KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/2116 E., 2024/7305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/411 E., 2022/1 K.
- Karar
- İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine
- İlk derece mahkemesi
- Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/180 E., 2019/461 K.
Karar Metni
2.025 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında tesis kadastro çalışması 1954 yılında yapılmış, dava konusu taşınmaz tescil harici bırakılmıştır.
Dava; tapusuz taşınmazın tescili davasıdır.
Davacılar vekili.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK), dava konusu Osmaniye ili ... köyü ... önü Mevkiinde bulunan ve 96.000,00 m2 olan taşınmazı acele kamulaştırma ile kamulaştırdığını, kurumun düzenlediği zilyetlik tespit tutanaklarında taşınmazın tamamının 40 yıldır davacılar tarafından zilyet olduklarının tespit edildiğini, taşınmazın bir kısmına ilişkin davacılar murisine ait tapu bulunduğunu, bu tapunun Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/668 Esas sayılı acele el koyma dosyasında bulunduğunu,
ayrıca 1970 yılında Osmaniye Kaymakamlığının 970-27 Karar sayılı kararı ile Köy muhtarlığının müdahalenin meni talebinin reddedildiğini ve taşınmazın davacıların tapulu malı olduğunun tespitinin yapıldığını, taşınmazın davacıların murisinin kadimden bugüne nizasız fasılasız hüküm ve tasarrufunda kullandığını, dava konusu taşınmazın olağanüstü zamanaşımıyla zilyetlikten davacılar adına tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmazın tamamı yönünden zilyetliklerinin tespitine, taşınmaza isabet eden kamulaştırma bedelinin taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın kadastro tespit çalışmaları sırasında Ceyhan nehir alanı olarak değerlendirilerek tescil harici bırakıldığı, fen bilirkişisinin 23.01.2019 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının evveliyatının orman olduğu, (D) ve (E) harfi ile gösterilen kısmının nehir içinde kaldığı, (B) ve (C) ile gösterilen kısmın evveliyatının ziraat alanı olduğu,
keşif mahallinde dinlenen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişilerin davacıların dava konusu taşınmazı 1971 yılından Arslantaş barajının yapıldığı tarihe kadar zilyetliklerinde bulundurdukları, bu kısımda tarım yaptıklarını beyan ettikleri, dosya içerisine giren müzekkere cevabından Arslantaş barajında 09.12.1984 tarihinde su tutulmaya başlandığı, ... regülatöründe 09.01.1978 tarihinde su tutulmaya başlandığı, 1971 yılından 1984 yılına kadar davacıların dava konusu taşınmazı zilyetliklerinde bulundurdukları ve tarımsal faaliyet yaptıkları kabul edilse dahi kullandıkları sürenin 13 yıl olduğu,
4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı ile iktisap için dava konusu taşınmazın nizasız ve fasılasız olarak 20 yıl süre ile zilyetlikte bulundurulması gerektiği, davacıların olağanüstü zamanaşımı ile iktisap için gerekli süre boyunca dava konusu taşınmazı zilyetliklerinde bulunduramadıkları, ayrıca dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılan yerlerden olduğu, yerleşik Yargıtay uygulaması gereği tescil harici bırakılan yerlerin iktisabı için imar ve ihyanın zorunlu olduğu,
davacıların dava konusu taşınmazı hangi tarihlerde ve ne şekilde ihya ettiklerinin tanıkların ve mahalli bilirkişilerin beyanları ile kanıtlanamaması, alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın su altında kalmış olması nedeni ile imar ve ihya yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı yönünde rapor sunulduğu, davacıların imar ve ihya yaptıklarını ispat edemedikleri ve 20 yıllık olağanüstü zamanaşımı ile iktisap için gerekli zilyetlik süresini dolduramadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili; dava dosyasının dayanağı olan Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/668 Esas sayılı acele kamulaştırma dosyasında zilyetlik tutanakları tutulurken dinlenen tanık ve mülk bilirkişi beyanlarının tamamının davaya konu taşınmazın davacılara murislerinden kalarak 1950'li yıllardan bugüne kadar tarım arazisi olarak kullandıklarına ilişkin beyanların mevcut olduğu, davacıların zilyet olduklarına ilişkin tutanak tutulduğu, orman kadastro haritası ve orman müdürlüğü cevabi yazılarından dava konusu yerin orman olmadığının görüldüğü, taşınmaza ait Nisan 1323 nolu Cilt:5, Sayfa: 89, Sıra 16, ...
Mağraönü Mevkii 17 dönüm 1970 tarihinde alınmış eski tapu kaydı olduğu, davaya konu tapusuz taşınmazın tek tapulu sınırı olan Osmaniye-...
Köyü 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanakları ile verilen kararın uyumsuz olduğu, taşınmazın sınırlarında orman bulunmadığı, EPDK tarafından düzenlenen zilyetlik tutanaklarında birçok tanık ve mülk bilirkişisi beyanları mevcut olduğu, bu sebeple taraflarınca tanık dinletilmediği, Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/79 Esas sayılı kesinleşmiş dava dosyasında davacıların zilyetlik süresinin Arslantaş Barajının su tutmaya başladığı yıl olan 1984 yılından itibaren başlatıldığı ve dava tarihi olan 2000 yılı dikkate aldığında zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
ancak ilgili dosyada yapılan keşifte davacıların 1971 yılından itibaren taşınmazın zilyedi olduklarını belirttikleri, 1984 yılı esas alınsa dahi Enova şirketince yapılan Ceyhan Hidroelektrik Santrali üretim tesisinin fiilen yapılmaya başlandığı 2008 yılına kadar davacıların davaya konu taşınmazı 23-24 yıl nizasız ve fasılasız tarım arazisi olarak kullanmaları nedeni ile davacılar adına hisseleri oranında 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi gereğince tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise davacıların zilyetliğinin tespitine karar verilmesi gerektiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, bu mümkün olmazsa Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/668 Esas sayılı dava dosyasının 01.03.2012 tarihli gerekçeli kararının hüküm fıkrasının 2 nci bendine konu bloke edilen bedelin hak sahipliğini ispat eden hak sahiplerine ödenmesi hükmü gereğince Hazinenin hak sahipliğinin tespitine karar verilmek suretiyle söz konusu hükmün düzeltilerek onanmasını talep ederek İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın orman sayılan yerlerden olduğu, (B) harfi ile gösterilen kısmın orman sayılmayan yer olduğu, (C), (D) ve (E) harfi ile gösterilen yerlerin ise ırmak yatağı olması nedeni ile orman sayılmayan yerlerden olduğu, Yerel Mahkemece davacıların kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; tesis kadastro çalışmasında aktif nehir yatağı olması sebebi ile tapulama harici bırakılan taşınmazda bulunan nehrin yatak değiştirdiği,
taşınmazın fen bilirkişi raporunda (C), (D) ve (E) harfi ile gösterilen kısımlarının derenin taşma tehlikesi altında bulunması nedeniyle tescil harici bırakılması gerektiği, ancak fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın açık alan olarak görüldüğü, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın daha önce kısmen Ceyhan dere ve yatağında yer aldığı, 1984 yılında Arslantaş barajının faaliyete geçip su tutması ile davacılar tarafından taşınmazların tarımsal amaçlı kullanılmaya başlandığı, dosya içerisinde bulunan rapor, harita ve hava fotoğraflarına göre (B) harfi ile gösterilen kısmın açık alanda yer aldığı,
Ceyhan hidro elektrik santrali inşaatının başladığı 2006 yılına kadar davacıların zilyetliklerini sürdürdükleri, rızaları dışında zilyetliklerini sona erdirdikleri, bu süreye kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu,
yine davacıların aynı yere ilişkin öncesinde de tapusuz taşınmazın tescili davası açmış oldukları, ilk dava tarihi dikkate alındığında davacıların taşınmazda davasız ve aralıksız yirmi yıldan uzun bir süre malik olduğu gerekçesiyle (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacıların davasının kabulü gerektiği, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının da kullanımı doğruladıkları gerekçesiyle davacılar ve davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile HMK'nin 353/(1)-b.
2 nci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısım yönüyle kabulüne, diğer kısımlar yönüyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili; keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın 1971 yılından itibaren kullandıklarını beyan ettikleri, Arslantaş Barajında 1984 yılında su tutulmaya başlandığı, 1971 yılından 1984 yılına kadar davacıların zilyetlik süresinin dolmadığı, mahalli bilirkişi ...'in 1974 yılında Arslantaş barajının patladığı ve taşınmazın su altında kaldığına yönelik beyanı doğrultusunda zilyetliğin aralıksız devam etmediği ve bu olaya ilişkin araştırma yapılmadığı,
davacılar tarafından açılmış olan daha önceki dosyalarda kazanım koşulları oluşmadığı gerekçesiyle red kararı verilip dosyaların kesinleştiği, davacıların hak sahibi olmadıkları, DSİ 6. Bölge Müdürlüğünün yazılarından bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen alanın Ceyhan nehri yatağında ve taşkına maruz alanda kaldığının anlaşıldığı, ayrıca (B) harfi ile gösterilen yerde imar ihyanın gerçekleşmediği, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacıların rızası dışında zilyetliklerinin sona erdirildiği belirtilmiş ise de taşınmazın kamu hizmetine tahsis edildiği,
bu nedenle ... dışı işlemden söz edilemeyeceği, davacıların 2006 yılına kadar zilyetliklerini sürdürdüğüne ilişkin tespitin söz konusu olmadığı, ayrıca belgesiz araştırmasının yapılmadığı iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.
Davacılar vekili; davacıların dava konusu taşınmazın zilyedi olduğuna ilişkin Osmaniye Kaymakamlığının 1970-27 Karar sayılı 2.03.1970 tarihli kararı bulunduğu, bu tarihten itibaren davacıların taşınmazda zilyet oldukları, daha önce Osmaniye 2. Hukuk Mahkemesinde 2004/9 Esas ile görülen davanın iş bu davaya konu olan taşınmazın bir bölümüne ilişkin olduğu ve davacılarının bir kısmının aynı olduğu, bu nedenle BAM kararının gerekçesinin hatalı olduğu,
mülk bilirkişilerinin taşınmazın davacılar tarafından ne zamandan beri zilyet olduklarını belirtmelerine karşın dava konusu taşınmazın bir kısmının su altında kalması nedeniyle tespit yapamadıklarından bilirkişi raporunun farazi üzerine düzenlendiği, Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/79 Esas sayılı dosyasında o dönem henüz Ceyhan HES yapılmadığından alınan raporda taşınmazın tarıma elverişli olduğunun belirtildiği ve iş bu dosyada alınan jeoloji ek raporunda (C) harfi ile gösterilen yerin nehrin etkisi altında olmadığının belirtildiği,
bu nedenle (C) harfi ile gösterilen yer ile ilgili de kabul kararı verilmesi gerektiği, (A) harfi ile gösterilen yerin orman olmadığı, taşınmazın tapulu olan komşu 6 parselin kadastro tutanağındaki sınırlarda ormandan bahsedilmediği, davacıların 1970 yılından baraj kuruluncaya kadar taşınmazı zilyetliğinde bulundurduğu, (C) harfi ile gösterilen alan için de kabul kararı verilmesi gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı Hazine vekilinin aşağıda belirtilen 23.01.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen alan dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı Hazine vekilinin 23.01.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen yer yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde.
İlk Derece Mahkemesince bu kısım yönünden davacıların kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların davasız ve aralıksız yirmi yıldan uzun bir süre malik olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, 1954 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tesis kadastrosunda (B) harfi ile gösterilen alanın aktif nehir yatağı olması nedeniyle tespit harici bırakıldığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca Ceyhan Hidroelektrik Santrali üretim ve yardımcı tesislerinin kurulması amacıyla yapılan kamulaştırmada Arslantaş Barajının kamulaştırma sahası içinde kaldığı,
(B) harfi ile gösterilen alanın ise kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığı hususunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmediği anlaşılmakla, öncelikli olarak (B) harfi ile gösterilen alanın kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece yapılan keşifte, (B) harfi ile gösterilen taşınmazın niteliğinin bozulmuş olduğu tespit edilmiştir.
Bu nedenle öncelikle taşınmazın bulunduğu yerde çekilmiş tüm hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, öncekilerden farklı iki jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile bir ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulundan taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmının geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, taşınmazda tarımsal faaliyet var ise tamamında mı yoksa bir bölümünde mi olduğu hususları;
jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, çekişme konusu (B) harfi ile gösterilen taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmesi;
ziraatçi bilirkişiye, çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen rapor hazırlattırılması, hazırlatılacak bu raporlarda önceki raporların da irdelenmesinin ayrıca ve açıkça istenmesi,
ayrıca İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacılar ile murisleri ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği hususunda Osmaniye Hukuk Mahkemelerine müzekkere yazılmış ise de, tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğünden de bu hususun sorulması ve bundan sonra elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2116, K. 2024/7305, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama