KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/1818 E., 2024/4113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/412 E., 2021/447 K.
- Karar
- Davanın Kısman Kabulüne
Karar Metni
2.032 kelime·10 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastrodan önceki hukuki sabebe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve mirasçı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 2007 yılında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 Sayılı Kanun) ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış ve kesinleşmiş, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 2007 yılında yapılmış çekişmeli parsel tarla niteliği ile Hazine adına tespit görmüştür.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde. Kandıra ilçesi ...
Köyü 153 ada 253 parsel sayılı taşınmazın satış senedi ile müvekkilin babası ... tarafından ... isimli şahıstan bedeli ödenmek suretiyle 07.02.1976 tarihinde satın alındığını, satan şahsın ve müvekkilinin babasının ve müvekkilinin, dava konusu taşınmazdaki eklemeli nizasız ve fasılasız zilyetliğinin en az 60-70 yıl olduğunu, ancak kadastro tespitleri sırasında tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, nizalı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı gibi 100 dönüm sınırlamasının da söz konusu olmadığını,
hudutlarında şahıs arazileri bulunan taşınmazın 153 ada 253 parsel numarası verilerek tarla niteliği ile hazine adına yazılmış olması nedeniyle tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin genelde ormanlık alan olması ve taşınmazın da hali hazırda kısmen eylemli olarak orman görünümünü muhafaza etmesi karşısında taşınmazın niteliği ve evveliyatının orman olup olmadığı araştırılması gerektiğini, taşınmazın evveliyatının orman olmadığının anlaşılması halinde öncesinin ne olduğu, iddia edilen zilyetliğin ne zaman başlayıp, nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiğini ve ekonomik amacına uygun olup olmadığının maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak araştırılıp bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Yargılama sırasında 25.01.2018 tarihli celsede mirasçıların tamamı "Ben davacının açmış olduğu davaya muvafakat ediyorum, dava konusu yer babamızdan gelen bir yerdir," şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
3. Mirasçı ... 12.08.2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kök murisi ... 'dan kalmış olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerindeki payını davacıya devretmediğini ve dava konusu taşınmazın kök muris ... mirasçıları (terekesi) adına miras payları oranında tesciline karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2014 tarihli ve 2012/188 Esas, 2014/54 Karar sayılı ilamı ile; mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanıkların taşınmazın davacının babası tarafından kullanıldığını, babasının taşınmazı Bayram Uslu'dan satın aldığını ve sınırları itibariyle 7.2.1976 tarihli senedi doğruladığını beyan ettikleri, orman bilirkişisi raporunda taşınmazın bir kısmının orman niteliği gösterdiğinin belirtildiği,
zilyetlik ile bu kısmın kazanılamayacağı gerekçesiyle, Kocaeli ili, Kandıra ilçesi, ... köyü 153 ada 253 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen 23.914,01 m2'lik kısmı yönünden açılan davanın kabulü ile davalı adına olan tapu kaydının iptaline, taşınmazın ... adına kayıt ve tesciline, taşınmazda B harfi ile gösterilen 18.708,69 m2'lik kısım yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2016 tarihli ve 2015/10088 Esas, 2016/11169 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazın davacıya murisi ... ’dan intikal ettiğinin iddia edildiği halde bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadığı, murisin ölüm tarihine göre, terekesi iştirak halinde mülkiyete tabi bulunduğundan, geçerli bir satış ve taksimin kanıtlanamaması karşısında ve başka mirasçıların da bulunması olasılığı göz önüne alınarak, davacının tek başına dava açamayacağı, davacıya veraset belgesi ibrazı için önel verilmesi, başka mirasçısı varsa davaya dahil ettirilmesi veya miras şirketine mümessil tayin ettirilerek,
uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılmadığını, mahkemece en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile kadastro tespitinin yapıldığı yıldan 15 - 20 yıl öncesine ait en az iki memleket haritası ile bu memleket haritalarının yapımına esas hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilip dosya içerisine alındıktan sonra,
yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir fen elemanı ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması gerektiği, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu ...
Köyü 153 ada 253 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 30.10.2020 tarihli rapor ve ekli krokisinde A harfi ile gösterilen 23.914,01 m²lik kısmının orman sayılmayan alanda kaldığı, B harfi ile gösterilen 18.708,68 m²lik kısmının ise orman sayılan yerlerden olduğu, bu hususun hava fotoğrafları ile de sabit olduğu, orman bilirkişi heyetinin raporunda da A harfi ile gösterilen kısmın zilyetlikle edinilebilir yerlerden olduğu, B harfi ile gösterilen kısmın ise eylemli orman vasfında olduğunun belirtildiği, mahallinde dinlenilen davacı tanıklarınca dosyaya sunulan senedin hudutlarının evveliyatı itibariyle kısmen doğrulandığı,
taşınmazın evveliyatında davacının babası ... tarafından... isimli kişiden satın alındığı, vefatından sonra ise davacı tarafından ekip biçmek suretiyle kullanılmaya devam edildiği, bir süre sürülmediği için üzerinde doğal ağaçlar çıkmaya başladığı, davacının babasının taşınmazı satın aldığı ...'ün tanık olarak dinlenilen oğlu ...'ün taşınmazın 1976 yılında davacının babası tarafından bedeli karşılığında satın aldığı ve o yıldan beri de davacının babasının ve onun vefatından sonra da davacının kullanımında olduğunun beyan edildiği, zilyetliğin en az 30-40 yıldır ekip biçmek suretiyle sürdürüldüğü gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile,
Kocaeli ili Kandıra ilçesi ... köyü 153 ada 253 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen 23.914,01 m2'lik kısmı yönünden açılan davanın kabulü ile davalı adına olan tapu kaydının iptaline, taşınmazın ... adına tapuya kayıt ve tesciline, orman niteliği taşıyan ve B harfi ile gösterilen 18.708,68 m2'lik kısmı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... vekili ve mirasçı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İştirak halindeki mülkiyette maliklerin paylarının belirli olmadığını, davacının taşınmazı 20 yıldan fazla bir süreyle zorla veya diğer kardeşlerin rızası olmadan kullanmasının Türk Medeni Kanununa göre hakkın kötüye kullanılması olduğunu, dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, zilyetlik ile iktisap süresi ve şartlarının oluşmadığını, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın bozulmasını istemiştir.
2. Mirasçı ... temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında belirtilen hususlar göz önüne alınmadan karar verildiğini, dava konusu taşınmazın muris babası ... ’ya ait olduğunu, babasının 2001 de ölümü ile mirasçıları arasında herhangi bir rızai taksim yapılmadığını, muris ... ’nın bu taşınmazı ...’ya satmadığını, Yargıtay bozması sonrası mirasçı sıfatı ile dahil olduğunu ve davayı muvafakati olduğunu bildirerek murisinden adına isabet edecek veraset ilamındaki hissesi oranında taşınmazın murisine geri döndürülmesini beyan ettiğini, mahkemece bu yönde hiçbir inceleme yapılmadığını, taşınmazlarda ... mirasçısı olarak hakkının olduğunu,
mahalli bilirkişilerin taşınmazın ...’ten geldiğini mirasçılar arasında taksim edildiğini ve davacıya düştüğünü söylediklerini, davacının uzun süreli ve tek başına zilyetliğinin bulunmadığını, keşifte belirlenen ve dinlenen beyanlara göre kendisinin taşınmazların terekeye iadesini isteğini belirttiğini, bu sebebe göre murisin terekesine temsilci atanması gerektiğini ve davacı olarak kendisine dava açmak üzere yetki verilmesi gerektiğini, kendisinin ve diğer kardeşlerinin taşınmazdaki hisselerini davacıya satmadıklarını, taşınmazın mirasçılarından sadece ... adına tapuya tesciline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
taşınmazın ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesine nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Davalı ...'nin temyiz itirazları değerlendirildiğinde; Dava dosyasında bulunan 1940, 1973, 1998 ve 2010 yılı hava fotoğrafları incelendiğinde dava konusu taşınmaz üzerinde sıra ve kümeler halinde ağaççık bulunduğu görülmektedir. İlk Derece Mahkemesince bu husus üzerinde durulmadığı, imar ihya hususu araştırılmadığı gibi kazandırıcı zamanaşımı süresi bakımından da yeterli inceleme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait tüm hava fotoğrafları ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise ilgili karar örnekleri bulundukları yerlerden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında seçilecek 3 ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;
yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek tespit edilmeli;
hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği, kullanım durumu, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgelerle karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri denetlenmeli;
yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin sürdürülüş biçimini, zilyetliğin terk edilip edilmediğini, edilmiş ise zilyetliğin hangi tarihte terk edildiğini ve bundan önceki kullanış şeklini, süresini,
taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını ve böyle bir yerlerden ise imar ihyanın başlangıç ve bitiş tarihini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki ziraatçi raporlarını da irdeler şekilde, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli.
3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip,
Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre mirasçı ...'ın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ...'nin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre mirasçı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1818, K. 2024/4113, 11 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama