KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/8361 E., 2023/5511 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/996 E., 2022/2511 K.
- Dava türü
- Uygulama kadastrosu
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/98 E., 2020/108 K.
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen davanın reddine dair hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Uygulama kadastrosu sırasında ... ili ... ilçesi Yeniköy Mahallesi çalışma alanında bulunan davacı adına kayıtlı eski 177 parsel ... 10.625 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, 190 ada 30 parsel numarasıyla ve 10.480,78 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili, dava konusu taşınmaz hakkında hatalı ve eksik tespit yapıldığını belirterek, tespit ile birlikte taşınmazdan eksilen 144.22 m2 lik kısmın taşınmaza ilave edilerek tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; keşif sonrasında Harita Mühendisinden alınan 03.09.2015 tarihli rapordan, davacının parselinden 144,22 m² lik bir azalmanın meydana geldiği, 22/A uygulaması sırasında tapulama sınırlarının aynen alındığı ve bu yüzölçümündeki azalmanın tapulama sırasında ölçü ve hesaplama yöntemleri ve teknoloji farklılığından kaynaklandığı, komşu olan hiçbir parselin alanında artış olmadığı aksine azalma olduğunun anlaşıldığı, davacı vekillerinin itirazları doğrultusunda taşınmazın bulunduğu 190 adanın bulunduğu taşınmazların tamamı yönünden farklı bir bilirkişiden rapor alındığı,
20.09.2016 tarihli rapordan, 190 adada toplam 47 adet parselin bulunduğu, bu parsellerden 6 tanesinde tersimat hatası yapıldığı geriye kalan 41 adet taşınmazın her iki kadastro sınırlarının üst üste çakıştığının tespit edildiği, 190 adada tersimat hatası olduğu belirtilen 6 adet parseldeki hatanın dava konusu parsele ve komşularına herhangi bir olumsuz etkisi olmadığının anlaşıldığı, bu raporda diğer raporla uyumlu olarak tesis kadastrosu esnasında yapılan hesap hatalarından kaynaklandığının rapor edildiği,
itirazlar sonucunda alınan ek raporlar da dava konusu parselin yüzölçümündeki azalmanın tamamen hesaplama yöntemi ve teknoloji farklılığından kaynaklandığının anlaşıldığı, uygulama kadastrosunun genel amacının, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi olduğu; mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak veya çözmek olmadığı, davacı yan davasında iddia ettiği azalmanın hangi parselde artış olarak gerçekleştiğini belirtmediği,
alınan raporlarla dava konusu parselin yüzölçümündeki azalmanın hesaplama yöntemi ve teknoloji farklılığından kaynaklandığı anlaşıldığından davacının davasının reddine, dava konusu 190 ada 30 parsel ... taşınmazın uygulama tespitindeki gibi tesciline karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince; dosyanın yapılan incelemesinde dosyaya sunulan 20.09.2016 tarihli fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapora göre, dava konusu eski 177 yeni 190 ada 30 parsel ... taşınmazın 1969 yılında yapılan kadastro çalışmalarındaki sınırları ile uygulama kadastro çalışmalarındaki sınırlarının bire bir aynı alındığı, sınırlarda her hangi bir değişikliğin olmadığı,
parseldeki alan azalmasının sebebinin tamamen tesis kadastrosu esnasında yapılan hesap hatalarından kaynaklandığının rapor edildiğini, rapor ekindeki tesis kadastro paftası ve yenileme kadastro paftasının üst üste çakışmış haritası incelendiğinde sınırların bire bir aynı olduğu, sınırlarında herhangi bir farklılığın bulunmadığının açıkça anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın 1969 yılındaki kadastro çalışmasından sonra maden ocağı olarak kullanıldığı, bilirkişi raporuna ekli 2010 ve 2013 yılı hava fotoğraflarından bu durumun açıkça gözlemlendiği,
dava konusu taşınmaz ve çevre parsellerin tamamının sınırlarının ortadan kalktığı, bu nedenle yapılan yenileme kadastrosunda zemin durumu dikkate alınmadan eski kadastro paftasına göre işlem yapıldığı, bu nedenle yapılan keşifte mahalli bilirkişi dinlenmesinin davanın seyrini değiştirmeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin 22-a çalışmalarına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8361, K. 2023/5511, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama