KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/8553 E., 2024/7873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/26 E., 2022/54 K.
- Vekilleri
- Av. ..., Av. ...
- Dava tarihi
- 14.06.2011
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
929 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu, Diyarbakır ili, Dicle ilçesi, Baltacı köyü, Kormik ve Alindok mevkiinde bulunan 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre yapılan çalışmada 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 28.03.2011 tarihinde ham toprak vasfıyla senetsizden Hazine adına tespit gördüğü, 20.05.2011-20/06/2011 tarihleri arasında askı ilan suretiyle ilan edildiği, askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine dava açıldığından tespitin kesinleşmediği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastro çalışması ve 2/B Uygulama çalışması yapılmadığı anlaşılmıştır.
Davacılar. Diyarbakır ili, Dicle ilçesi, Baltacı köyü, Kormik ve Alindok mevkinde bulunan 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinden önce 30 yıldan fazla süredir dedelerinin, babalarının zilyetliğinde bulunduğunu, kendilerinin de 20 yıldan fazla süredir zilyet bulunduklarını, taşınmazın tapu kaydının olduğunu, taşınmaza ilişkin dedeleri ...
Tilli oğlu Mehmet adına 17.12.1937 tahriri umumiye yılına ait kayıtların bulunduğunu, taşınmazın içinden geçen Dicle-Hani yolunun yapımı sırasında kamulaştırma tutanaklarında taşınmazın babaları Hüseyin oğlu ... ve ... adına zilyetlik tutanağı düzenlendiğini, ancak yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazın kadimden beri tarım arazisi olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kendi adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2013 tarih, 2011/30 Esas, 2013/3 Karar sayılı kararıyla; keşifler sonucu 152 ada 49 parselin sehven taşınmazın 208 ada 1 parsel içinde kaldığının düşünülmesi nedeniyle davalı olarak gösterilmediği, yapılan keşif, bilirkişi raporları, tutanak bilirkişileri, mahalli bilirkişiler, tanık beyanları vergi kaydı, Karayolları 9. Bölge Müdürlüğünün kamulaştırma kararı ve haritası dikkate alındığında, davanın kabulü ile dava konusu 208 ada 1 sayılı parselin kadastro tesbitin iptaliyle yargılama sürecinde sunmuş oldukları dilekçelerindeki paylaşımlarına göre,
31.10.2012 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 24.669,97 m2 alanın ..., (B) harfi ile gösterilen 19.109,33 m2 yüzölçümlü alanın ..., ..., ... ile 152 ada 49 sayılı parselin (C) harfi ile gösterilen 7538,66 m2 yüzölçümlü alanın ... adına tapuya tesciline, kalan kısımların tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından taşınmazların ormandan açma olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarih, 2013/10841 Esas, 2014/2116 Karar sayılı ilamıyla;" dava konusu 208 ada 1 ve 152 ada 49 numaralı parseller, ham toprak olarak Hazine adına tesbit edilmiş olup her iki parselin sınırlarında 101 ada 1 parsel sayılı orman bulunduğu.
İlk Derece Mahkemesince orman araştırması yapılmadığı belirtilerek; usulünce orman araştırması yapılması, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadıkları belirlendiği takdirde, Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırma yapılarak bu yerlerin 66, 71 ve 75 parsel numaralarını aldıkları anlaşıldığından,
kamulaştırma evraklarının getirtilerek incelenmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince; dava konusu 208 ada 1 parselde krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümler ile dava konusu olan 152 ada 49 parsel sayılı taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen bölümün orman sayılmayan yerlerden oldukları, kamulaştırma evrakları incelemesinde;
taşınmazlar üzerinde çeşitli tarım ürünlerinin ekili olduğu ve zilyet olan hak sahiplerine kamulaştırma bedel ödemesinin yapıldığı anlaşılmakla dosyadaki teknik raporlar, beyanlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olan her üç taşınmazın da orman niteliğinde olmadığı tespit edildikten sonra hava fotoğrafları, hava fotoğraflarıyla uyumlu mahalli bilirkişi beyanları, taraf beyanları ve mirasçı muvafakatları dikkate alındığında davacıların tespit gününden geriye doğru 20 yılı aşkın süredir tarımsal faaliyet yapmak suretiyle taşınmazlara zilyet oldukları,
davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili; jeodezi bilirkişi raporunda kullanımın olduğunun belirtildiği, ancak hava fotoğraflarında, taşınmazların sürülü olmadığının görüldüğü, taşınmazların içinde meşe ağaçlarının olduğu, taşınmazların ormanın devamı niteliğinde olduğu, davanın süresi içinde açılmadığı iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarih, 2013/10841 Esas, 2014/2116 Karar sayılı bozma ilamına uyulmakla bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, dava konusu taşınmazlara ilişkin kamulaştırma belgeleri getirtildiği halde, kamulaştırma haritalarının getirtilmediği, dosya kapsamındaki belgelerden dava konusu taşınmazların fen bilirkişi raporunda belirtilen miktarlar ile kamulaştırma miktarlarının farklı olduğu anlaşılmakla, öncelikle taşınmazların kamulaştırma haritaları getirtilerek,
kamulaştırma haritaları uygulanmalı, taşınmazların hangi kısımlarının kamulaştırıldığı net bir şekilde belirlenerek çelişki giderilmeli, kamulaştırma öncesi zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı incelenmeli ve bundan sonra elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik hususlar nedeniyle bozma ilamı doğrultusunda diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Diğer yandan 152 ada 9 parsel sayılı taşınmazın, dava konusu olmadığı, taşınmazın kadastro tespit tutanağının kesinleştiği ve tapunun oluştuğu, davacı tarafın bu taşınmaza yönelik ıslah talebinde de bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu taşınmaz gibi araştırma yapılıp hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8553, K. 2024/7873, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama