KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/7836 E., 2024/4894 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacı ... İdaresinin davasının kabulüne, asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, asli müdahil Orman İdaresinin istinaf başvurusunun reddine; davalı Hazinenin istinaf başvrusunun kabulü ile Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Vakıflar İdaresi vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... İdaresi vekili; Şehzade ... ... Vakfından Mukataalı, ... ilçesinde bulunan 192 ada 14 parsel sayılı 262,50 m2 yüzölçümlü, bahçeli ahşap ev vasıflı taşınmazın tapuda ... adına kayıtlı iken hükmen Maliye Hâzinesi adına tescilinin yapıldığını, 2888 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun (2888 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 24.09.1983 tarihinden sonra vakıf taşınmazın Hazineye intikalinin mümkün olmadığını, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 17 nci maddesine göre aslı vakıf olan taşınmazın vakfına dönmesi gerektiğini ileri sürerek çekişme konusu taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile Şehzade ... ... Vakfı adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil Orman İdaresi vekili; çekişmeli taşınmazın orman sınırları içinde bulunduğu ve yörede yapılan 2/B işlemlerinin yok hükmünde olduğunu belirterek, çekişmeli 192 ada 14 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, kesin hüküm bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki vakıf şerhinin mahkeme kararı ile terkin edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.11.2019 tarihli ve 2014/149 Esas, 2019/357 Karar sayılı kararıyla.
2888 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 24.09.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların Hazineye geçmesine yasal olanak kalmadığı, 5737 Sayılı Kanun'un 17 nci maddesindeki koşulların oluştuğu, öte yandan çekişmeli taşınmazın hükmen orman sınırları dışına çıkarılmakla ormanla bir ilgisinin kalmadığı gerekçesiyle Vakıflar İdaresinin açtığı davanın kabulüne, Orman İdaresinin açtığı davanın reddine dair verilen kararın, davalı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresi vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince,
taşınmazın ormanla ilgisi bulunmadığı belirtilerek Orman İdaresinin istinaf başvurusunun esastan reddine; çekişme konusu taşınmaz üzerindeki vakıf şerhinin mahkeme kararı ile terkin edilmesi sonucu taşınmazın vakıfla ilişiğinin kalmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... İdaresi vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, 5737 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bilindiği zere; 22.09.1983 tarihli 2888 sayılı Kanun'un 2 nci maddesiyle değiştirilen 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (2762 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinde, Medeni Kanun'un 501 inci maddesindeki Hazinenin mirasçı olacağı yönündeki genel hükmünden ayrılmak suretiyle "mülkiyeti mutasarrıfa geçmiş olan taşınmazlarda maliklerin bu yasanın yürürlük tarihine kadar ölmeleri üzerine son mirasçı sıfatıyla Hazineye intikal edipte bu husus tapu kaydına bağlanmış bulunanlar ayrık bırakılarak işlenmemiş olan taşınmazların mahlulen vakfına rücu edeceği" kuralı getirilmiştir. Bu nedenle, 2888 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 24.09.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların Hazineye geçmesine yasal olanağın kalmadığı sonucuna ulaşılmalıdır.
Öte yandan, daha önce Hazine üzerine oluşan tapu kayıtlarının iptal edilememesi için de; taşınmazın önce mutasarrıfına geçip özel mülk haline gelmesi, mal sahibinin mirasçı bırakmadan ölmesi ve 2888 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce tapuda Hazine üzerine yazılması gibi üç koşulun gekçekleşmesi gerekmektedir. Vakıflar Kanun'un tasfiye hükümlerinin işlemesinden önce vakıf malın kuru mülkiyeti mutasarrıfa geçtiğinden, mutasarrıfın tam malik sıfatını kazandığından söz edilemez.
Anılan Kanun'un 29 uncu maddesinde açıklanan koşullar gerçekleşmeden, mirasçı bırakmaksızın ölen kişi malik olamayacağı gibi tasarruf hakkı dahi sona ereceğinden taşınmazın mülkiyetinin Hazineye geçtiği ileri sürülemez. Aynı şekilde mutasarrıfı kaçak ve yitik kişi durumuna düşen taşınmazların mülkiyetinin de metruken vakfına dönmesi asıl olup hiçbir surette Hazineye geçmesine kanuni olanak yoktur.
Hemen belirtilmelidir ki; bütün bu yasal düzenlemeleri içeren 2762 sayılı Kanun hükümleri 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile iptal edilmiş ve yeni 5737 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile “ Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk ve mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle taşınmazların Hazineye intikal yolu kapatılmış bulunmaktadır. Esasen, anılan bu hükmün kamu düzeniyle ilgili kazanılmış hakları bertaraf etmeyeceği tartışmasız olup, çekişmelerde bu hususun gözardı edilemeyeceği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, çekişmeli 192 ada 14 nolu parselin bahçeli ahşap ev vasfı ile tescil edildiği ve böylece orman olmadığı hususunun hükmen sabit olmasına karşısında asli müdahil Orman İdaresinin temyiz istemi yerinde değildir. Ne var ki; dava konusu 192 ada 14 parsel sayılı 262,00 m2 miktarında, bahçeli ahşap ev vasıflı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı olup, taşınmazın 04.08.2009 tarihinde ifrazı sonucu ....kızı adına kayıtlı olduğu, 04.08.2009 tarihinde hükmen Hazine adına kayıt edildiği, kaydında bulunan ... Vakıf şerhinin terkin edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla dava konusu taşınmazın 24.09.1983 tarihinden sonra Hazine adına tescil edildiği anlaşılmakla vakfına rücu edeceği açıktır.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıdaki gerekçelerle Vakıflar İdaresi tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/7836, K. 2024/4894, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama