KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/7960 E., 2024/6580 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/497 E., 2022/942 K.
- Dava tarihi
- 24.04.2017
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/223 E., 2019/369 K.
Karar Metni
644 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde.
Tokat ili ... ilçesi ... köyünde 119 nolu orman kadastro komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) gereği orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışması yapıldığını, askı ilanına çıkartıldığını, süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, dava konusu 432 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına kayıtlı olduğunu, ancak 119 nolu orman kadastro komisyonu tarafından yapılan çalışmada orman sınırları içinde kaldığının ve orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiğini, hava fotoğrafları, amenajman ve memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığını,
orman olarak sınırlandırılan tapulu tapusuz tüm taşınmazların devletin mülkü olduğunu ve orman kadastrosundan önce alınan tapuların hukuki geçerliliğinin olmadığını, orman niteliğini kaybetse dahi orman sınırları dışına çıkartılmadığı sürece bu yerlerin orman sayıldığını, zilyetlik ve zamanaşımı ile kazanılamayacaklarını ve özel mülkiyete konu olamayacaklarını belirterek,
dava konusu 432 parsel sayılı taşınmazın orman tahdit hattı içerisinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan bütün kısıtlamalara ilişkin şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; uzman orman ve harita mühendisi bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın 18.12.2017-08.10.2018 tarihli bilirkişi raporlarında tamamının orman tahdit hattı içinde kaldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tamamının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan tüm şerhlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine, davalı ... ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin dilekçesi ekinde orman olarak gösterilen çekişmeli taşınmazın tamamının hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığının anlaşıldığı, orman olan taşınmazlar üzerindeki mülkiyeti kısıtlayıcı her türlü şerh ve sınırlı ayni hakların terkininin gerektiği, buna göre davanın kabulüne karar verilmesinde usul yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun nesnellikten uzak olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın yol ve emniyet sahası kapsamında kaldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkili kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı Hazine vekili; bilirkişi raporları arasındaki taşınmazın vasfı ile ilgili çelişkiler giderilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucunda hüküm kurulduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7960, K. 2024/6580, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama