KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/795 E., 2024/3664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1380 E., 2021/1613 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/275 E., 2020/110 K.
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Taşınmazın 1950 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uyarınca yapılıp kesinleşen çalışmalarda orman tahdidi dışında bırakıldığı, 1959 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında tescil harici çalılık olarak bırakıldığı, 1993 yılında 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) uyarınca yapılan 2/B uygulamalarına konu edilmediği anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde; Kocaeli ili Karamürsel ilçesi Karapınar Köyü hudutlarında bulunan, hudutlarını belirttiği tahminen 22.000 m² yüzölçümlü taşınmazın öncesi ... 'a ait iken kendisine sattığını, taşınmazın üzerinde 25-80 yaş aralığında zeytin, ceviz, kiraz, erik, elma ve fındık ağaçları dikildiğini, 80 yıldan beri kullanılan bu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "Dava konusu taşınmazın evveliyatı itibariyle orman sınırları içerisinde kalması ve keşif tarihi itibariyle de çoğunlukla orman emvali ağaçlarla kapalı olması nedeniyle, davacının davasının reddine, davalı ... İdaresi vekilinin 20.02.2020 tarihli karşı tescil talebinin kabulüne, Harita ve Kadastro Mühendisinin 19.11.2019 düzenleme tarihli bilirkişi raporunda kroki-10'da (A) ve (B) harfi ile gösterilen toplam 12.596,07 m2'lik alanın orman vasfı ile Hazine adına tapuda kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Zorunlu olarak davalı gösterilen Karamürsel Belediyesi, davaya dahil edilen ... ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini, taşınmazın kesinleşen orman tahditlerinde orman sayılmayan yer olduğu ve orman sınırları dışında bırakıldığının net bir biçimde açıklandığını, davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; "Dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahditte orman dışında bırakılmasının hatalı olduğunu, taşınmazın en eski hava fotoğrafında 9423,35 m² lik kısmının orman sınırları içinde kaldığını, bu bölümün evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunu, 3172,72 m² lik kısmının da maki türü ağaçcık ve çalılıkların mevcut olduğu, arazi meylinin fazla olması nedeniyle toprak muhafaza karakteri taşıdığını, taşınmazın orman olarak tescili ve birden fazla davalı lehine eşit olarak tek vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf sebepleriyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/795, K. 2024/3664, 27 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama