KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/7226 E., 2024/6568 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/367 E., 2022/394 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Sultanhisar ilçesi Eskihisar köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği yaklaşık 30 dekar miktarındaki taşınmazın müvekkili olan davacının 20 yıldan fazla süreyle malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, içinde 30 - 50 yaşlarında kestane ve armut, 50 - 80 yaşlarında ceviz ağaçlarının bulunduğunu, tapulama çalışmalarında tespit harici bırakıldığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne ve dava konusu Sultanhisar ilçesi Eskihisar mahallesi sınırlarında kalan kadastro bilirkişilerinin 16/12/2014 tarihli krokisinde (C) harfi ile gösterilen 33027.48 m2'lik taşınmazın davacı ... oğlu ... adına tapuya tesciline ilişkin önceki karar, davalılardan Orman İdaresi ve Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2017 tarihli ve 2016/3106 Esas, 2017/7693 Karar sayılı ilamıyla;
"... ... ve Sultanhisar Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde, Sultanhisar Belediye Başkanlığı ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulduğu, ayrıca mahkemece yapılan orman araştırması ve zilyetlik araştırmasınan da yeterli olmadığı, dosya kapsamından yörede arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı, tahdit çalışması bulup bulunmadığı hususlarının anlaşılamadığı açıklanarak,
Sultanhisar Belediye Başkanlığı ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılması, taraf teşkili sağlandıktan sonra, yörede arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı, taşınmazın arazi kadastrosunda nasıl bir işlem gördüğü,
tapulama harici bırakılmışsa bunun sebebi ile taşınmazın bulunduğu yörede kesinleşmiş uygulama imar planı bulunup bulunmadığının, varsa taşınmazın uygulama imar planı içerisinde olup olmadığının, uygulamanın askı ilan tarihleri ile kesinleştiği tarihin Belediye Başkanlığından sorulup varsa 1/1000 ölçekli planın getirtilerek ve çekişmeli taşınmazın bu plandaki konumu gösterilerek; dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlar hakkında açılmış bir tescil davası olup olmadığının araştırılıp varsa dava dosyalarının getirtilmesi, taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı hususunun Orman Yönetiminden sorulması,
yapılmış ve kesinleşmiş orman sınırlandırması var ise buna ilişkin harita, tutanak ve belgeler ile kesinleşme tarihini gösteren tutanaklar, şayet kesinlesen orman sınırlandırması yok ise bu takdirde en eski tarihli memleket haritası ve dayanağı hava fotoğrafı ve orman amenajman haritasının bulundukları yerlerden getirtilip dosyaya eklenmesi, dava tarihine göre 15 - 20 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usûlüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığından sorularak bulunuyor ise getirtilip dosya arasına konulması,
yeniden yapılacak keşifte, uzman orman mühendisi bilirkişi ile ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle, getirtilen belge ve bilgiler ile hava fotoğraflarının zemine uygulanması, stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak, orman kadastrosu yapılmış ise orman kadastrosu ile irtibatlı kroki düzenlettirilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın fen ve harita bilirkişileri raporlarına göre zirai alan olmasından dolayı orman sınırı dışında bırakılmış olduğu, 1972 tarihinden beri imar ihya edilmek suretiyle davacı tarafından kullanıldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu yine zilyetlikle tescile konu olabilecek arazilerden olduğu, 20 yılı aşkın süredir davacı tarafından fiilen kullanıldığı, orman yüksek mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre 1972 yılı öncesinden beri ağaçların kesintisiz imar, ihyasının ve bakımının yapılmış olması, tarımsal faaliyette bulunulması,
kapama-mahsuldar ceviz-kestane bahçesi görünümünde olması nedenleri ile öncesi ve eylemli durumu itibariyle, kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği ve zilyetlik şartlarını taşıdığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu Aydın ili Sultanhisar ilçesi Eskihisar mahallesi Darıyeri mevkiinde bulunan taşınmazın fen ve harita bilirkişilerinin 25.05.2022 tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen ve sınırları çizilen 32.951,49m2’lik kısmının davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili, davalı ...
İdaresi vekili, davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ... vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/1 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bundan ayrı olarak, bilindiği üzere 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Aynı Kanun'un 7/a maddesine göre baro levhasına yazılı avukatların elektronik tebligat adresi almaları zorunlu ise de, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesine göre kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır. Yine 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı ... vekili Avukat ...'e tebliğe çıkarılmış ve elektronik tebligat yoluyla da 26.07.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, elektronik tebliğ mazbatasından 16768-67082-91551 numaralı UETS hesabının sahibinin Avukat ... olduğu anlaşılmış olup, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen, temyiz dilekçesinin kanuni süre geçirildikten sonra 05.09.2022 tarihinde verildiği anlaşıldığından, davalı ... vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili, davalı ...
İdaresi vekili ve davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7226, K. 2024/6568, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama