KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/3102 E., 2023/4304 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1348 E., 2022/249 K.
- Karar
- Davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/82 E., 2020/67 K.
Karar Metni
1.239 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; ... ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 128 ada 1 parsel ... 4.157,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilerek bahçe niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar ..., ... vekili dava dilekçesinde; davacıların 128 ada 1 parselde, 6 ve 13 özel parselasyon numaralı bölümlerini 14.06.1993 ve 02.08.1994 tarihli özel satış senedi ve taşınmazın fiilen teslimi ile satın aldıklarını, alım tarihinden itibaren emlak vergilerini ödediklerini, müvekkillerinin taşınmazın hemen yakınında fabrika binaları bulunup taşınmazları bahçe olarak kullandıklarını, taşınmaz hakkında ...
Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1165 Esas ... dosyası ile görülen davada özel parselasyon krokisine dayalı talepte bulunan tarafların tamamının ekte sunulan krokinin aynısını ibraz ettiklerini ve aynı kök zilyede dayalı taşınmazlarını devir aldıkların ve kabulune dair kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, anılan dosyada müvekkillerinin dava ettiği yere ilişkin bir iddiada bulunulmadığını açıklayarak,
128 ada 1 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, krokide görüldüğü üzere 6 ve 13 özel parsel alanlarına isabet eden toplamda (176+270) 446 metrekarelik kısmı oranında 1993 yılından beri taşınmaz zilyedi olarak müvekkilleri adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; söz konusu taşınmazın hakkında Anadolu 25.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/1165 Esas ... dosyasında açılan dava ile diğer açılan davaların birleştirilmiş olup dava sonunda açılan davanın kısmen kabulüne, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve dava konusu 128 ada 1 parsel ... taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan kullanıcı şerhinin iptaline karar verildiğini, parsele ilişkin iki ayrı davanın ise devam ettiğini, öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında açılan bu davalar ve kararların araştırılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Davacıların dava konusu taşınmazda 6 ve 13 özel parsel ... taşınmazlara isabet eden kısmın 1993 yılından beri zilyetleri olduklarının tespiti amacıyla talepte bulundukları, taşınmazın bir kısmının zilyetliğinin dava dışı kişiler adına kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olduğu, davacıların dava ettiği yerlerin fen bilirkişisinin raporunda sarı renkte boyalı (N) harfi ile işaretlenen 270 m2 lik yer ve mavi renkte boyalı ve (M) harfi ile işaretlenen 85,99 m2 lik yerler olduğu,
getirtilen emlak vergisi kayıtları davacıların dava konusu taşınmaz bölümlerini 1993 yılından beri kullandıklarını göstermediği gibi, keşifte dinlenen tanıkların beyanlarının zilyetlik durumunun ispatı yönünden yeterli olmadığı ve davacılarca dayanılan senetlerin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçenin dosya kapsamıyla örtüşmediğini, bilirkişi raporunda müvekkillerinin kullanımında olan yerlerin belirlendiğini, diğer tüm komşularının aynı evraklarla kesinleşmiş yargı kararıyla zilyetlik kaydı oluşturulmuş olmasına rağmen iş bu davada esas mahkemece bu şekilde usul ve esasa aykırı karar verilmiş olmasının açık bir hata olduğunu, düzenlenen satış senetlerinin o tarih itisariyle emlak dosyasına ibraz edilmiş olması karşısında geçerli olduğunun kabulü gerektiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) Ek-4 üncü maddesi ile 6831 ...
Kanun'un 20.6.1973 tarihli kanunla değişik 2 nci maddesinin (B) bendinin amacınına göre kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişiler olduğu, somut olayda uyuşmazlık konusu taşınmazın kadastro çalışmalarında davacıların zilyetliğinde olmadığı, taşınmazın boş vaziyette olduğu dosya arasındaki bilgi ve belgelerden ve teknik bilirkişi raporlarından anlaşıldığı,
zilyetlik olgusu davacı tarafça ispat edilemediğine göre, davacı tarafın zilyetliğe dayalı talebi yerinde olmadığı nazara alınarak İlk Derece Mahkemesince anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar eldeki davada, davanın kayıt maliki Hazine ile birlikte lehine zilyetlik şerhi verilen tüm şerh sahiplerine yöneltilmesi gerekmekte ise de, verilen red kararı sonuç olarak doğru olduğundan usul ekonomisi nazara alınarak anılan hususa değinilmekle yetinilmek suretiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının 6100 ...
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmaz bölümleri üzerinde 3402 ... Kanun'un Ek 4 üncü maddesinde öngörülen kullanım koşullarının davacılar lehine oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kadastro Kanunu’nun (3402 ... Kanun) Ek 4 üncü maddesi
3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince getirtilen emlak vergisi kayıtları davacıların dava konusu taşınmaz bölümlerini 1993 yılından beri kullandıklarını göstermediği gibi, keşifte dinlenen tanıkların beyanlarının zilyetlik durumunun ispatı yönünden yeterli olmadığı ve davacılarca dayanılan senetlerin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince benzer gerekçelerle istinaf talebinin reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
2. Davacılar, kendilerine ait taşınmaz bölümlerini özel parselasyon haritasına dayalı olarak 1993 ve 1994 tarihlerinde satın aldıklarını ve vergiye kaydettirdiklerini öne sürerek eldeki davayı açmışlar ve dava dilekçesi ekinde 18.02.1997 düzenleme tarihli emlak vergisi tahakkuk fişi sunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince davacılara ait emlak vergisi kayıtlarının istendiği ancak Sultanbeyli Belediyesinden gönderilen cevabi yazıda yalnızca 17.04.2018 düzenleme tarihli Emlak Vergisi Bildiriminin gönderildiği içeriğinde Ağrı Caddesinde 270 ve 176 m2 yüzölçümlü arsalar için düzenlendiği görülmektedir.
3. Diğer bir anlatımla davacıların satın aldıkları tarihten itibaren vergiye kaydettirdiklerini ve ödediklerini öne sürdüklerine göre tüm bu beyannameleri ve ödelemeleri gösteren belgelerin Belediye'den getirtilmediği anlaşılmaktadır.
4. Hal böyle olunca.
İlk Derece Mahkemesince, Belediye'ye yazı yazılarak 1993-1994 yıllarından itibaren davacıların bu taşınmazlar hakkında yaptıkları tüm ödemeleri gösterir kayıt ve belgelerin getirtilmesi, bu belgelerin dava konusu taşınmazlara ait olup olmadı hususunda tereddüt hasıl olması halinde bu yönde fen bilirkişisinden ek rapor alınıp alınmayacağı düşünülmeli, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 2010 tarihine kadar davacılar tarafından düzenli olarak vergilerinin ödenip ödenmediğinin tereddütsüz olarak belirlenmeli, ödenmiş olması halinde dava konusu taşınmazın tamamının ve dava edilen bölümlerinin de arsa niteliğinde olduğu,
vergilerinin uzun yıllar boyunca bu şekilde ödenmesinin sahiplenme ve arsa niteliğiyle zilyetliğinde bulundurma iradesinin bulunduğunun tanık beyanlarıyla da ifade edildiği gözetilmeli, aynı taşınmazın yine aynı parselasyon krokisine dayalı olarak değişik bölümlerini satın alan kişilerce açılan ve davanın kabulüne dair Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ...
Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2015 tarihli ve 2013/1165 Esas, 2015/288 Karar ... ilamının eldeki dosya yönüyle emsal niteliğinde olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
5. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3102, K. 2023/4304, 12 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama