KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4075 E., 2024/5882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/111 E., 2022/157 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Çekerek Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/7 E., 2019/114 K.
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tarla bedelinin verilmesi talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Yozgat ilçesi ... İlçesi ... Köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 4 üncü maddesine göre, sınırlandırması yapılmayan ormanların sınırlandırılmasını yapmak üzere, 17.10.2008 tarihinde işe başlanılmış, 20.10.2008 tarihinde iş bitirme tutanağının düzenlenmiş ve 24.10.2008-24.11.2008 tarihleri arasında kısmi ilana çıkarılmış olup, itiraz edilmemesi üzerine kadastro çalışmaları kesinleşmiştir.
Davacı ... vekili 21.01.2003 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Köyü ... Mevkii 103 ada 1 parselde kain taşınmazın Osmanlı Devleti döneminden beri davacının ataları tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, son 30 yıldır da davacının zilyetliğinde olduğunu, davacının büyük dedesine ait Osmanlı Devleti tapusunun bulunduğunu, bu nedenlerle taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde tarla bedeli 2.000 TL'nin (kadastrolama tarihinden başlayacak yasal faiz ile) kendilerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "celp edilen hava fotoğrafları, amenjman haritaları, memleket haritaları ve orman kadastro evrakları uzman bilirkişilerce keşifte zemine uygulanarak yapılan inceleme sonucunda dava konusu yerin kadastro çalışmaları sonucunda sahanın "orman" vasfı ile tespit gören alanların içerisinde kaldığı, Doğu, Kuzey ve Güney hudutlarının orman parseli, Batı hududunun ise şahıs taşınmazı ile çevrili olduğu, 27/04/2018 havale tarihli zirai bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taşınmazın toprak yapısı ve eğiminin batısında bulunan tarım arazisi ile bütünlük göstermediği,
diğer hudutlarında yer alan orman vasıflı kısımların devamı niteliğinde olduğu, eğim itibariyle bütünlük gösterdiği, yine orman mühendisi bilirkişisi tarafından alınan teknik bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın 1966 yılına ait eski tarihli memleket haritasındaki konumunun kadastro haritası ile çakıştırılarak tespiti sonucunda orman sayılan yerlerde kadığı ve 1993 yılına ait yeni tarihli memleket haritasındaki konumunun bitki örtüsü içermeyen ve orman sayılmayan alanda kalmakta olduğunun ancak açma işlemine maruz kaldığının tespit edildiği, toprağında humus tabakası barındıran orman toprağı karakterinde olduğunun belirlendiği,
bu hal itibariyle dosya kapsamından dava konusu taşınmazın çelişkiye mahal bırakmaksızın orman sayılan yerlerden olduğu ve dosyada bulunan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından zilyetlik olgusunun da ispat edilemediği " gerekçesiyle, tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;
"kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına, davacının dayandığı belgenin 4785 sayılı yasa karşısında dayanak belgenin hukuki değer taşımayacağına, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağından " gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4075, K. 2024/5882, 14 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama