KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1171 E., 2024/434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
.... Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un (7143 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 166 ada 88 parsel (1336 parselin ifrazı sonucu) 403,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "7143 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi hükümlerine tabi tutulduğu" şerhi yazılarak, arsa vasfıyla ... adına kullanıcısız olarak tespit edilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazda müvekkilinin kullanıcı olmasına rağmen taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilmediğini, bu nedenle bahse konu taşınmazda müvekkilinin kullanıcı olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. Maddesinde çalışmaların kadastro müdürlüğü yürütüleceği açıkça belirtildiğinden idari ve hukuki sorumluluğun belediyeye ait olmadığını, ayrıca dava konusu parselin Uygulama İmar Planında Teknik Altyapı alanında kaldığını, imar planında kamusal alanda kaldığından bu taşınmazın davacı adına kullanıcı tespiti yapılmasının mümkün olmadığını, özel mülkiyete konu olamayacağını, ayrıca davacının kullanımını ispat eden her hangi bir bilgi ve belge tespit edilemediğini, fiili kullanımı da bulunmadığını belriterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazda tespit tarihi itibarıyla fiili bir kullanım bulunmadığı, keşif esnasında taşınmazların çalılık şeklinde bitki örtüsü ile kaplı olduğu, davacının iddiasını ispatlayan belgeye de rastlanmadığı gibi kadastro tutanağının edinme sebebi kısmı incelendiğinde davacının iddiasının aksine davacıdan kullanıcı olarak söz edilmediği, dolayısıyla davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamında bulunan taşınmaza ait 2006, 2011, 2014, 2017 ve 2018 hava fotoğrafı görüntülerinde taşınmaz üzerinde fiili kullanımın bulunmadığı, çalılık görünümünde olduğu, ayrıca davacının dava konusu taşınmazda fiili kullanımının bulunmadığı, buna ilişkin herhangi bir delilinin de bulunmadığı, tespit tarihi itibariyle fiili kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1171, K. 2024/434, 1 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama