KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/5143 E., 2023/3063 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2012/5 E., 2014/19 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
3.442 kelime·17 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dosyaların davacısı/asıl dosyanın davalısı ... mirasçısı ... (... mirasçısı) vekili ve davalı ... vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29.03.2022 tarihli ve 2021/11798 Esas, 2022/3027 Karar ... kararıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Birleşen dosyaların davacısı/asıl dosyanın davalısı ... mirasçısı ... (... mirasçısı) vekili ve davalı ... vekil tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi Merkez Mahallesi çalışma alanında bulunan 810 parsel ... 100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, avlulu kerpiç ev vasfıyla ... ... adına; 1406 parsel ... 6.240,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı nedenle tarla vasfıyla eşit paylarla ... kızı ... ... ve ölü olduğu belirtilerek ... oğlu ... adına; aynı ilçe Eskihisar mahallesi çalışma alanında bulunan 597, 598, 599, 600, 1422 ve 1454 parsel ... taşınmazlar ise, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik ve yüzölçüm haneleri açık bırakılarak tespit edilmiştir.
2. Asıl dava dosyasında davacılar ..., ... ... ve ... mirasçıları dava dilekçesinde; dava dilekçesinde hududları belirtilen yedi adet taşınmazın, murisleri ...'in eşi ...'den intikal ettiğini, muris ... ve oğulları ... ve ...'nın çocuksuz ve eşsiz, muris ...'in oğlu ...'nin ise dul olarak ölümleri üzerine ...'nin ...'i, muris ...'in ise ...'dan olma çocukları ... ve ...'yi mirasçı olarak bıraktığı, taşınmazların kısmen ortak kısmen müstakilen davacılar ile davalı ...'ye kaldığını, bu nedenle davalı ...'ın müdahalesinin önlenmesini ve miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesi istemiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde,
davalılar ..., Hazine, ... Belediye Başkanlığı ve Kabaca Köy Tüzel Kişiliği hakkında dava açmış ve yargılama sırasında dava, ... tarafında açılan dava ile birleştirilmiştir.
3. Birleşen dava dosyasınının davacısı ... dava dilekçesinde; ... ve ...'nin oğlu olan ... ...'... kendisine annesi ...’den intikal eden ve 40 seneden beri malik sıfatıyla zilyet bulunduğu, hududları dava dilekçesinde yazılı zeytinliği, Nazilli Noterliği’nin 24.12.1953 tarih, 1953/7883 ... sözleşmesi ile ... ...’den satın aldığını belirterek, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde, davalılar Şevket ..., ... ..., (çocukları Mücella ve Hacer), ... ..., ..., Hazine ve Kabaca Köy Tüzel Kişiliği hakkında dava açmış ve bu dava, ... ve arkadaşları tarafından açılan dava ile birleştirilmiştir.
4. Birleşen dava dosyasının davacısı ... ... dava dilekçesinde; dava dilekçesinde hududları belirtilen taşınmazların murisi ...'den intikal ettiğini, ...'nin ölümüyle taşınmazların mirasçılarına kaldığını, yaklaşık olarak 35 yıl önce yapılan taksimle, Kabaca Köyündeki üç adet zeytinliğin tamamının ...'ye, Kavaklı Köyündeki iki zeytinliğin ...'ye verildiğini, ancak ...'nin zeytinliklerini kendisine 20.04.1931 tarihle sattığını ve taşınmazlara kendisinin zilyet olduğunu, davalıların taşınmazlar üzerinde haklarının bulunmadığını belirterek,
taşınmazların adına tesciline karar verilmesi istemiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde, davalı olarak ... mirasçıları, ..., ... ... ve Hazine hakkında dava açmış ve bu dava, birleştirme kararlarından sonra, taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
5. Taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendikten sonra, birleşen dava dosyasının davacısı ... ..., Kadastro Mahkemesi'ne her bir taşınmaz hakkında ayrı ayrı sunmuş olduğu dava dilekçelerinde.
1406 parselin babası ...'den intikal ettiğini, yaklaşık 50 sene önce taksim ile 1406 parselin kendisine ve ...'ye taksimen verildiğini, kendisinin ve ...'nin de aralarında taksim yaparak, taşınmazı kuzey - güney hattı olarak ikiye böldüklerini ve doğu tarafın ...'ye, batı tarafın kendisine verildiğini, 05.10.1945 tarihinde taşınmazın ...'ye kalan kısmını ...'den satın aldığını ve taşınmazın tamamının kendisine ait olduğunu belirterek, taşınmazda ... adına yapılan tespitin iptal edilerek, taşınmazın tamamının adına tesciline karar verilmesini talep ettikten sonra,
aşamalarda, taşınmazın murisi ...'in eşi ...'den intikal ettiğini, 597, 598, 599 ve 600 parsel ... taşınmazların murisi ...'den intikal ettiğini, ancak mirasçılar arasında yapılan taksimle kendisine kaldığını belirterek, taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
6. Birleşen dosya davacısı ... mirasçıları dava dilekçesinde; 810 parsel ... taşınmazın murisleri ...'den intikal ettiğini, ancak mirasçılar arasında taksim yapılmadığını ve satış işlemininde olmadığını belirterek, taşınmazların ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında tüm dava dosyaları birleştirilerek davaya devam olunmuştur.
7. Asli Müdahil ... ... ve ... müdahale dilekçelerinde; taşınmazların ...'den intikal ettiğini ve taşınmazlar üzerinde murisleri ...'den dolayı miras paylarının bulunduğunu belirterek, taşınmazların ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; taşınmazların müstakilen kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi savunmasında bulunmuştur.
2. Davalı ... ... ve ..., muris ...'nin mirasçılarının sadece ..., ..., ... ve ... olmadığını, ...'nin kocası ...'in ...'nin ölmesinden sonra evlendiği ikinci eşi ...'dan olma çocukları ..., ... ve ikinci eşi ...'nın olduğunu, taşınmazların kök muris ...'den intikal ettiğini ve mirasçılar arasında taksim yapılmadığını bu nedenlerle de ... tarafından yapılan satışın geçerli olmadığı savunmasında bulunmuşlardır.
3. Davalı ... ... ... ve arkadaşları, ... ...’... temyiz kudretini haiz olmadığını, bu nedenle batıl olan sözleşme nedeni ile ve taraflar arasında taksim yapılmadığından davanın reddine karar verilmesi savunmasında bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararıyla, (eski 1406) yeni 198 ada 20 parsel ... taşınmazın, Çöğürkırı mevkii 1938 tarih ve 1291 tahrir sıra nolu kayıtla ... ve ... adlarına tespit gördüğü ancak dava konusu taşınmazın ziraat bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere toprak yapısında tuzluluk ve çoraklığın bulunduğunun, sazlık durumunda olduğunun belirtildiği, 3402 ...
Kanun'un 16-C maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan özel mülkiyete elverişli olmayan nitelikte olduğu, (eski 810 nolu) yeni 227 ada 10 parsel ... taşınmazın, 1965/4 esas ... dosyada 28/06/1990 tarihli keşif esnasında davalı ...
Ulam, dava konusu 810 parsel ... taşınmazın sadece ... ...’a ait olmadığını, ... ...’... de hissesinin bulunduğunu, annelerinden gelme bir yer olduğunu bildiğini, tespit sırasında ... ...’ın bu evde yalnız oturduğu için onun adına yazıldığını beyan etmesi nedeni ile taşınmasın anneleri ...’den intikal ettiği, 1422 parsel ... taşınmazın.
Kabaca Karataş 500 tahrir vergi kaydına istinaden ... kızı ... ...’ın 20 sene önce ölen babasından ve mirasçılarından intikal ettiği ve vergi kaydının bu taşınmaza ait olduğu, 1454 parsel ... taşınmazın Kacaba Karataş mevki 492 tahrir vergi kaydına istinaden ... kızı ... ...’ın 30 sene önce mirasçılarından intikal ettiği, dava konusu 597, 598, 599 ve 600 parsel ... taşınmazlarında aynı mahiyette olduğu, dava konusu taşınmazların.
Medeni Kanun'un yürürlüğü tarihinden önce ölen kök muris ...'ye ait olduğu, ...'nin mirasının tüm mirasçılar arasında geçerli bir şekilde taksiminin yapıldığı ve paylaşıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla muris ...'nin ölümünden sonra sürdürülen zilyetlik ve yapılan hukuki işlemler geçerli bir taksim sözleşmesi olmadığından mülkiyet kazanmayı sağlayamayacağı ve geçersiz olduğu, muris ...'den intikal eden taşınmazların tüm mirasçılara ait sayılacağından mirasçılarında birbirine karşı zamanaşımıyla mülkiyet kazanmasının hukuken mümkün olmadığı, ayrıca, her ne kadar ... ...'ın zilyetliğinde olduğu beyan edilmiş ise de;
bunun hukuki bir değer taşımayacağı ve olağanüstü zaman aşımıyla kazanmayı sağlayamayacağı, dava konusu taşınmazların Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1958/472 esas ve 591 karar ... ilamıyla ... kızı ...’nin vefatıyla mirasçıları olarak ... (kocası ... ve çocukları ... ..., ... ve ...’nın kaldığı) ...’in de vefatıyla mirasının ..., ... ve kızı ... ve diğer eşi ...’dan olma ... ve ...'ya kaldığı, ...’nin de vefatıyla mirasının kardeşi ..., ..., ...’ya ve onun ölen kardeşi ...’nin kızları ...’e intikal ettiğinin belirtildiği,
tespitteki nitelikleri ile ...’nin mirasçıları adına tespiti gerektiği gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulüne, (eski 1406 nolu) yeni 198 ada 20 parsel nolu taşınmazın tespitinin iptali ile tescil harici bırakılmasına, (eski 810 nolu) yeni 227 ada 10 parsel 1422, 1454, 597, 598, 599, 600 parsellerin tespitteki nitelikleri ile İğci Kızı ve ...
Karısı ...'nin mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/472 Esas, 1958/591 Karar ... veraset ilamının kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, birleşen dosyaların davacısı / asıl dosyanın davalısı ... mirasçısı ... (... mirasçısı) vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç
Temyiz incelemesi neticesinde, Dairemizin 29.03.2022 tarih ve 2021/11798 Esas, 2022/3027 Karar ... ilamıyla; hükmün onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairemizin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, birleşen dosyaların davacısı / asıl dosyanın davalısı ... mirasçısı ... (... mirasçısı) vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1. Birleşen dosyaların davacısı / asıl dosyanın davalısı ... mirasçısı ... (... mirasçısı) vekili karar düzeltme dilekçesinde; 1406 parselin tescil harici bırakılmaması gerektiğini, ziraat raporunda bu hususta her hangi bir tespit olmadığını belirttikten sonra, tüm parseller yönünden ise aşamalardaki iddia ve savunmalarını tekrarlayarak ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili karar düzeltme dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmazların tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlar üzerinde iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 440 ıncı maddesi, 3402 ... Kadastro Kanunu' un 17 ve 17 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, 3402 ... Kadastro Kanun'un (3402 ... Kanun) 30/2 nci maddesi gereğince, genel mahkemelerden kadastro mahkemelerine devredilen davalarda, kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde, dava dışı 3. şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re'sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır.
Tarafların taşınmazların kendilerine intikal ettiğini belirttikleri İğci kızı ..., eski Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 1926 yılından önce vefat etmiş olup, terekesi müşterek mülkiyet hükümlerine tabidir. Müşterek mülkiyette, mirasçılık ilişkisi sona ermedikçe müşterek maliklerin birbirlerinin paylarını zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığı gibi, her bir mirasçının kendi payı üzerinde diğer mirasçılardan bağımsız olarak tasarruf yetkisi olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, mirasçılarının payları oranında taşınmazları üçünçü kişilere satabilecekleri gibi, tespit gününe kadar taşınmazın tamamı üzerinde 20 yıllık zilyetlik süresinin dolması halinde iyiniyetli olma zorunluluğu olmadan üçünçü kişiler adına taşınmaz edinme koşulları da oluşabilecektir.
Taksim iddiaları yönünden ise, taksime dayanan taraf, bu iddiasını ispat etme yükümlülüğü altındadır. Geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi için, taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılmaları, katılmayan mirasçıların taksime muvaffakat vermeleri ve her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin somut olarak ortaya konması gerekir.
Aynı müşterek murisin mirasçıları arasında, murisin ölümünden sonra yöntemine uygun taksim yapıldığının ispat edilememesi halinde, bir kısım mirasçıların taşınmazlarda tek başlarına zilyet olması, taşınmazları kazanmaları için yeterli bir sebep değildir. Mirasçılardan birisinin ya da birkaçının taşınmazlar üzerinde yürüttüğü zilyetlik, tereke adına olup mirasçılar arasında zilyetlikle taşınmaz edinme kuralları uygulanamaz.
Hakkında iptali istemi reddedilen ve Yargıtay denetiminden geçen 18.07.1958 tarihli veraset ilamında, muris ...'nin, yaklaşık 50 sene öncesinde vefatıyla, mirasçıları olarak geriye eşi ..., kızı ..., oğulları ... ... (... ...'... vefatıyla mirasçısı olarak ...'i bıraktığı) ve bekar ve çocuksuz olarak vefat eden oğulları ... ... ve ...'nın kaldığı; eşi ...'in ise vefatından sonra, ...'den olan çocukları ile ikinci eşi olan ...'dan olan çocukları ... ... ve ...'ın kaldığı anlaşılmamadır.
Davacılar ... mirasçıları ile ... ve ... ..., taşınmazların tamamının kök muris ...'den intikal ettiğini ve terekesinin taksim edilmediğini ve bu nedenle taraflar arasında yapıldığı iddia olunan satış senetlerine de itibar olunamayacağını; davacı ... (...'ın kızı), taşınmazların kök muris ...'den intikal ettiğini, mirasçılar arasında taşınmazların taksim edildiğini, taksim neticesinde ... ...'e düşen hisseyi 24.12.1953 tarihli Nazilli Noterliğince düzenlenen gayrimenkul satış vaadi senediyle satın aldığını;
davacı ... ise, taşınmazların kök muris ...'den intikal ettiğini, mirasçılar arasında taşınmazların taksim edildiğini, taşınmazların bir kısmının taksimen kendisine verildiğini, taksim ile ... ...'e verilen taşınmazları 20.04.1931 tarihli satış senedi ile satın aldığını, aynı zamanda 1406 parselin taksimen kendisi ve ... ...'e verildiğini, ancak ...'nin hissesini de 05.10.1945 tarihli satış senediyle satın aldığını ileri sürmüştür.
Tarafların iddia ve savunmalarına göre, çekişmeli taşınmazların müşterek muris ...’den intikal ettiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Şu halde taraflar arasındaki uyuşmalık, çekişmeli taşınmazların, tespitlerine esas alınan kayıtların ve tarafların iddialarında ileri sürdükleri senetlerin kapsamında kalıp kalmadığı, taşınmazlar üzerinde şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı, kök muris ...'nin vefatından sonra mirasçıların katılımıyla usulüne uygun bir şekilde taksim yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ne var ki. İlk Derece Mahkemesince, davanın, genel mahkemeden devredilen dava olduğu ve resen araştırma yapılması gerektiği kuralı dikkate alınmaksızın, bir taşınmazın niteliğini ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde hava fotoğraflarından yararlanılmamış.
14.04.2011 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda, 1406 parsel ... taşınmazın uzun zamandır üzerinde zirai üretimin yapıldığı ve tarla vasfında olduğu belirtilmesine rağmen, 15.06.2012 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazın sazlık durumda olup uzun yıllardır işlemeli tarım yapılmadığı belirtildiği halde, anılan raporlar arasındaki çelişkiler giderilmemiş ve taşınmazlar üzerinde kaç adet zeytin ağacının bulunduğu ve zeytin ağaçlarının kaç yaşlarında oldukları ziraat bilirkişi raporlarında belirtilmemesine rağmen, bu yönden ek rapor alınmamış;
ayrıca ziraat bilirkişi raporunda, 1406 parselin sazlık durumunda olduğu ve 31.05.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda 597 ila 600 parsel ... taşınmazlar üzerinde dere bulunduğu yönünde tespitler bulunmasına rağmen ilk derece mahkemesince yapılan keşfe jeolog bilirkişisi götürülmemiş ve taşınmazların net olarak niteliklerini belirtir şekilde rapor alınmamış ve fen bilirkişi raporunda, kadastro tutanaklarında yüzölçüm haneleri boş bırakılan taşınmazların yüzölçümleri tespit edilerek rapor içeriğinde belirtilmemiştir.
Diğer yöndan; taşınmazların tespitlerine esas alınan kayıtlar tam olarak getirilmemiş, revizyon durumları tam olarak araştırılmamış ve komşu parsellere ilişkin kadastro tutanaklarının tamamı dayanakları ile getirtilerek taşınmazlar yönünü ne okuduğu üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca; taraflarca ileri sürülen taksim iddiası yönünden de yöntemine uygun şekilde ve yeterli araştırma yapılmadığı gibi, ilk derece mahkemesinin taksimin sabit olup olmadığı yönündeki kabulü de çelişkilidir.
Şöyle ki; aşamalarda yapılan keşiflerde, ...'nin mirasçıları arasında taksim yapıldığı ve mirasçılar arasında satış işlemleri olduğu yönünde beyan mevcut olduğu gibi, taşınmazların taraflar arasında taksim edilmediğine yönelik beyanlarda bulunmasına rağmen, ilk derece mahkemesince taksime ilişkin beyanlar arasındaki söz konusu çelişki giderilmemiştir.
Bununla birlikte, bilirkişi raporlarında ve dinlenen kişilerin beyanlarında, taşınmazların tespitlerine esas alınan kayıtlar ile tarafların ileri sürdüğü senetler kapsamında kaldığı, taşınmazların tespit tarihinden öncesinde de davacı ...'nin zilyetliğinde bulunduğu belirtilmesine rağmen, bu beyan ve tespitlere neden itibar edilmediği ve keşifte dinlenen kişilerin beyanlarından hangilerine, ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmamıştır.
2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, ilk derece mahkemecesince öncelikle, çekişmeli taşınmazlar dışında muris ... ve mirasçıları adına kadastro çalışması sırasında tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı ilgili yerlerden sorularak, varsa kadastro tutanak örnekleri ve tapu kayıtları kesinleşme tarihini de gösterecek şekilde getirtilmeli.
1454 parsel ... taşınmazın tespitine esas alınan 27.06.1946 tarih ve 97 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tedavülleri ve varsa haritalarıyla birlikte mahalli Tapu Müdürlüğünden veya Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından ve taşınmazların tespitlerine esas alınan vergi kayıtları ilgili yerden sorulup getirtilmeli; söz konusu tapu ve vergi kayıtlarının, başka taşınmazlara revizyon görüp görmedikleri belirlenerek revizyon görmüşlerse revizyon gördükleri taşınmazların kadastro tutanakları ve kesinleşmiş ise tapu kayıtlarının onaylı örnekleri dosya arasına alınmalı;
hükmen kesinleşenler varsa dava dosyaları getirtilerek buradaki tespitlerden de yararlanılmalı; tapu kayıt ve vergi kaydındaki maliklerinin verasete esas nüfus kayıtları yahut veraset ilamları getirtilerek kayda dayanan taraflar ile kayıt malikleri arasında varsa irsi ilişki belirlenmeli; bu taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin tamamının kadastro tutanakları ve varsa dayanakları ile davalı iseler dava dosyaları temin edilmeli;
çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu Köyü / Mahalleyi / Mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle aktarılan davanın dava tarihinden (1959 yılı) 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere yakın tarihli hava fotoğrafları getirtilerek) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita
Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulmalı ve dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler (aktarılan davanın dava tarihinden öncesini bilebilecek yaşta), taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat bilirkişisi kurulu, jeolog bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif icra edilmelidir.
Yapılacak bu keşifte, dava konusu taşınmazlar tek tek gezilmek suretiyle; taşınmazların konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; tapu ve vergi kayıtları ile taraflarca dayanılan senetlerdeki hudutlar, yerel bilirkişilerce zeminde gösterilmek suretiyle kapsamları belirlenmeli; kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı;
tespite esas alınan kayıtlar ile senetlerin uygulamasında komşu parsel tutanakları ile dayanaklarından yararlanılmalı ve bu yolla kayıt uygulamasına ilişkin tanık ve yerel bilirkişi sözleri denetlenmeli; bu suretle söz konusu kayıtların kapsamları, duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu,
devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, bataklık ya da sazlık gibi yerlerden olup olmadığı ve zilyetliğe konu edilmeyen kısımları bulunup bulunmadığı, taşınmazların derenin taşkınına maruz kalıp kalmadığı, kök muris ...'nin ölümünden sonra mirasçılar arasında herhangi bir taksim, bağış ya da satış işlemi yapılıp yapılmadığı, taşınmazlar içerisinde ... tarafından satın alınan yer olup olmadığı, taksim yapılmış ise kimler arasında, hangi tarihte, nerede ve ne şekilde yapıldığı,
taksime tüm mirasçılarının katılıp katılmadığı, katılmayan mirasçı varsa temsil edilip edilmediği ya da sonradan icazet verip vermediği, taksimde çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği, taşınmazların kim ya da kimler tarafından ne kadar süredir, hangi nedene dayalı olarak ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; tarafların dayandığı senetler okunmak suretiyle hazır olanlardan içerikleri sorulup saptanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli;
mahalli bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; gerektiğinde, hayatta bulunmaları halinde, tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilmeli; önceki keşiflerde alınan beyanlarda dikkate alınarak, çelişkinin giderilememesi halinde, hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı;
ziraatçi bilirkişi kurulu ile jeolog bilirkişisinden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa ağaçların cinslerini ve yaşlarını, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediğini ve edilmiş ise imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların bataklık - sazlık niteliğinde bulunan yerlerden olup olmadığını, dere yatağında kalıp kalmadıklarını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadıklarını, derenin etkisi altında kalıp kalmadıklarını,
derenin ... riski taşıyıp taşımadığını, taşınmazların jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadıklarını belirten, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı;
jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarması suretiyle, haritaların ait oldukları yıllara göre, taşınmazların niteliğinin sazlık, bataklık veya kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, imar - ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hususlarının belirlenmesine yönelik ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli;
fen bilirkişisine, tapu ve vergi kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun belirlendiği, taraflarca dayanılan senetlerinde uygulamasının yapıldığı ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle vergi, tapu kayıtları ile senetlerin sınır denetiminin yapıldığı ve kayıtların kapsamının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; bundan sonra,
yukarıda anlatılan hususlar gereği taksime dayanan tarafın ispat külfeti altında olduğu gözetilerek ve ancak muris ...'nin çok uzun süre önce vefat etmesi nedeniyle, tam olarak taksimin bilinememesi ve nizasız şekilde devam eden uzun süreli kullanımın bulunduğunun belirlenmesi halinde, bu uzun süreli nizasız kullanımın taksime karine teşkil edip etmeyeceği gerekçeli kararda tartışılmak suretiyle, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3. İlk Derece Mahkemesince, davanın, genel mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan dava olduğu ve bu nedenle 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ...
Kanun) 30/2 nci maddesi uyarınca taşınmazların malikini re'sen belirleme yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alınmak suretiyle, yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, 6360 ... Yasa hükümleri uyarınca yasal hasım konumunda bulunan ...
Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ... Belediye Başkanlığı'nın yöntemine uygun şekilde davaya katılımının sağlanmaması ve 3402 ...
Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olmasına rağmen, kadastro tespitinde yüzölçüm hanesi boş bırakılan taşınmazların, yüzölçümleri belirlenerek yüzölçümü haneleri doldurulmaksızın tescil hükmü kurulması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, temyiz incelemesi sırasında hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği halde Dairemizin 29.03.2022 tarih ve 2021/11798 Esas, 2022/3027 Karar ... kararıyla sehven onandığı anlaşıldığından,
birleşen dosyaların davacısı / asıl dosyanın davalısı ... vekili ile davalı ... vekilinin karar düzeltme taleplerinin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen gerekçeler İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Birleşen dosyaların davacısı/asıl dosyanın davalısı ... vekili ile davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 29.03.2022 tarih ve 2021/11798 Esas, 2022/3027 Karar ... onama kararının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin Harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5143, K. 2023/3063, 23 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama