KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/3299 E., 2024/6439 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/5 E., 2021/86 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
899 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili, dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Gömeç ilçesi Hacıhüseyinler köyü çalışma alanında bulunan 186 ada 1, 2, 187 ada 1, 188 ada 2, 189 ada 1, 3, 190 ada 2, 191 ada 2, 3, 4, 6, 8, 9, 196 ada 1, 197 ada 1 parsel sayılı 613.28, 228.22, 263.55, 38.79, 123.60, 200.44, 379.28, 234.71, 69.05, 288.21, 394.54, 61.32, 245.28, 208.24 ve 64,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak ve zilyetleri tutanaklarında gösterilmek suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı Hazine tarafından, davalı ... ve arkadaşları davalılar aleyhine, Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi, kal ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında aynı çalışma alanında bulunan ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilen 189 ada 6 parsel sayılı 222,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hakkında, davacı Hazine tarafından, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılan dava, bu davayla birleştirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "...
Yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı açıklanarak, mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılması,
bu inceleme sırasında temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğraflarından yararlanılması ve bu şekilde çekişmeli taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, arazilerin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının, varsa imar-ihya çalışmalarının tamamlanma tarihinin, üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklinin ve süresinin belirlenmesine çalışılması; keşif mahallinde dinlenilecek tanık ve yerel bilirkişilerden, taşınmazların önceki durumu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı,
varsa imar-ihya çalışmalarının hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrı ayrı ayrıntılı bilgi alınması, beyanları arasında oluşabilecek çekişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması, tanık ve yerel bilirkişi anlatımları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi; taşınmazların kadastro paftasındaki konumu, bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması;
ziraatçı bilirkişi kurulundan, önceki raporları da irdeler şekilde çekişmeli taşınmazların niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı, imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde tarafların zilyetliklerinin ne zaman başladığı ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü ve kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı hususlarında komşu taşınmazlarla mukayeseli değerlendirmeyi içeren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması;
dava konusu taşınmazların tüm yönlerinden çekilmiş fotoğrafları dosya arasına konulması; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 197 ada 1 nolu parselin ... oğlu ..., 189 ada 1 nolu parselin ... oğlu ..., 190 ada 2 nolu parselin ...oğlu ..., 189 ada 3 nolu parselin ... ... oğlu ..., 189 ada 6 nolu parselin tespit gibi ... oğlu ... ... ..., 191 ada 2 nolu parselin ... oğlu ..., 191 ada 3 nolu parselin ... oğlu ..., 191 ada 4 nolu parselin ... oğlu ..., 191 ada 6 nolu parselin ... ... oğlu ..., 191 ada 8 nolu parselin ... oğlu ..., 187 ada 1 nolu parselin ...oğlu ..., 186 ada 1 nolu parselin ... oğlu ..., 186 ada 2 nolu parselin ... oğlu ...,
196 ada 1 nolu parselin ...oğlu ..., 191 ada 9 nolu parselin ham toprak vasfıyla Hazine, 188 ada 2 nolu parselin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 191 ada 9 nolu parsele ilişkin davacı Hazine'nin müdahalenin meni ve taşınmaz üzerindeki yapıların kal'ine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, dahili davalılar ... ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili,
dahili davalılar ... ve Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3299, K. 2024/6439, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama