KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/5774 E., 2024/5720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/248 E., 2022/172 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/233 E., 2018/526 K.
Karar Metni
681 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma talepli olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma talebi değerden reddedilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Artvin ili ... ilçesi ... Köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4ncü maddesi hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, dava konusu 108 ada 1 parsel orman niteliğiyle tespit edilmiş, kadastro tutanağı 04.11.2008 - 03.12.2008 tarihleri arasında ilan edilmiş, tespit itiraz edilmeksizin kesinleşmekle tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, Artvin ili ... ilçesi ... Köyünde ilk tesis kadastro çalışmaları sonucunda müvekkillerinin kök murisi tarafından 50 yılı aşkın bir zamandan beri tarla son 20 yıldır çay bahçesi olarak kullandığı taşınmazın ... Köyü 108 ada 1 parsel no ile Hazine adına kayıtlı bulunan orman parseline katılarak hatalı tescil yapıldığı, taşınmazın müvekkillerin kök murisinin sağlığında evlatları arasında yapılan taksim sonucunda bu taşınmazın zilyetliğinin müvekkillerine kaldığını belirterek taşınmazların tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescilini istemiş, davalı ... İdaresi davanın reddini savunmuştur.
Dava, orman olmadığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Artvin ili, ... ilçesi ... köyü 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 30.07.2018 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (M1) (M5) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına, (M2) (M6) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına, (M3) harfi ile kısmın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına, (M4) harfi ile kısmın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına son parsel numaraları verilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı ...
İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (4721 sayılı Kanun) 6ncı maddesi uyarınca herkesin iddiasını ispat ile yükümlü olduğu, iktisabı sağlayan zilyetliğin ispatı gereken davalarda, zilyetliğin maddi olaylardan olduğu, maddi olayların, ancak tanık ile ispat edilebileceği, İlk Derece Mahkemesince zilyetlik araştırmasında mahalli bilirkişilerin verdiği bilgi ile yetinerek hüküm veremeyeceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266 ncı (HUMK'nun 275) maddesinde hangi amaçla bilirkişilerin bilgisine başvurulacağının açıklandığı,
bunun dışında, tanık sözleri ile tespiti gereken bir yön için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilemeyeceği, zilyetliğin ilk önce tanık sözleri ile tespitinin şart olduğu, bu yapılmadıkça mahalli bilirkişi sözleri yalnız başına bir delil olamayacağı, mahalli bilirkişinin zilyetlik konusundaki sözlerinin ancak, zilyetliğin tespiti maksadı ile dinlenilen tanıkların sözlerinin doğruluğunu gösteren bir bilgi olarak gözönünde tutulabileceği, davacıların dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığı,
dava dilekçesinde deliller kısmında belirtilen “vesair her türlü delil ” ibaresi de tanık delilini kapsamayacağı, bu durumda davacı zilyetliğini ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden uyuşmazlığın esasına ilişkin yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5774, K. 2024/5720, 7 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama