KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4170 E., 2023/2469 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2804 E., 2022/295 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/128 E., 2021/407 K.
Karar Metni
721 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 1984 yılında yapılan kadastro sırasında ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 10 parsel ... taşınmaz 930 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, davacının zilyetliği altında olduğu şerh edilmiştir.
2. Davacı dava dilekçesinde dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... 10 parsellerin orman vasfı ile Hazine adına yapılan tespite süresi içinde itiraz ettiğini, söz konusu taşınmazların babasından kendilerine intikal ettiğini, söz konusu taşınmazların tarla vasfında olduğunu açıklayarak, taşınmazların belgesizden ve kazandırıcı zamanaşımından dolayı payları nispetinde adlarına tescil edilmesini, yapılan harç ve masrafların davalılar üzerine bırakılmasını istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu mülkiyeti Hazineye ait 10 parsel nolu 930,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın tarla vasfı ile 07.04.1984 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, yine söz konusu taşınmazın 18.01.2008 ve 02.10.2014 tarihlerinde mahallinde yapılan tespitlerde taşınmazın boş olduğunu, davacı veya başka herhangi bir kişi tarafından kullanılmadığının tespit edildiğini, bu tespite göre zilyetlik hükümlerinin oluşmadığının anlaşıldığını, kadastro çalışmalarının yürürlükteki yasalara ve usule uygun olarak yapıldığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığının tespit edildiğini, hava fotoğraflarında açık alan olduğunu, orman sayılmayan alanda kaldığından 2/B uygulamasına tabi tutulamayacağını, kazanma koşullarının tamamlandığını, 40 yılı aşkın süredir davacının kullanımında olup, arpa, buğday ve mısır ekilerek kullanıldığının yerel bilirkişinin de söylediği, tanıkların da aynı yönde beyanları olup, davacının 27.10.1995 tarihinde Kaymakamlığa başvuru ile satış talep ettiğini, satışın uygun görülmediğini, 2002 yılında ecrimisil ödendiğini, güncel tapu kaydında davacının zilyetliğinin şerh edildiğini, red gerekçesinin hatalı bulunduğunu ileri sürmüş, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 12/3 üncü maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizi dilekçesinde; 10 yıllık zamanaşımı geçtiği iddası ile reddinin doğru olmadığını,bu kanun metninin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, bu kararın maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan eldeki davaya uygulanmasının zorunlu olduğunu, zamanaşımı süresinin geçtinden bahsedilemeyeceğini, taşınmaz için yapılan kadastro işleminin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu,davacının zilyetliğini tespitin kesinleşmesinden öncesine dayandığını, taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığını, lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılıp açılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesi
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4170, K. 2023/2469, 25 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama