Kadastro sırasında, Tunceli ili ... ilçesi ... Birliği 128 parsel sayılı taşınmaz, Mart 1304 tarihli ve 3288 numaralı tapu kaydına dayanılarak, tarla niteliği ve 1.800 m² yüzölçümü ile 1932 doğumlu ... adına tespit edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tespitine davacı ... İdaresi ve ... ... tarafından itiraz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda ilk olarak, Tarım Bakanlığınca taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirildiğinden ve Orman İdaresi temsilcisi itirazından vazgeçtiğinden, diğer davacı ... ...'a da meşruhatlı davetiye çıkarılıp tebliğ edilip duruşmaya gelmediğinden 766 sayılı Kanunun 60/3. maddesi gereğince ... ...'ın itiraz etmemiş sayılmasına, Orman İdaresi'nin itirazının reddine dair verilen karar, Tunceli Orman İşletme Müdürü tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 06.10.1993 tarihli kararı ile orman bölge şefliğinin orman idaresi temsilcisine davadan vazgeçme yetkisi tanıyamayacağı gibi orman araştırmasının da eksik yapıldığı, yöntemince orman araştırması yapılması gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak devam eden yargılama sonucunda. "Dava konusu taşınmazın genel yapı itibariyle eğimin çok yüksek olmaması, toprak muhafaza ve orman karakteri taşımaması,hali hazırda üzerinde orman niteliği taşıyan ağaçların olmaması, hava fotoğrafları ve amenajman planında parsel sınırlarının belirli olması, dava konusu taşınmazın tamamının açıklık alan olarak görülmesi,
bilimsel, teknik, yasal ve yeterli orman ve fen bilirkişisi raporları birlikte değerlendirildiğinde Tunceli İli, ... ilçesi ...( ...) köyü, 128 parsel sayılı taşınmazın hem eylemli durumda hem de hukuken 3116 sayılı Orman Yasası ve 6831 sayılı yasaya göre orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmakla, iş bu maddi deliller dışında, keşifte yapılan uygulamada mahalli bilirkişi beyanlarının da aynı yönde olması, dava konusu yerin orman alanı olmadığının sabit olması ve dayanak tapu kaydı olan Mart 1304 tarih no 328 sayılı tapu kaydının mevki ve hudutları itibariyle dava konusu taşınmazı kapsadığı,
mahalli bilirkişilerin müşterek beyanı ile Fen Bilirkişisi raporundan anlaşıldığı,tapu kayıt malikleri ile lehlerine tescil hükmü kurulan gerçek kişiler arasında irtibatın sağlandığı, açıklanan bütün bu nedenlerle taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından, davacı ... idarenin davasının reddine, davacı ... ... yönünden ise 31.05.1972 tarihli hükmün kesinleştiği dikkate alınarak hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş olup; hüküm, davacı ...
İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1. Davacı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...
İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince önce dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilip, devamında taşınmazın tespit malikinin mirasçıları adına tapuya kayıt ve tespitine şeklinde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince düzeltilerek onanması gerekir.