KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2188 E., 2024/7001 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2240 E., 2023/955 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/411 E., 2021/471 K.
Karar Metni
925 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin vakıf evladı olduğunu iddia ettikleri İstanbul'da kurulu ve tescilli bulunan Mazbut ... ... Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; vakfiyede ikinci nesil evlattan sonra evlatlara galle fazlasına ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mazbut vakıf; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinde, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Davacı ile vakfeden arasında soybağı kuruluyor ise davacının vakfın evladı olduğu, vakfiyede öngörülen galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden mevcut olması halinde ise galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verilmesi gerektiği, başka bir deyişle vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden mevcut olmaması halinde sadece vakıf evladı olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekecektir.
Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.
Bu genel açıklamalar sonrası eldeki davada; Mahkemece vakfiyede ikinci nesil evlattan sonra evlatlara galle fazlasına ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece davanın mahiyetine aykırı olarak davacı ile vakfeden arasında soybağının kurulup kurulmadığı araştırılmadan karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davanın niteliğine uygun olarak yöntemince davacı ile vakfeden arasında soybağının kurulup kurulmadığına ilişkin uzman bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; galle fazlası alabilmek için vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerektiğinden vakfiyenin galle fazlası için; "evkaf-ı mezburenin masarıfından ziyade olan hasılı mütevelli hıfz edüp nısfın ragabe içün ve nısf-ı aherin evlad mabeyninde liz-zekeri misl-ü hazzil ünseyeyn tariki üzere taksim oluna şart etti ki her kanda mevcud olan evladının her müzekkerine yevmi yirmi akçe ve her müennesine yevmi on akçe vazife verile batn-ı mukaddem varken batn-i müahhara nesne verilmeye" şeklinde ifade edilerek galle fazlasına yönelik "her kanda" ve "batn-ı mukaddem varken batn-i müahhara nesne verilmeye" ibarelerinin nesiller boyunca
devamını ifade ettiği, ayrıca batın şartı ile (yani ön batında evlat varken sonraki batındaki evladın hak sahibi olamaması kuralı) kız çocuğuna yevmi on akçe erkek çocuğuna yevmi yirmi akçe olarak dağıtılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu haliyle Mahkemenin vakfiyede ikinci nesil evlattan sonra evlatlara galle fazlasına ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesi de doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2188, K. 2024/7001, 2 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama