KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/7431 E., 2024/4197 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2589 E., 2022/2214 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/499 E., 2022/315 K.
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen yargılamanın iadesi yolu ile davanın kabulüne dair kararın ortadan kaldırılması dava sonucunda verilen hükme karşı yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, vakıf uzmanları tarafından hazırlanan raporda Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa bin ... Ağa bin ...
Paşa Vakfından 1947 tarihinde bir takım kimselere intifa ... tahsisi yapıldığı, bu tahsis işleminin yegâne dayanağının İstanbul 3. Asliye Hukuk Hakimliğinin 943/1232 Esas ve 944/69 Karar sayılı bir ilamı olduğu, ancak, bu ilamda adı geçen "Şehsuvarzâde (Seyyid) Hamdullah Paşa" tarafından kurulmuş bir vakıf kaydı bulunmadığı, ayrıca bu kimsenin "Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa bin ... Ağa bin ...
Paşa Vakfının kurucusu olan diğer bir Hamdullah Paşa ile hiç bir ilgisinin olmadığı ve bu durumun arşiv belgeleri ve tarihi kaynaklara dayanılarak kanıtlandığı ileri sürülerek davacı ...'ın Serbostanyan-ı Hassa ... /Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ...
Vakfının galle fazlasına müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine dair İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.09.2011 tarih, 2010/129-2011/311 sayı ve 26.04.2012 kesinleşme tarihli kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi yolu ile ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın iadesi sebeplerinin 6100 sayılı Kanun'un 375 maddesinde tahdidi olarak sayıldığı, davalı tarafa 13.04.2022 tarihli duruşmada yargılamanın iadesi talebine ilişkin hangi iade sebebine dayandığını bildirmesi kesin süre verilip ihtarda bulunulduğu, kesin süre içerisinde davalı taraf cevap vermemekle dosyanın mevcut kapsamıyla değerlendirildiği; davalı talep dilekçesi içeriğinden yargılamanın iadesinin davacıların dava konusu vakfın kurucusunun soyundan gelmedikleri, dava konusu vakıfla ilgilerinin bulunmadığı yönünde yeni belgelere dayandırıldığı, ilgili kanun maddesi uyarınca bahsedilen durumun 6100 sayılı Kanun'un 379/1-c ye göre yargılamanın iadesi sebebi olmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın iadesini talep eden davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Vakıflar Genel Müdürlüğünün, yargılamanın iadesi talebine dayanak olarak gösterdiği sebeplerin 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesi kapsamında kalmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın iadesini talep eden davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, genel kurulda alınan kararların iptali davasının kabulüne dair kesinleşmiş hüküm nedeniyle 6100 sayılı Kanunu'nun 375 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7431, K. 2024/4197, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama