KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/3238 E., 2023/3061 K.·Birleşen Dava Dosyası
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/225 E., 2022/289 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/50 E., 2021/148 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/68 E., 2021/4 K.
Karar Metni
2.390 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince. asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili ile davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı ... ile ... tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili Merkez ilçesi ... (...) Köyü çalışma alanında 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2019 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 104 ada 77 parsel ... 49.801,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6387 ada 65 parsel numarasıyla 51.141,49 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 104 ada 46 parsel ...
22.393,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6387 ada 63 parsel numarasıyla 23.226,08 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ..., ..., ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 104 ada 69 parsel ... 46.270,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6387 ada 61 parsel numarasıyla 49.730,77 metrekare yüzölçümlü olarak ve mera vasıflı olarak özel siciline kayıtlı bulunan eski 104 ada 68 parsel ...
31.403,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6387 ada 57 parsel numarasıyla 26.407,40 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. İtirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen davacı ... vekili asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait ... ili Merkez ilçesi ... (...) Köyü 6387 ada 57 ve 63 parsel ... taşınmazların yüzölçümlerinin eksildiğini ve eksikliğin davalılara ait 6387 ada 61 parsel ... taşınmazdan kaynaklandığını öne sürerek, hukuka aykırı miktar fazlası tescilin iptali ile Hazine adına tesciline, sınırlandırma, güncelleme ve yüzölçüm hatalarının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
3. İtirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen davacı ... vekili birleşen dava dosyasında sunduğu dava dilekçesinde ise; uygulama kadastrosu sırasında davalılara ait olan ... ili Merkez ilçesi ... (...) Köyü 6387 ada 65 parsel ... taşınmazın yüzölçümündeki artışın, tescil harici dere ve Hazine adına kayıtlı bulunan 6387 ada 63 parselden kazanıldığını öne sürerek hukuka aykırı miktar fazlası tescilin iptali ile Hazine adına tesciline, sınırlandırma, güncelleme ve yüzölçüm hatalarının giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında 6387 ada 63 parsel ... taşınmazın her iki dava dosyasında da dava konusu olduğu, bu nedenle davalar arasındaki fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
1. Birleşen dosya davalısı ... cevap dilekçesinde; davalı kooperatif ile taşınmazı aralarında taksim ederek kullandıklarını, kendisinin kullandığı kısımda herhangi bir artış meydana gelmediğini, sınırlar ile ilgili bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi savunmasında bulunmuştur.
2. Diğer davalılar tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6387 ada 61 parselin uygulama kadastrosundan sonra ifraz işlemi yapılarak 6387 ada 96 ve 97 parsel olarak ikiye ifraz edildiği, 6387 ada 62 parselinde ifraz işlemi yapıldıktan sonra 96 parsele eklendiği, 6387 ada 61 parselin tesis kadastrosundaki tevzi paftasına ve kullanım durumuna uyularak yapıldığı, uygulama kadastrosu sırasında ise 6387 ada 57 parselin fen raporunda 330 numaralı takometrik yöntem ile ölçülen 330 numaralı köşe noktalarının tesis kadastro paftası ve hava fotoğrafı ile uyumlu olmadığı,
uyumsuz olan ve (A) harfi ile gösterilen 2.007,78 metrekare alanın yenileme çalışmalarındaki fiili zemin göz önüne alınarak 61 parsel sınırları içersinde bırakıldığı, bu iki taşınmaz arasındaki sınırın değişmeye müsait olduğundan değişebilir sınır tipinde alınarak hava fotoğrafı ile uyumlu tesis paftasından alınacağı, (A) harfi ile gösterilen alanın 61 parselden alınarak 57 parsele eklenmesi gerektiği, (A) harfi ile gösterilen alanın 61 parselin ifrazı sonucu 97 parsel sınırları içerisinde kaldığından bu alanın 97 parselden alınarak 61 parsele eklenmesi gerektiği,
6387 ada 63 parselin 6387 ada 61 parsel ile olan sınırının hava fotoğrafları ve kadastro paftasına göre hiç değişmediği, sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiği,6387 ada 65 parsel ile 63 parselin sınırında ise tesis kadastrosu sırasında ölçü hatası mevcut olduğu sınırların kıvrımlarının tam olarak ölçülmediği, yenileme çalışmalarında gelişen teknolojik imkanlar ile davalı taşınmaza ait tüm noktaların hassas bir şekilde ölçülerek tespitin yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığı,
tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasındaki yüzölçüm farkının A ile gösterilen 2007,78 m² alanın hatalı olarak 61 parsel sınırları içerisinde bırakılmasında ve sair farkın ise sınırlandırma tersimat ve ölçü hataları ile zamanın teknolojik ölçüm metodlarının yetersizliğinden kaynaklandığı,
taşınmazların A ile gösterilen alan hariç tüm sınırlarının yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine, 6387 ada 57 ve 61 parselin uygulama kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi kurulunun 24.06.2021 tarihli ek raporunda uygulama kadastrosu sırasında 6387 ada 61 parsel sınırları içerisinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen 2.007,87 metrekare alanın, uygulama kadastrosundan sonra ifraz ve tevhid işlemleriyle 6387 ada 61 parselin yok edilerek, (A) harfi ile gösterilen alanın güncel duruma göre 6387 ada 97 parsel sınırları içerisinde kaldığından,
6387 ada 97 parsel sınırları içerisinde kalan aynı tarihli ek raporda (A) harfi ile gösterilen 2.007,87 metrekare alanın 6387 ada 57 parsele eklenilmesine, böylelikle 6387 ada 57 parselin 28.415,26 metrekare yüzölçümüyle, yapılan ifraz ve tevhit işlemleri sonucunda 6387 ada 61 parselin yok edilerek yerine oluşturulan 6387 ada 97 parselin 21.199,82 metrekare yüzölçümüyle, 6387 ada 96 parselin 28.204,45 metrekare yüzölçümüyle tapuya tesciline, 6387 ada 63 ve 65 parselin uygulama kadastrosu komisyon tespiti gibi tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ile davalılar ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; hakkındaki dava reddedilen parseller ile hakkında kısmen kabul kararı verilen parsel yönünden İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi uygulamanın yönetmelik hükümlerine de uygun yapılmadığını, 104 ada 77 parsel yönünden dereye doğru kaydırmalarının yapıldığını, ayrıca 104 ada 77 parsel yönünden mahkemece (A) ile gösterilen kısım dışında daha fazla bir alanın eklenmesi gerektiğini, ziraat bilirkişinden taşınmazın niteliği hakkında ek rapor alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalılar ... ile ... istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi, kararın usul ve kanuna da aykırı olduğunu, davacının talebini aşamalarda değiştirmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, ... Kadastro Mahkemesinin 2019/52 dosyasının eldeki dava dosyasıyla irtibatlı olduğunu, ancak bu dosyanın incelenmeden hüküm kurulduğunu, sınırların genişlemesinin mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... ile ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... ile ... temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi,
3. Değerlendirme 1. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
2. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
3. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi,
temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
4. İlk Derece Mahkemesince, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasındaki yüzölçüm farkının A ile gösterilen 2007,78 m² alanın hatalı olarak 61 parsel sınırları içerisinde bırakılmasında ve sair farkın ise sınırlandırma tersimat ve ölçü hataları ile zamanın teknolojik ölçüm metodlarının yetersizliğinden kaynaklandığı, taşınmazların A ile gösterilen alan hariç tüm sınırlarının yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; taşınmazların uygulama kadastrosu tutanaklarında, çekişmeli 6387 ada 57 parsel ... taşınmazın komşu 6387 ada 61 parsel ... taşınmaz ile ara sınırının değişebilir sınır, 6387 ada 63 parsel ... taşınmazın komşu 6387 ada 61 parsel ... taşınmaz ile ara sınırının sabit sınır, 6387 ada 63 parsel ... taşınmazın komşu 6387 ada 65 parsel ... taşınmaz ile ara sınırının sabit sınır, 6387 ada 65 parsel ... taşınmazın bitişik dere ile ara sınırının değişebilir sınır olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava dosyalarının birleştirilmesinden önce aynı tarihte yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazlar arasında sabit sınır bulunmadığını, belirgin bir sınırın olmadığını beyan etmişlerdir. Alınan fen, harita ve ziraat mühendisi bilirkişi raporlarında ise, taşınmazlarda tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma ve ölçü hatasının yapıldığı belirtilmiştir.
Şu halde, mahalli bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporlarına ekli olan fotoğraflara göre, taşınmazların sınırlarında sabit nitelikte sınır bulunmadığı gibi, bilirkişi raporlarında tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma ve ölçü hatasından söz edilmekle beraber rapor içeriğinde bu husus denetime elverişli şekilde açıklanmamış;
uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların sınırlarının sabit alınmasının nedenleri ortaya konulmadığı gibi, taşınmazların tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, tesis paftası ile uygulama kadastrosunun çakıştırılması neticesinde, çakışmayan kısımlar yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği de gerekçelendirilmemiş ve ayrıca, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü,
çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde ortaya koymaktan uzak bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
5. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
6. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak sabit nitelikte sınır bulunup bulunmadığı, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik verilerle açıklandığı gibi hususlar tartışılarak, denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
7. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3238, K. 2023/3061, 23 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama