KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/2925 E., 2024/7055 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/530 Esas, 2021/142 Karar
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
1.003 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine, 23.03.2007 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen alanların 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713/6 ncı maddesi gereğince ayrı ayrı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olup, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Maksutuşağı köyünde 08.11.2004 tarihinde 6831 sayılı Orman Kanununa (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosunun 26.11.2005 tarihinde sonuçlandırılarak 10.04.2006 tarihinde ilan edildiği, boşluk olarak tescil harici bırakılan taşınmazın bulunduğu Maksutuşağı köyünde genel arazi kadastrosunun 1962 yılında yapıldığı ve 26.06.1963 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili (Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu) dava dilekçesinde, müvekkilinin İlçenin Maksutuşağı köyünde bulunan hudutları dilekçede yazılı taşınmazı uzun yıllardan beri tarım arazisi olarak kullanmakta olduğunu, bu taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanun'u (4342 sayılı Kanun) uyarınca mera olarak tespit ve tahdit edildiğini, taşınmazın Hazine ve köy tüzel kişiliği ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle dava konusu edilen taşınmazın mera olarak tespit ve tashihine ilişkin işlemin iptali ile taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilini istemiş; davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/535 Esas, 2009/213 Karar sayılı dosyası ile başlayan yargılamada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2010/14652 Esas, 2011/693 Karar sayılı kararı ile tefrik ve Mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi yönünden bozulmasına karar verilmiş, Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/427 Esas 2011/519 Karar sayılı kararı ile orman tahdidine itiraz davası ile tescil davasının tefrikine karar verilmiş, karar 02.02.2017 tarihinde kesinleşmekle orman tahdidine itiraz yönünden dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş,
tescil davası yönünden 2017/111 Esas, 2017/474 Karar sayılı dosyası ile yargılamaya devam edilmesi sonrasında dava konusu taşınmazın bulunduğu köyün idari olarak Dulkadiroğlu ilçesine bağlanması üzerine İlk Derece Mahkemesinin yetkisizliğine karar verilmiş, karar 06.12.2017 tarihinde kesinleşmekle dosyanın tevzii edildiği Kahramanmaraş 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/530 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda.
"Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2010/14652 Esas, 2011/693 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklendiği, Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında dava konusu edilen yerle, Mahkeme dosyasında dava konusu edilen yerilerin aynı olduğu, her iki dosyada da aynı taşınmazların aynı koordinatlarla (A) ve (B) harfleriyle gösterildiği, orman kadastrosuna itiraz davasında karara ekli krokiyi hazırlayan bilirkişiye dosyanın tevdii ile bu durumun teyit edildiğinin anlaşıldığı,
Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasına ekli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen (Mahkeme dosyasında yer alan orman bilirkişisinin 17.05.2007 tarihli raporu ile fen bilirkişisinin 23.03.2007 tarihli raporunda da (B) harfi ile gösterilen) 6.901,65 metrekarelik alanın orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından bu kısma yönelik talebin reddi ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,
orman bilirkişisinin 17.05.2007 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen ve fen bilirkişisinin 23.03.2007 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 5.342,09 metrekarelik yere ilişkin olarak.
Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında bu kısmın orman sayılan yerlerden olmadığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği görülmekle, bu kısım yönünden olağanüstü zamanaşımıyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını incelemesi gerektiği, bozma ilamı öncesi alınan 18.04.2007 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu parselde yaşları 3-5 olmak üzere 50 adet zeytin ağacı, 10-12 yaşlarında ceviz, elma, kiraz ağacı, 8-10 yaşlarında 8 adet ceviz ağacı, 10-12 yaşlarında erik ağacı, 10-12 adet arası kiraz ağacı olduğu, alanın toprak yapısı itibariyle tarıma elverişli olduğunun belirtildiği,
olağanüstü zamanaşımıyla zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının 20 yıllık kazanma süresi bakımından dava tarihi itibariyle somut olayda oluşmadığı anlaşıldığından davaya konu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden de davanın reddine, her ne kadar hükmün 1nci maddesinin (b) bendinde (A) harfi ile gösterilen 5.342,09 metrekare yere ilişkin taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin hüküm kurulduysa da, davalı Hazine adına tescil talebi olmadığından tescil hükmünün sehven verildiğinin anlaşıldığı,
kısa kararla gerekçeli kararın hüküm kısmı arasında çelişki yaratılmaması adına sehven yazılan 'davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline' ibaresinin hükümden çıkarılmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, 23.03.2007 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen alanların 4721 sayılı Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713/6 ncı maddesi gereğince ayrı ayrı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere. 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinin 6 ncı bendinde "Davalılar ve itiraz edenler aynı davada kendi adlarına tesciline karar verilmesini isteyebilirler" amir hükmünü içermektedir.
Eldeki davada, 24.06.2021 tarihli duruşmada davalı Hazine vekili davanın reddini ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini sözlü olarak talep etmiş olup, Hazinenin harçtan muaf olması nedeniyle bu talebin davaya katılma niteliğinde olduğu ve davacı vekilinin de duruşmada hazır olması nedeniyle bu talepten haberdar olduğunun kabulü gerekeceğinden İlk Derece Mahkemesinin, kısa kararında tescil hükmü kurulmakla birlikte, gerekçeli kararında Hazine adına tescil istemini içeren bir dava bulunmadığına dair gerekçesinin yerinde olmadığı açıktır.
Bunanla birlikte, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinin 6 ncı bendine istinaden davalı Hazine adına tescil hükmü kurulduğundan gerekçeli karar sonucu itibariyle doğru olup, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2925, K. 2024/7055, 2 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama