'sen belirleme yetkisi bulunmadığı, somut olayda anılan kanun maddesinde yer alan haller bulunamadığına göre davanın tarafların iddia ve savunmaları kapsamında görülüp sonuçlandırılması gerekeceği,
hal böyle olunca tespite esas tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığının ve tespit maliki ... lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığının kabul edilmiş olmasına göre davacı Hazine'nin davasının kabulüne ve taşınmazın davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere göre katılanlar ...
İhsan ..., Süphan ... ve ... ... ...'ın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile, Mahkemenin katılanların davası yönünden görevsizliğine ilişkin usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz davası olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları, tanık beyanı ve bilirkişi raporları dikkate alınarak dava konusu parsele uygulanan tapu kaydının taşınmaza uymadığı,
tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymaması nedeniyle davalının Kadastro Kanunu madde 13 uyarınca dava konusu taşınmazı kazanmasının mümkün olmadığı ve Kadastro Kanunu madde 14 uyarınca da davalının dava konusu parseli çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla kullanmaması sebebiyle zilyetlik şartı oluşmadığından dava konusu taşınmazı kazanmasının mümkün olmadığı, ayrıca ... taşınmazın tespit maliki yani davalı olmadığı gibi davada, davacı ya da katılan olarak da yer almadığı, 3402 ...
Kanun'un 30. maddesinde sayılan haller dışında kadastro hakiminin hak sahibinin re'sen belirleme yetkisi bulunmadığı, somut olayda anılan kanun maddesinde yer alan haller bulunamadığına göre davanın tarafların iddia ve savunmaları kapsamında görülüp sonuçlandırılması gerektiği, hal böyle olunca tespite esas tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığının ve tespit maliki ... lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığından davacı Hazinenin davasının kabulüne 266 ada 4 parsel ... taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın arsa vasfı ile davacı hazine adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı Hazinenin davasını ispat edemediği sabit olup davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 13 üncü, 20 inci ve 30 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3402 ... Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/16951, K. 2023/4704, 27 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama