KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2401 E., 2024/7491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2895 E., 2023/348 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/95 E., 2021/296 K.
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İstanbul ili Şile ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1711 ada 5 parsel sayılı 7.687,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak, tarla vasfıyla, davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Şile ilçesi ... Mahallesi 1711 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı taraf yararına zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır kültür arazisi vasfı ile nizasız ve fasılasız olarak davalılar tarafından malik sıfatıyla kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " geçmiş tarihli hava fotoğrafları uzman bilirkişi aracılığıyla değerlendirildiğinde, 1940'lı yıllardan bu yana çekişmeli parselin genelinin açıklık olduğu ve açıklığın tarımsal faaliyet amacıyla kullanılmış olduğu, parselin mevcut imkanlarının kuru şartlarda arpa, buğday, yulaf gibi sınırlı üretim deseni ile ekonomik olarak tarımsal faaliyet yapılmasına imkan tanıdığı, % 8-10 gibi orta meyilli bir yapı arz ettiği, keşif tarihi itibarıyla da parselin tarla olarak kullanıldığı,
hava fotoğrafları ile desteklenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirildiğinde, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine gerçekleşmiş olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "yapılan keşifte dava konusu taşınmazın ormanla arasındaki sınırın belirgin olduğunun gözlemlendiği, keşifte dinlenen tespit bilirkişisi ve davalı tanığının dava konusu taşınmazın ilk kadastrosunun yapıldığı 1970 li yıllarda da tarım arazisi olarak kullanıldığını, yulaf, arpa ve buğday ekildiğini beyan ettikleri, dosyaya sunulan bilirkişi kurulu raporda da dava konusu taşınmazın 1957, 1976 ve 1997 memleket haritalarında açık arazi görünümünde olduğu,
1940, 1968, 1973, 1984, 2006, 2013 ve 2017 yıllarına ait hava fotoğraflarında da yine açıklık görünümünde olduğu ve 1940'lı yıllardan beri tarımsal faaliyet amacıyla kullanıldığının tespit edildiği görülmekle, davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2401, K. 2024/7491, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama