KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/7955 E., 2024/1102 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1503 E., 2021/190 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/3140 E., 2019/75 K.
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca 2005 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında, dava konusu Çorum ili Merkez ilçesi ... Köyü 117 ada 25 parsel sayılı 6.567,77 m2 yüzölçümlü taşınmaz ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarıca 1994 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışması bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 117 ada 25 parsel sayılı taşınmazı 52 yıl önce Deniz Köyü Muhtarı ve azaları tarafından hazırlanan 11.06.1963 tarihli satış senedi ile 600 lira bedelle satın aldığını, taşınmazın o tarihten beridir ağaçlar dikmek ve ev yapmak suretiyle müvekkilinin malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda olduğu halde kadastro tespiti sırasında hatalı olarak ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek 117 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; köy senedi ile satın alınan taşınmaz sınırlarının dava konusu taşınmazın sınırlarını kapsamadığını, dava konusu taşınmaz hakkında orman araştırması yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, çekişme konusu taşınmazın, orman mühendisi bilirkişi raporuna göre, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre ise, insan emeğiyle ve uzun bir zamanda meydana gelebilecek kültür arazisi özellikleri taşımadığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazda herhangi zirai faaliyet bulunmadığının ve taşınmazın tarım arazisi vasfında olmadığının belirtilmiş olması ile jeodezi bilirkişi marifetiyle incelenen 1955-1960-1990-2005 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın çalılık tipinde bodur ağaçlar ile kaplı olduğunun anlaşılması karşısında davacının taşınmazdaki ekonomik amaca uygun zilyetliğini ispatlayamamasına göre Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/7955, K. 2024/1102, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama