KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4295 E., 2024/1381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 303 parsel ... 4.956,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ...
Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, krokisinde (A) harfi ile gösterilen binanın ..., (B) harfi ile gösterilen binanın ..., (C) harfi ile gösterilen binanın ..., (D) harfi ile gösterilen binanın ..., (E) harfi ile gösterilen binanın ise .... ve ...'ın işgalinde ve binaların kendilerine ait olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla davalı Hazine adına hükmen tescil edildikten sonra,
2010 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde ismi geçen kullanıcılar aynen kalmak suretiyle ilaveten krokisinde (E) harfi ile gösterilen binanın Semra Günay, ... ve ...'in işgalinde olduğuna dair şerh verilmek suretiyle tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın bir bölümünün 1980 yılından beri müvekkilinin kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın dava konusu bölümünün tapu kaydının beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; zilyetliğin kişisel hak niteliğinde olduğunu, şerhe ilişkin talebin kullanım kadastrosu sırasında ileri sürülebileceğini belirterek, davanın husumet yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılar ..., ..., ..., Fatma Kavrazlı, Cavidan Kaya ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın 22 yıldır kullanıcısı olduklarını, 2000 yılından önce yapılan kadastro çalışmalarında ..., ..., ..., ..., Semra Günay, İsmet Günay ve ...'ın kullanıcı olduklarının belirlendiğini ancak sınırlarının gösterilmediğini, taşınmazın sınırlarının belirlenmesi için açtıkları davanın Beykoz Kadastro Mahkemesinin 1999/31 Esas ve 2000/10 Karar ... dosyasıyla reddedildiğini, davacının ne kadastro çalışmalarında ne de sözü edilen dava dosyasında iddiasını ileri sürmediğini, kullanım alanı da bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmaz bölümünün davacının kullanımında olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesine, 11.05.2016 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 469.00 metrekarelik bölümün ...'un kullanımında olduğuna dair şerhin eklenmesine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "davacının taşınmazın nizalı bölümünün 1980 yılından itibaren kullanımında olduğuna ilişkin iddiasının ispat edilemediği,
dava konusu taşınmazın üzerinde davacının tespit sırasında ekonomik amaca uygun kullanımının tespit edilemediği, tanık anlatımlarının tespit ve güncelleme anında ekonomik amaca uygun fiili kullanımın varlığına yeterli ve elverişli bulunmadığı, kaldı ki ilk tespit öncesi neden bakımından Kadastro Kanunu'nun 12 inci maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin de dolduğu, güncelleme çalışmalarına ilişkin itiraz bakımından ise davacının kullanımının ispatlanamadığı anlaşıldığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" belirtilerek,
istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4295, K. 2024/1381, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama