KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1028 E., 2025/5047 K.·Birleşen 2019/31 Esas Sayılı Dosya
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/2 Esas, 2021/58 Karar
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Karar Metni
1.650 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen orman kadastrosuna itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, kararın davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 2009 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesine göre orman kadastrosu yapıldığı; çekişmeli taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı ve Bartın ili ... ilçesi ... köyü, 135 ada 38 parsel, 135 ada 37 parsel, 124 ada 1 parsel,122 ada 60 parsel, 122 ada 59 parsel, 122 ada 58 parsel,122 ada 57 parsel, 122 ada 56 parsel, 121 ada 16 parsel,121 ada 14 parsel,121 ada 13 parsel ve 121 ada 17 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sırasında davalılar adına tespit gördüğü, ... köyünde yapılan kadastro tespitinin 22.05.2009 ile 22.06.2009 tarihleri arasında ilan edildiği, Kadastro Mahkemesine dava açıldığından kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde. Bartın ili ... ilçesi ... köyü ...
Mahallesinde 1/5000 ölçekli haritada ve 6 derecelik koordine özet çizelgesinde itiraz 6, 7, 8, 9 ve 10 olarak yerleri gösterilen alanların arazideki fiili durumlarına, güncel hava fotoğrafları ve Google Earth görüntülerine göre üzerlerinde civar ormanlarda yetişen ağaç ve fidan türlerinden olması nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğunu, ancak Bartın Kadastro Komisyonu tarafından taşınmazların orman olması gerekirken orman harici olarak sınırlarının belirlendiğini, mevzuatına göre Devlet ormanlarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğundan özel mülke konu olamayacağını, zilyetlikle kazanılamayacağını,
dava konusu parsellerin Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunu, bu nedenle niza konusu yerin tescilinin hatalı olduğunu, nizalı yerin 5658 sayılı Kanun ile geri verilen yerlerden olmadığını, açıklanan sebeplerden dolayı orman parseli sınırlarının daraltılmasına ilişkin itirazlarının kabulü ile dava konusu parsellerin Hazine adına orman vasfı ile tescilini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuştur.
... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2009/19 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmış olmakla birlikte, HSYK Genel Kurulunun 22.05.2013 tarih ve 460 sayılı kararıyla ... Adliyesi Kadastro Mahkemesinin kaldırılması ve dosyanın Bartın Kadastro Mahkemesine devredilmesi sonrasında, yargılamaya Bartın Kadastro Mahkemesinin 2013/37 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın yargılama aşamasında ayrı ayrı davayı kayıtsız şartsız kabul ettikleri yönünde beyanda bulundukları ve bu beyanlarını imzaları ile tasdik ettikleri anlaşıldığından, dahili davalıların kabul beyanları dikkate alınarak davacı ...
İdaresince açılan davanın kabulü ile, dava konusu 135 ada 38 parsel, 135 ada 37 parsel, 124 ada 1 parsel,122 ada 60 parsel, 122 ada 59 parsel, 122 ada 58 parsel,122 ada 57 parsel, 122 ada 56 parsel, 121 ada 16 parsel,121 ada 14 parsel,121 ada 13 parsel sayılı sayılı taşınmazların yapılan kadastro tespitlerinin iptali ile ayrı ayrı orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; kararın Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince; çekişmeli taşınmazlar kadastro çalışmaları sırasında da davalı olduğundan malik hanesi boş bırakıldığı,
yani 3402 sayılı Kanunun 30/2. madde şartlarının somut olayda oluştuğu, Mahkemece 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünde re'sen araştırma ilkesi uygulanarak gerçek hak sahibinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti gerekirken Mahkemece bu husus gözardı edilerek ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, orman, mera ve zilyetlik yönünden araştırma yapılarak, davalı gerçek kişilerinde kabul beyanları dikkate alınarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması için kararın bozulmasına karar verilmiş, ayrıca İlk Derece Mahkemesince (Birleşen) 2019/31 Esas sayılı dosyada;
dava konusu Bartın ili ... ilçesi ... köyü 121 ada 17 parsel sayılı taşınmaz yönünden.
28.12.2015 tarihli 25.celsede tefrik kararı verilmiş olup, Bartın Kadastro Mahkemesinin 2016/1 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiş, Bartın Kadastro Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/1 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararı ile davada da dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in mahkemedeki ayrı ayrı beyanlarında; dava konusu 121 ada 17 parsel sayılı taşınmazın orman olduğunu kabul ettiklerini beyan ederek bu beyanlarını imzaları ile tasdik ettikleri anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dahili davalıların kabul beyanları dikkate alınarak davacı ...
İdaresinin açılan davanın kabulü ile dava konusu 121 ada 17 parsel sayılı sayılı taşınmazın yapılan kadastro tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2016/13277 Esas, 2019/4058 Karar sayılı ilamında; dava konusu çekişmeli taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında davalı olduğundan malik hanesi boş bırakıldığı,
somut olayda 3402 sayılı Kanunun 30/2. madde şartlarının oluştuğu, Mahkemece 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünde re'sen araştırma ilkesi uygulanarak tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davalı gerçek kişilerin davayı kabulü nedeni ile Orman İdaresinin davasının kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek bozulmasına karar verilmiş, yargılamanın devam ettiği Bartın Kadastro Mahkemesinin 12.10.2020 tarihli ve 2019/31 Esas 2020/51 Karar sayılı kararı ile,
Mahkemenin 2019/31 Esas sayılı iş bu dosyasının Mahkemenin 2019/2 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararlarına uyularak 2019/2 Esas ve birleşen 2019/31 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; orman mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu 124 ada 1 parselin orman vasfı taşıdığı, diğer parsellerin ise orman vasfı taşımadıklarının tespit edildiği, bu tespitle uyumlu ziraat bilirkişi raporları ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf beyanları bir arada değerlendirildiğinde;
usule uygun bilirkişi raporları hükme esas alınarak 124 ada 1 parsel dışındaki taşınmazların her ne kadar üzerilerinde orman ürünleri bulunsa da evveliyatı itibariyle orman vasfı taşımadıkları, fiili zilyetliğin kısa süreli bırakılması halinde dahi doğal tohumlama yolu ile ormanlaşmaya müsait oldukları, mahalli bilirkişilerin beyanlarından anlaşıldığı üzere mera vasfı da taşımadıkları, dolayısı ile zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde bulundukları anlaşıldığından bu taşınmazların keşifte alınan beyanlar,
kadastro tespitlerinde edinme sebebi sütununda yazılı taşınmazların zilyetliğine dair bilgiler doğrultusunda malikleri re'sen belirlenmiş olup 124 ada 1 parselin orman vasfı taşıdığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğundan bilirkişinin usule uygun araştırmaya dayalı bilimsel raporuna itibar edildiği gerekçesiyle, asıl dosya davacısı Orman İdaresinin kadastro tespitine itiraz davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile.
Bartın ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde bulunan dava konusu 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, boş bırakılan malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, dava konusu 121 ada 13 parsel, 121 ada 14 parsel, 121 ada 16 parsel, 122 ada 56 parsel, 122 ada 57 parsel, 122 ada 58 parsel, 122 ada 59 parsel, 122 ada 60 parsel, 135 ada 37 parsel, 135 ada 38 parsel, birleşen dosya (2019/31 Esas) davacısı Orman İdaresi tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasının reddi ile Bartın ili ... ilçesi ... köyü,
121 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davacı şahıslar adına kadastro tutanağındaki vasıf ve nitelikleri ile birlikte tapuya kayıt ve tesciline, boş bırakılan malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş, karar davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1.Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre,
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde; hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla, Mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, bu hali ile İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve ek raporu, yetersiz ve kendi içinde çelişkili olup, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dosyaya rapor ibraz eden ziraat mühendisi bilirkişi haricinde üç ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir fotoğrafçı bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif ve inceleme yapılmalı, raporun denetlenebilmesi için taşınmazın değişik açılardan fotoğrafları çekilmelidir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı;
yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı;
fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup,
aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, davalı gerçek kişilerin kabul beyanları da dikkate alınarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1028, K. 2025/5047, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama