KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/8485 E., 2023/5573 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1715 E., 2022/1319 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/24 E., 2021/60 K.
Karar Metni
2.628 kelime·13 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Uygulama kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1324 parsel ... 20.770 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 414 ada 33 parsel numarasıyla ve komisyon kararıyla 19.595,82 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ..., ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan eski 1323 parsel ... 6705 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 414 ada 38 parsel numarasıyla 6802,64 metrekare yüzölçümlü olarak ve davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1325 parsel ... 7085 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 414 ada 32 parsel numarasıyla 6966,64 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve bu eksikliğin davalılara ait taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... 16.11.2018 tarihli duruşmada alınan beyanında; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2019 tarih ve 2018/43 Esas, 2019/54 Karar ... kararı ile, dava konusu 414 ada 32 ve 33 parsel ... taşınmazların komisyon tutanağı gibi, 414 ada 38 parsel ... taşınmazın uygulama tutanağı gibi tesciline karar verilmiştir.
2. Bu kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih ve 2019/599 Esas, 2019/766 Karar ... kararıyla; " İlk Derece Mahkemesince, dosyaya sunulan bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı,
çekişmeli taşınmazların 1981 yılında yapılan kadastro tespitinin klasik takeometrik ölçü metodu ile ölçüldüğü bildirilmesine ve dosya kapsamına ölçü krokisi, hesap cetveli gibi teknik bilgi ve belgeler getirtilmesine rağmen hükme esas alına fen bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu tespitine esas alınan teknik belgelerde hata bulunup bulunmadığı,
özellikle ölçü krokisinde bildirilen noktalar itibariyle sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı hususlarının rapor içeriğinde açıklanmadığı gibi fen bilirkişiler, hava fotoğrafındaki sınırın açıkladıkları nedenlerle gösterilemediğini bildirmiş iseler de, anılan sonuca stereskop aleti ile inceleme yapmalarına rağmen ulaştıklarına dair teknik bir gerekçede bildirmedikleri,
kaldı ki incelediklerini bildirdikleri ortofotoda dahi yerel bilirkişi ve tanık beyanlarında geçen yüksek taş yığınları ve çalılık gibi sınır olarak belirtilen noktaların görülüp görülmediği ve görülüyor ise anılan sınır yerlerinin tesis kadastro paftası sınırında mı yoksa uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırda mı bulunduğu hususunda bir açıklama dahi yapılmadığı, öte yandan hükme esas alınan fen bilirkişilerin raporunun ekindeki kroki incelendiğinde, 33 parsel ile 32 parsel sınırında kuzeye doğru daralma bulunduğu anlaşılmasına rağmen sınırlar itibariyle zeminle uyumsuzluk bulunup bulunmadığı,
uyumsuzluk bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, yine hava fotoğrafları usulünce incelenmediğinden 40-50 yıldır sınırda bulunduğu bildirilen yüksek taş yığınlarının ve çalılığın tesis kadastrosunda belirlenen sınır yerinde olup olmadığı ve bu hale göre sabit sınır olarak addedilip edilemeyeceği, yine ölçü krokisi ve hesap cetveli gibi teknik belgelerde hata bulunmuyor ise bu takdirde sınırın geçerli sınır olarak belirlenmesi gerekip gerekmediği hususlarının tartışılmadığı açıklanarak,
hal böyle olunca, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve uygulama kadastrosunu iyi bilen harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisi mühendisi sıfatına sahip bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlar arasındaki sınırlar hususunda somut ve maddi olaylara dayalı, özellikle taşınmazlar arasında bulunduğunu belirtikleri sınır belirtilerinin tesis kadastrosu sırasında da zeminde bulunup bulunmadığı ve yerlerinin değişip değişmediği,
bir başka deyişle taşınmazlar arasındaki sınırın tesis kadastrosundan itibaren değişip değişmediği hususlarında ayrıntılı bilgi alınması, harita mühendisi bilirkişilerden; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmasının istenmesi,
ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, ayrıca somut olayın özelliğine göre özellikle tesis kadastro tespit tarihine en yakın hava fotoğrafları ile sonra ki tarihli ortofotolar incelenerek çekişmeli taşınmazlar arasında bulunduğu bildirilen sınır belirtilerinin hava fotoğraflarında da görülüp görülmediği ve zeminde nerede bulunduğu hususlarında krokili rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereklerine değinilerek, 6100 ...
Hukuk Muhkameleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişi beyanları ile çekişmeli taşınmazların sınırında sabit nitelikte sınırlar bulunduğunun açıklandığı, dava konusu 414 ada 33 parselin yenileme çalışmaları kapsamında tespit edilen sınırlarının tesis kadastrosu sınırlarıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu, fakat zemindeki sabit sınırlar, bilirkişi beyanları ve hava fotoğraflarındaki değişmemiş sınırlar dikkate alındığında tapulama çalışmalarında 414 ada 33 parselin sınırlandırmasının hatalı yapıldığı,
dolayısıyla yüzölçümünün hatalı hesaplandığı, yenileme çalışmaları kapsamında yapılan sınırlandırmanın da tapulama sınırlarıyla uyumlu olup aynı hatanın yenileme çalışmalarında da tekrarlandığı, rapora ek krokide A harfi ile gösterilen 416,24 m2 lik kısmın ve B harfi ile gösterilen 66,47 m2 lik kısmın 38 parselden ifraz edilip 33 parsele dahil edilmesi, C harfi ile gösterilen 368,08 m2 lik kısmın 32 parselden ifraz edilerek 33 parsele dahil edilmesi gerektiği 414 ada 32 parselin 6410,81 m2, 414 ada 33 parselin 20458,53 m2 ve 414 ada 38 parselin 6319,93 m2 olarak yeni yüzölçüm ve sınırlandırmayla tescil edilmesi gerektiğinin rapor edildiği,
bilirkişi heyetinin raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne;
1. Dava konusu ... ili ... İlçesi, ... Mahallesi 414 ada 32, 33 ve 38 parsel numaralı taşınmazların 3402 ... Kanunun 22/2-a maddesi gereğince düzenlenen uygulama tespitlerinin iptaline,
2. Dava konusu ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi 414 ada 33 parsel ... taşınmazın, 20/04/2021 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide A ile gösterilen 416,24 m2 lik ve B harfi ile gösterilen 66,47 m2lik kısmın 414 ada 38 parselden, C harfi ile gösterilen 368,08 m2lik kısmın 32 parselden ifraz edilip 414 ada 33 parsele eklenmek suretiyle 414 ada 33 parsel ... taşınmazın artan yeni miktarı olan 20458,53 metrekare yüzölçümü ile,
3. Dava konusu ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi 414 ada 32 parsel ... taşınmazın, 20.04.2021 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide C harfi ile gösterilen 368,08 m2lik kısmın 32 parselden ifraz edilip 414 ada 33 parsele eklenmek suretiyle 414 ada 32 parsel ... taşınmazın azalan yeni miktarı olan 6410,81 m2 yüzölçümü ile,
4. Dava konusu ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi 414 ada 38 parsel ... taşınmazın, 20.04.2021 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide A ile gösterilen 416,24 m2 lik ve B harfi ile gösterilen 66,47 m2lik kısmın 414 ada 38 parselden, ifraz edilip 414 ada 33 parsele eklenmek suretiyle 414 ada 38 parsel ... taşınmazın azalan yeni miktarı olan 6319,93 m2 yüzölçümü ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi heyeti ortak raporunun bu hali ile hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, önceki günlü kaldırma kararında belirtilmesine rağmen keşifte mahalli bilirkişilerin ifadelerinde de 1981-1982 yıllarında yapılan tesis kadastrosundaki gibidir, herhangi bir değişiklik olmamıştır demelerine rağmen fen bilirkişilerin hiçbir dayanağı olmadan kendilerine göre sınır oluşturduklarını,
getirtilen ilk tesis kadastro esnasında düzenlenen 110 nolu orijinal ölçü krokisi poligon noktası koardinat hesap çizelgelerinin olduğu ve dilekçesinde bildirdiği numaralarında yer alan takeometre çizelgelerinden koordinatlar hesaplanarak çakıştırılmalı harita düzenlenebilecek iken bu çalışmaların yapılmadan sunulan raporun teknik yönden ve denetimsiz bir rapora dayanarak hüküm kurulduğunu,
raporun 3 ncü sahifesinde dava konusu sınırın sabit sınır tipi uygulandığını belirtmesine rağmen 4 üncü sahifesinde keşifte bilirkişi beyanı doğrultusunda zeminde ölçülen sınırlar ifadesi ise keşif zaptında mahalli bilirkişilerin 1981-1982 yıllarında yapılan tesis kadastrosundaki gibidir. ifadesi ile çeliştiğini, doğrusunun dosya içerisine getirtilen orijinal ölçü krokisi ve takeometrik çizelgelerden bilgisayar ortamında sayısallaştırılması yapılmış olsa idi tersimat ve ölçü hatasının olmadığının bilimsel olarak görüleceğini, raporun 11.nci sahifesinde 1976-1995 yıllarına ait hava fotoğraflarının dönüşümünden bahsedilmekte olduğunu,
bu ifade ile ben yaptım oldu gibi ifade ettiğini, çünkü hava fotoğraflarında yılı olduğu gibi numarasının da olacağını, hava fotoğraflarının sayısallaştırılması için önce o bölgeye ait 1/25000 ölçekli memleket haritasının olması gerektiğini, 1/25000 ölçekli memleket haritası sayısallaştırılmadan hiçbir objenin hava fotoğrafı üzerine teknik yönden atılamayacağını, üstelik dava konusu parsellerin ilk tesis kadastrosu mevzi koordinat sisteminde, uygulama kadastrosu ise İTRF-96 sisteminde olduğunu,
4 ncü celsede davalı olarak bilirkişi raporuna itiraz bildireceğini beyan etmesine rağmen itirazı değerlendirilmeden ve bilimsel ve teknik mevzuata aykırı rapora dayanarak ve istinaf kararında bahsedilen ve istenen bilgi ve belgelere aykırı eksik inceleme ile karar verilmesinin usul, yasa ve uygulamaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesi,
3. Değerlendirme
1. 3402 ... Kanunu' un 22.02.2005 tarihli ve 5304 ... Yasa ile değişik 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek ve teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesini ve uygulanabilir hale getirilmesini sağlamaktır.
2. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
3. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi,
temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
4. Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince, uygulama çalışmaları kapsamında tespit edilen sınırların tesis kadastrosu sınırlarıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu, fakat zemindeki sabit sınırlar, bilirkişi beyanları ve hava fotoğraflarındaki değişmemiş sınırlar dikkate alındığında tapulama çalışmalarında 414 ada 33 parselin sınırlandırmasının hatalı yapıldığı, dolayısıyla yüzölçümünün hatalı hesaplandığı, yenileme çalışmaları kapsamında yapılan sınırlandırmanın da tapulama sınırlarıyla uyumlu olup aynı hatanın yenileme çalışmalarında da tekrarlandığı kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya kapsamına göre, tesis kadastrosunda dava konusu taşınmazların ilk tesis takeometrik ölçülerinin orijinal pafta ile uyuştuğu ve uygulama kadastrosu sırasında da bu sınırın esas alındığı, yine bilirkişi raporunda 1976 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarında tesis kadastrosuna ait pafta ile uygulama kadastrosuna ait paftanın çakıştırılması sonucunda da bu durumun belirlendiği,
dolayısıyla tesis kadastrosu sınırı ile uygulama kadastrosu sınırlarının örtüştüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazlar arasında sabit sınır olduğu belirtilen taş yığınları ve çalılıkların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihten önceki tarihli hava fotoğraflarında görünmediği, bu nedenle sabit sınır olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığı ve ayrıca taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek başkaca bir sınırın mevcut olmadığı, bu haliyle uygulama kadastrosunun anılan yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu anlaşılmaktadır.
5. Hal böyle olunca. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de. 3402 ...
Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, dava konusu 414 ada 32 ve 33 parsel ... taşınmazların yüzölçümleri komisyon tutanağı ile belirlendiği halde, uygulama komisyon tutanağının iptali yerine, uygulama tespitinin iptal edilerek karar verilmesi de usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8485, K. 2023/5573, 26 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama