KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/8320 E., 2024/113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
Karar Metni
865 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ili ...Köyü çalışma alanında bulunan 356 ada 106 parsel ... 776,49 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi niteliğinde, Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ili ...Köyü 356 ada 106 parsel ... taşınmazın müvekkili olan davacının zilyetliğinde bulunduğunu, davacının bu taşınmazı 02.09.2003 tarihinde Bilal Arlı’dan muhtarlık senedi ile satın aldığını ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin, davanın kabulüne ilişkin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1175 Esas 2017/589 Karar ... önceki hükmü, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/503 Esas, 2018/663 Karar ... kararı ile, " delillerin tam toplanmadığı ve mevcut delillerin de karşılaştırılarak değerlendirilmediği " gerekçesiyle kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosya mahkemesine iade edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " bilirkişi raporları ile tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına göre, tespit günü itibariyle davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ...
Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, " çekişmeli taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı ve davacı yararına 3402 ...
Kanun'un 14 ve 17. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı " gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesine göre 10 yıllık süre içinde açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, 3402 ... Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri ile Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davalarında, dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun ve kadastro tespit günü itibariyle, yasanın aradığı zilyetlik süresinin gerçekleştiğinin, bir başka ifade ile, ima - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun kanıtlanması zorunludur.
Somut olaya gelince. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul ve Kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki.
2004 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, üzerinde kültür ve tabiat varlığı bulunmadığı, koruma ve sit alanında da bulunmadığı, ileride tarım alanına dönüşmesi mümkün olan yerlerden olduğu açıklanarak hali arazi niteliği ile Hazine adına tespit edildiği; dava dilekçesinde taşınmazın 02.09.2003 tarihinde dava dışı Bilal Arlı’dan satın alındığının ileri sürüldüğü; davalı Hazinenin cevap dilekçesinde taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetlik bulunmadığını iddia etmesi üzerine,
davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde, taşınmazdan daha fazla verim almak için teraslandığını, iş makinası çalıştırılarak taşlarının temizlendiğini, böylelikle ekilip biçilecek bir duruma getirildiğini, müvekkilinin şehir dışında yaşadığından taşınmazı düzenli olarak kiraya verip ekip biçtirdiğini beyan ettiği.
21.04.2017 tarihli ilk keşfe iştirak eden orman mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmaz üzerinde 2 adet alıç ve 1 adet badem ağacı bulunduğunun, sürülü olmayan taşınmazın maki florası elemanlarından çeti bitkileri ile kaplı olduğunun, güneye doğru azalan % 14 yamaç meyilinin tek terasla düz hale getirildiğinin; ziraat mühendisi bilirkişi tarafından ise, taşınmazın son birkaç yıldır sürülmediği için yüzeyinde maki florası bitkilerinin mevcut olduğunun bildirildiği;
davacı tanığı ...'ın, taşınmazın öncesinde Murat Ünver'e ait olup ölümü ile mirasçılarının taşınmazı emlakçılık yapan Birol Ünver' e sattıklarını, ...'te ikamet eden davacının taşınmazı bu kişiden satın aldığını, domuz nedeni ile taşınmazın 3 - 5 yıldır sürülmediğini, mahalli bilirkişiler ... ve ...'nın benzer ifadelerinde, taşınmazın öncesinde Murat Ünver'e ait olup ölümü ile mirasçılarının emlakçılık yapan Birol Ünver'e sattıklarını, davacının taşınmazı bu kişiden satın aldığını, satın aldıktan sonra davacının bir kaç arkadaşının taşınmazı sürdüğünü, 2 - 3 yıldan bu yana taşınmazın sürülmediğini beyan ettikleri.
31.05.2019 tarihli keşfe iştirak eden harita mühendisince her ne kadar 1983, 1987 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında kullanım sınır yapısının olduğu rapor edilmiş ise de, rapor ekindeki hava fotoğrafları üzerindeki gösterimden bu hususun teyit edilemediği; ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre, taşınmaz yüzeyinde parça taşlılığın mevcut olduğu.
31.05.2019 tarihli keşifte ise, daha önce mahalli bilirkişi sıfatı ile dinlenen davacı tanığı ...'nın, bu sefer, davacının kiralamak suretiyle bu yeri kullandığını, taşınmazın olduğu yerde zirai makinalarla tarım yapılmasının zor olduğunu, karasabanla bu yerleri sürdüklerini, kendisinin de bu yeri davacıdan kiraladığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; çekişmeli taşınmazda, 3402 ... Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gözetilerek İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi, aksi düşüncelerle yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8320, K. 2024/113, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama