KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/1696 E., 2024/201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.236 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Bursa ili Mudanya ilçesi Kumyaka Mahallesi çalışma alanında bulunan 108 ada 278 parsel ... 61.495,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına ve paylaşmaya dayalı olarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar Recep ve ... dava dilekçesinde; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir bölümünün adlarına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, davacıların dayandığı harici senedin bir geçerliliğinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.05.2016 tarihli ve 2015/19 Esas, 2016/107 Karar ... kararı ile davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.02.2020 tarihli ve 2016/14407 Esas, 2020/558 Karar ... kararıyla; dava konusu 108 ada 278 parsel ile davacılar adına tespit ve tescil edilen dava dışı 108 ada 346 parsel ... taşınmazın ve komşu bir kısım taşınmazların, tapu kaydına ve harici satın almaya dayalı olarak malikleri adına tespit gördükleri ve bu taşınmazların tespite esas alınan tapu kayıtları kapsamında kaldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafın, dava konusu taşınmazı 11.02.1976 tarihli senet ile tapu maliklerinin verdiği vekaletnamelere dayalı olarak M.
Ata Çavuş'tan (aynı zamanda tapu maliklerinden) satın aldıklarını, ayrıca daha sonra muhtarlıkta da kaydının bulunması için aynı şartlarla bir senet daha düzenlendiğini, satın aldıkları alanın “set” sınırına kadar dayandığını, ancak eksik yüzölçümlü olarak 108 ada 346 parsel ... taşınmazın adlarına tespit gördüğünü ileri sürerek,
çekişmeli taşınmaz içinde bırakılan kendilerine ait taşınmaz bölümünün adlarına tescilini talep ettiğini, davalı tarafın ise senede dayalı olarak zaten davacılar adına 108 ada 346 parselin tespit edildiğini, çekişmeli taşınmazda davacıların bir haklarının bulunmadığını savunduğunu, davacıların dayandığı 11.02.1976 tarihli el yazısıyla yazılmış senette, güney sınırının “hissedarlar ve set” olarak belirlendiği miktarın bulunmadığı, alıcısının davacılar, satıcısının ise vekaletnamelere dayalı olarak satışın yapıldığı tarih itibariyle tapu malikleri olan kişiler ve kendi adına M.
Ata Çavuş olduğunu, bilahare yapıldığı anlaşılan daktilo ile yazılmış diğer senette ise güney sınırının “Sahibi senet” olarak belirlendiği, alıcıların ve satıcının aynı kişiler olduğunu, ayrıca muhtar imzası ve mührü ile iki azanın da imzalarının bulunduğunu, davacılar tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan muhtar imzasının bulunduğu daktilo ile yazılmış senedin üst kısmında el ürünü olarak 10.000 metrekare ve 12.12.1977 tarihinin yazıldığı görülmekte olup, bu senet düzenledikten sonra muhtarlık makamına bırakılan ve muhtarlıkça eldeki dosyaya gönderilen nüshasında, miktar ve tarih bilgilerinin bulunmadığını, bu duruma göre,
senedin taraflarca ve muhtarlıkça imzalandığı tarihte, satılan taşınmazın miktarının ne kadar olduğunun senede yazılmadığı ve yönlerinin de doğal sınırlar ya da komşu taşınmaz maliklerinin isimleriyle belirlendiğini, taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen üç yerel bilirkişi aradaki sınırın neresi olduğunu bilemediklerini söyledikleri, tespit bilirkişileri Hamit Aytaç ve Niyazi Karakaya eylemli ve birbirine benzer beyanlarda bulunarak,
aradaki sınırın “set” olarak tabir edilen yer olduğunu, setin kuzeyindeki taşınmaz bölümünde bulunan zeytinlerin davacı tarafça toplandığını, setin güneyinde kalan zeytinlerin ise davalı tarafça yıllarca toplandığını, bu güne kadar da bu kullanıma kimsenin bir itirazının olmadığını ve tespit sırasında kadastro teknisyeninin gösterdikleri bu sınıra göre ölçüm aldığını, ancak daha sonra krokinin nasıl çizildiğini bilemediklerini ifade ettikleri, tutanak bilirkişisi Hamit Aytaç'ın ayrıca, davalı ...‘ın çiftliğinde yıllarca çift sürdüğünü ve çalıştığı dönemlerde aradaki sınırın “set” olduğunu belirttiğini,
fen bilirkişisi tarafından düzenlenen harita ve raporda da, “set” olarak tabir edilen sınırın doğal olarak oluştuğunu, özel bir çaba sarfedilerek veya işleyerek elde etme imkanının bulunmadığını, set sınırı nazara alındığında çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün, davacılar tarafından senet kapsamında kaldığı iddia edilen bölüm olduğunun bildirildiğini, tüm bu anlatımlar karşısında, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığın senedin varlığına ilişkin bulunmayıp kapsamına ilişkin bulunduğu, davacı tarafın elinde bulunan senede sonradan 10.000 metrekare yüzölçümünün yazıldığı,
muhtarlık makamında bulunan diğer örneğinde bu miktarın bulunmadığı, bu nedenle aradaki sınırın keşifte dinlenen tespit bilirkişi beyanlarına göre çözümlenmesi gerektiği, davacı tarafın dayandığı 11.02.1976 tarihli senet ve devamında yapılan muhtarlıkça da onaylı senet içeriğine göre, davacıların satın alıp zilyetliğini devraldıkları senet kapsamının güneyde “set” sınırına kadar dayandığını, dava dışı 108 ada 346 parsel ile çekişmeli 108 ada 278 parselin fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 17.784,52 metrekare yüzölçümündeki bölümü üzerinde, 1976 yılından tespitin yapıldığı 2005 yılına kadar davacı taraf lehine 3402 ...
Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 13/B-b koşullarının oluştuğu gözetilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın (A) bölümü yönüyle davanın kabulüne karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
3. Bozma ilamına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.04.2021 tarihli ve 2021/338 Esas, 2021/4091 Karar ... ilamıyla karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmuş olmakla bozma gerekçesinde dinlenen bilirkişi anlatımlarında senette beyan edilen set olarak tabir edilen sınırın mevcut olduğunu, kullanımın da bu sınır esas alınarak yıllarca sürdürüldüğünü, sınırın set olduğu bildirilmekle, bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün senet kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 108 ada 278 parsel ... taşınmazın 06.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 17.784,52 m2 yüzölçümlü kısmının ayrılarak yeni bir parsel numarası ile eşit hisselerle davacılar ... ve ... adına, kalan alanın davalı ... adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; çekişmeli taşınmazın davalı taraf tapuda kayıtlı olduğunu, M. Ata Çavuş'a verilen vekaletin 02.11.1987 tarihli noter belgesi ile azilname ile geçersiz hale geldiğini, kadastro tespitinin ise daha sonra yapıldığını, tespit sırasında azilnameye değer verilmesi gerekirken gözetilmediğini, azilnamenin varlığı karşısında harici satışa değer verilemeyeceğini, kaldı ki dayandıkları harici senette geçen 10.000,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın zaten adlarına tespit ve tescil ediliğini açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın hükümde yer alan (A) bölümü üzerinde davacı taraf lehine 3402 ... Kanun'un 13/B-b maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanunu'un 13/B-b maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1696, K. 2024/201, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama