KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1853 E., 2023/6772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/108 E., 2023/95 K.
- Dava tarihi
- 25.06.2019
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
Karar Metni
979 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, .... ili Merkez .... Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 231 parsel ... 18.550,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 9 parsel numarasıyla ve 19.126,14 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 232 parsel ... 18.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 114 ada 8 parsel numarasıyla ve 16.862,76 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş iken, davalılardan ...'in kadastro komisyonuna itirazı komisyonca kabul edilerek, 114 ada 9 parsel ... taşınmaz 18.693,78 metrekare; 114 ada 8 parsel ... taşınmaz ise 17.295,11 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmaz ile davalılara ait taşınmazın müşterek sınırının değiştiğini ileri sürerek dava açmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı ...; taşınmaz üzerinde bulunan çamların kendi sınırlarında kaldığını, gerekirse tekrar ölçüm yapılmasını ve yerlerin belirlenmesini savunmuştur.
2. Davalı ...; dava konusu yerin 30 seneden beri kendisinin kullandığını, zamanında sınırlarını çektiklerini, kendilerinin hayvan otlatacakları zaman bu yeri bir süre terk ettiklerini, 1970 yılında yapılan çalışmaya göre çamların kendilerinin sınırında olduğunu, yeni yapılan çalışma ile bu hususun belli olduğunu, davacının talebini kabul etmediğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "denetime elverişli bilirkişi raporunda; 114 ada 8 ve 9 parsel ... taşınmazlar arasındaki sınırın fiili zemindeki sınır olduğu ve hava fotoğraflarında da bu sınırın hiç değişmediği, her iki parsele ilişkin yapılan ölçümler sonucunda 114 ada 9 parsel ... taşınmazın 19.126,14 metrekare, 114 ada 8 parsel ... taşınmazın ise 16.862,76 metrekare olarak tespit edildiği ve bu tespit gibi tescillerinin gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 08.10.2020 tarihli bilirkişi raporundaki gibi çekişmeli 114 ada 9 parsel ... taşınmazın 19.126,14 metrekare, 114 ada 8 parsel ... taşınmazın ise 16.862,76 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tapuya tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar ... ve ... istinaf dilekçesinde; kararın isabetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, dinlenen mahalli bilirkişilerin her iki taşınmaz arasındaki sınırların ve ağaçların kadimden beri değişmediğini, ağaçların bir kısmının davacı, bir kısmının da davalı parselde kaldığını ancak tel örgünün en az 25 yıldır değişmediğini net biçimde ifade ettiklerini, bilirkişi raporunda da gerek mahalli bilirkişi beyanlarına, gerekse dosyada mevcut hava fotoğrafları ve haritalara atfen, iki taşınmaz arasındaki sınırın, yönetmelikte tanımlandığı şekilde sabit sınır olduğu ve değişmediği,
kadastro yenileme işlemi sırasında da değiştirilmediği fennen tespit ve tescil edildiğini, bu tespitle zaten davacının iddiasının hukuken net biçimde çürütüldüğünü, başkaca husus irdelenmeksizin davanın reddi gerektiğini, raporun devamında, her iki parselin tapu alanındaki mesahasındaki değişimin sınırın davalı taşınmaz lehine kaydırılmasından değil, ilk tesis kadastrosundaki ölçüm ve hesap hatalarından kaynaklandığının da açıkça tespit ve ifade olunduğunu, kendi parsellerinin yaklaşık 1.800 metrekare küçüldüğü,
davacı parselin ise yaklaşık 600 metrekare büyüdüğünün belirlendiğini, bu durumda yenileme işleminde, maliki bulundukları taşınmaz lehine kazandırıcı bir işlem, sınırın kendi taşınmazları lehine değiştirilmesi, ağaçların kendilerine kaydedilmesi veya kendilerinden kaynaklanan haksız kazanç durumu söz konusu olmadığına göre, davaya konu ihtilafın kendilerine yüklenmesini gerektirir hukuki bir gerekçe/neden mevcut olmadığından,
kendilerine karşı açılan davanın hem husumetten hem de esastan reddi gerektiğini, yargılama gideri ödemeye mahkum edilmelerinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşif sırasında dinlenilen bilirkişilerin beyanlarına, hükme esas alınan teknik bilirkişilerin raporunda tesis kadastro tespit tarihine en yakın 1972 tarihli hava fotoğrafı ile gerekse 1953,
1964 ve 1968 yılı hava fotoğraflarında davacı adına kayıtlı taşınmaz ile davalılar adına kayıtlı taşınmaz arasındaki sınırların değişmediği ve tel örgü ile olan sınırın aynen günümüz kullanım şekli ile aynı olup anılan hava fotoğraflarında sınırın hiç değişmediğini bildirmelerine, bilirkişi rapor eki çakıştırma haritaları incelendiğinde de sınırın çıplak gözle dahi belirlenebilir olmasına,
bu hali ile taşınmazlara ilişkin tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı ve zeminde mevcut olup bilirkişi beyanları ile gerçeğin bir resmi olan hava fotoğraflarına göre değişmediği belirlenen sınırın sabit sınır olarak kabul edilip hava fotoğrafları ile belirlenen sınırın ara sınır olarak belirlenmek suretiyle karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar ... ve ... temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve Kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalılar ... ve ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
359,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile artan 59,95 TL'nin temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1853, K. 2023/6772, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama