KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4178 E., 2023/1631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/141 E., 2022/17 K.
- Karar
- Direnme, kısmen kabul kısmen reddine
Karar Metni
1.348 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2020/4372 Esas, 2021/4601 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bozma kararına İlk Derece Mahkemesince direnilmesi üzerine karar Hazine, ..., ... ve ... mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince inceleme yapılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 499 parsel sayılı 3.724,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapusuz taşınmazın adına tescilini talep ederek Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış, tescil davasının yapılan yargılaması neticesinde davanın kabulüne, (A) harfi ile gösterilen 3.015,62 metrekarelik taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ve bu hüküm 21.12.2015 tarihinde kesinleştirildikten sonra, davaya konu olan parsel hakkında 10.10.2013 tarihinde tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kadastro Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli ve 2013/333 Esas, 2018/18 Karar sayılı kararı ile; tutanağa esas olmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararında dava konusu edilen ve kadastro tutanağı ile parsel dışında bırakılan fen bilirkişi raporuna ekli krokide (DV12), (DV2) ve (562) noktaları ile birleşen alan yönünden kadastro tespit tutanağı dışında kalması ve kesin hüküm oluşması karşısında yeniden karar verilmesine yer olmadığına;
aynı raporda (C) harfiyle gösterilen alanın dava dışı parsel içerisinde kalması nedeniyle, bu yönden tutanak düzenlenmesinin mükerrer kadastro oluşturacağı anlaşılacağından bu kısım yönünden davanın reddi ile bu kısma ilişkin tespitin iptaline; diğer yönlerden açılan davanın kabulüne, dava konusu 499 parsel sayılı taşınmazın reddedilen kısımlar dışında kalan 3.700,28 metrekarelik bölümünün davacı ... adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... Belediyesi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2020/4372 Esas,2021/4601 Karar sayılı kararıyla.
"Dava konusu taşınmaz, malik hanesi hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildiği, tutanağın düzenlendiği tarihten sonra Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı ... tarafından açılan tescil davası sonucunda fen bilirkişi raporuna ekli krokide kırmızı kalemle çizili gösterilen bölüm hakkında davanın kabulüne davacı adına tesciline dair verilen hükmün Yargıtay 20. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, buna göre malik hanesinin açık bırakılmasına neden olan davanın kapsamının, onanan mahkeme kararına konu olan taşınmaz bölümü olduğu,
fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C), (D) ve (E) harfi ile gösterilen bölümlerin bu davanın konusunu oluşturmadığı anlaşıldığı, öte yandan mahkeme kararının kadastro paftası ile çakıştırılması sonucu kesinleşen mahkeme kararına konu (562-DV2- DV12) noktaları ile işaretlenen bölümün ise Geçici 8 inci maddeye göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında 498 parsel numarası verilerek çamlık niteliği ile Hazine adına tespitine karar verilen taşınmaz içerisinde kaldığı,her ne kadar bu parsel tutanağı kesinleştirilmiş ise de tespitten evvel açılan tescil davası nedeniyle hukuken malik hanesinin açık olduğunun kabulü gerektiği, hal böyle olunca.
498 sayılı parselin tutanağı davalı hale getirilmek suretiyle bu taşınmaz ve 499 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ekinde kesinleşmiş mahkeme kararı sınır hattı olarak gösterilen bölümün, tespitten sonra kesinleşen mahkeme kararı neticesinde taraflar arasında kesin hüküm oluşturması nedeniyle davacı adına tapuya tesciline, aktarılan davanın konusu olmayan bölümler yönünden ise olağan usule göre kadastro işleminin tamamlanması için kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2020/4372 Esas, 2021/4601 Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine, tutanağa esas olmakla, Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararında dava konusu edilen ve kadastro tutanağı ile parsel dışında bırakılan fen bilirkişisi raporuna ekli krokide DV12, DV2 ve 562 numaralı noktaları birleştiren hatlar arasında kalan alan yönünden kadastro tespit dışında kalması ve kadastrodan sonra bu alan hakkında verilen kesin hüküm karşısında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
fen bilirkişisi raporunda C ile gösterilen alanın dava dışı parsel içerisinde kalması nedeniyle daha önceden kadastrosu yapılmış bu kısım hakkında düzenlenen tutanağın mükerrer olması nedeniyle bu kısım yönünden davanın reddi ile, bu kısma ilişkin tespitin iptaline, diğer alanlar yönünden açılan davanın kabulü ile, dava konusu Bursa ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 499 parsel sayılı taşınmazın reddedilen kısımları dışında kalan kısmının (3.700,28 m2) davacı ... adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar Hazine, ..., ... ve ....ı mirasçıları vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili, davada taraf sıfatları olmamasına rağmen aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili aleyhlerine dava açılmadığını sonradan davaya dahil edilmelerinin taraf sıfatı kazandıramayacağını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan dava niteliğinde olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesindeki kararın usulsüz olarak kesinleştirilmesi nedeni ile aleyhlerine kesin hüküm oluşturmayacağını, bilirkişi raporları arasında çelişkiler olduğunu, kanunun aradığı anlamda davacının kullanımının olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
4. Davalı ... ve arkadaşları temyiz dilekçesinde; temyize konu kararda yargılama giderinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilse de, müvekkiller yönünden davanın reddedilmiş olması sebebi ile müvekkiller hariç tutularak diğer davalılardan tahsili yönünde kararın düzeltilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un 14, 17 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi, Anayasanın 141/3 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Anayasa'nın 141/3 üncü maddesi “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin birinci fıkrasının üçüncü bendine göre.
Mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da bir gereğidir. (6100 sayılı Kanun'un 27-(l)-c maddesi).
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan krokide A, B, D, E harfi ile gösterilen kısmın dava konusu 499 parselin çapı içinde, C harfli kısmın ise komşu 248 parsel çapı içinde, DV12, DV2, 562 ile çevrili kısmın komşu 498 parsel çapı içinde kaldığı açıklanmış olup ilk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken komşu 498 parsel çapında kalan taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, C harfli kısım hakkında düzenlenen tutanağın mükerrer olması nedeniyle bu kısım yönünden davanın reddine, reddedilen kısımları dışında kalan kısmının (3700,28 m2) davacı ... adına tespit ve tesciline karar verilmişse de,
reddedilen kısım (C harfli kısım için red kararı verildi) çıktıktan sonra kalan kısımlar ile davacı adına tesciline karar verilen kısımların yüzölçümü birbiri ile uyumlu olmayıp, taşınmazın her bir bölümünün ayrı ayrı harflendirilerek ve yüzölçümleri belirtilerek hangi kısımlar için davanın kabul edildiğinin hangi kısımlar açısından reddedildiğinin hüküm kısmında açıkça yazılması gerekmektedir. Kararın bu hali ile infazı da mümkün değildir.
Açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarını kabulü ile direnmeyi içeren hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2. Sair hususların incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ..., davalı ..., davalı ... mirasçılarına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4178, K. 2023/1631, 21 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama