KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/5004 E., 2023/4919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1935 E., 2020/195 K.
- Karar
- Davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Tonya Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/92 E., 2019/43 K.
Karar Metni
1.221 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, ancak kamu düzeni nedeniyle kararın kaldırılmasına, davanın tapu iptali ve tescil yönünden hak düşürücü süre nedeniyle, tazminat talebi yönünden ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Trabzon ili Tonya ilçesi ... Mahallesinde 2005 yılında 3402 ... Kanun'un 5304 ... Kanunla değişik 4 üncü maddesine göre orman kadastrosu yapılmış ve 28.04.2006-29.05.2006 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılmıştır. Bu çalışmalar sırasında dava konusu 115 ada 2, 107 ada 1 ve 109 ada 2 parsel ... taşınmazlar orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2.Davacılar vekili dava dilekçesinde; yörede yapılan orman kadastrosu sırasında vekil edenlerine ait tapulu taşınmazların orman parselleri olarak tespit gören 107 ada 1 parsel, 109 ada 1 parsel ve 115 ada 2 parsel ... taşınmaz sınırları içinde bırakıldığını açıklayarak taşınmazların bu kısımlarının tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tescilini, bu talepleri kabul görmez ise Türk Medeni Kanunu'nun 1007 inci maddesi kapsamında tespit edilecek tazminatın vekil edenlerine verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, tazminat talebi açısından zamanaşımı süresinin de geçtiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman vasfında olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanaklarının 30.05.2006 tarihinde kesinleşerek tapu kaydının oluşturulduğu, işbu davanın ise Kadastro Kanununun 12/3 inci maddesinde düzenlenen tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık hak düşürücü geçtikten sonra 03.08.2016 tarihinde açıldığı,
her ne kadar tutanaklar tapu kaydına yansıtılırken yapılan hatadan ötürü tapu kayıtlarında tescil tarihi 03.08.2006 olarak gözükse de tapu sicilinin aleniyet ilkesi ile Kadastro Kanunun 12 inci maddesindeki açık düzenleme ve madde gerekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen sebeplerle kadastro tutanağındaki kesinleşme tarihinin esas alınması gerektiği, davacının tapu iptal ve tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde terditli olarak 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ...
Kanun) 1007 inci maddesine dayalı tazminat talebi bulunduğu, bu talep açısından da Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında 10 yıllık zamanaşımı süresi olduğu, zamanaşımın başlangıç tarihi olarak tespit tutanaklarının kesinleşerek davacıların mülkiyeti kaybettikleri tarih esas alınmak suretiyle hesaplandığında talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davaccılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçelerinde; tapu kayıtlarına kesinleşme tarihlerinin yanlış yazılarak vekil edenlerinin mağdur edildiğini, tapuya güven ilkesi uyarınca haklarının korunması gerektiğini, Yargıtayın 18.11.2009 tarihinden önceki içtihatlarının, Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğunun tapu kütüğünün oluşumu sırasında yapılan hataları kapsamadığı yolunda olduğunu,
ancak 18.11.2009 tarihinde verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile bu içtihatların değiştiğini bu nedenle Türk Medeni Kanunu'nun 1007 inci maddesine göre yapılacak taleplerdeki zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, kadastro çalışmaları sırasında yapılan ilanın yeterli olmadığını, şahsen tebligat yapılması gerektiğini açıklayarak kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarının 28.04.2006-29.05.2006 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı ve şerhe göre itiraz olmadığından 30.05.2006 günü kesinleştiği, her ne kadar dosya içine alınan tapu kayıt örneklerinde çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu edinme nedenine dayalı olarak 03.08.2006 tarihinde tescil edildiği bildirilmiş ise de anılan kesinleşme tarihinin yöredeki orman kadastrosuna ilişkin olmayıp arazi kadastrosunun askı ilanı sonucuna ilişkin olduğu,
bu haliyle kadastro tutanağı ile tapu kütüğündeki kesinleşme şerhlerine aykırı olarak tapu kayıt örneğinde yazılı tescil tarihine değer verilmesinin mümkün olmayacağı, söz konusu kesinleşme tarihini değil tescil tarihi 03.08.2006 günü olarak bildiren tapu kayıt örneklerinin davacılar lehine hak doğurmayacağı ve sonuç olarak taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerinin kesinleşme tarihlerinin kadastro tutanakları ve tapu kütük örneklerindeki gibi 30.05.2006 olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu, çekişmeli taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin kesinleştiği 30.05.2006 günü ile dava tarihi olan 03.08.2016 günü arasında 3402 ...
Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, davacıların hakdüşürücü süre içinde dava açmayarak mülkiyet hakkını elde etme imkanını kaybettiği, mülkiyet hakkı olmayan kişinin bu hakka dayalı tazminat isteminde bulunamayacağı, eldeki davanın Türk Medeni Kanunu’nun 1007 inci maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında bir bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki, davacıların terditli olarak ileri sürdüğü 4721 ...
Kanun'un 1007 inci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkin olarak hükmün gerekçesinde anılan talebin zamanaşımına uğradığının belirtilmesine ve bu halde davacıların bu talebi yönündeki isteminin zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken özel dava şartı olan hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, Tonya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11.04.2019 tarih 2016/92 Esas, 2019/43 Karar ... kararının kaldırılmasına, 6100 ...
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 inci maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, bu cümleden olarak. Davacıların tapu iptali ve tescil isteminin hak düşürücü süre nedeniyle, 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun 1007 inci maddesi uyarınca tazminat istemlerinin ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davacılar adına eski tapu kaydı bulunduğu iddia edilen taşınmazların orman sınırları içinde bırakılması nedeniyle orman olarak sınırlandırılan taşınmazların tapu kaydının iptalinin gerekip gerekmediği, tapu kayıtları iptal edilmez ise Türk Medeni Kanunu'nun 1007 inci maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğü bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 3402 ... Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun), 4721 ... Türk Medeni Kanunu (4721 ... Kanun), 6098 ... Türk Borçlar Kanunu (6098 ... Kanun), 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme 3.1.Davacıların tapu iptali ve tescil isteminin reddine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.2.Davacılar tarafından, 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastro tespitine itiraz edilmemiş olup, hak düşürücü süre içinde dava açılmayarak mülkiyet hakkını elde etme imkanı kaybedilmiştir. Mülkiyet hakkı olmayan kişi bu hakka dayalı tazminat isteminde bulunamayacağından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin (V.C.3.1.) nolu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.(V.C.3.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendindeki "...zamanaşımı nedeniyle...." kelimelerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün bu şekilde gerekçe DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/5004, K. 2023/4919, 4 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama