KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2584 E., 2024/7689 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/7 E., 2023/7 K.
Karar Metni
815 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen kullanım kadastrosuna itiraz davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı Hazine ve Tapu Kadastro Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu temyize konu ... ilçesi ... ... ... Mahallesi 133 ada 17 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kısmen kabulüne dair önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle.
"Davanın kullanım kadastrosuna itiraz istemine ilişkin olduğu, mahkemece taşınmazın (17A) harfi ile gösterilen kısmının iptal edilen eski 352 parselin bir bölümünü oluşturduğu, davalı ...'ün de parselin bu kısmına tam fiili bir kullanımının bulunmadığı gerekçeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, çekişmeli taşınmaz üzerinde tespit günü itibari ile kimin ne suretle zilyet olduğunun kesin olarak belirlenmediği,bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağı, hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için;
mahkemece taşınmaz başında, mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, ve fen bilirkişisi hazır oldukları halde yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan; dava konusu taşınmazda tespit tarihi itibari ile kimin fiili kullanıcı olduğu, kullanımın hangi tarihten beri ne şekilde yürütüldüğü, hususlarının sorularak taşınmazın kullanım durumunun belirlenmesi, fen bilirkişinden keşfi takibe elverişli krokili rapor alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı lehine kullanıcı şerhi verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi gerektiği " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; iddianın ileri sürülüş şekline göre davanın bedelsiz iadeye ilişkin olduğu, bedelsiz iade taleplerinde yargı yolunun idari yargı olduğu, davacının zilyetlik iddiasına da dayandığı bu talep yönünden ise kullanıcının davalı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı ....Şti.'nin eski tapu kaydına dayalı davasının yargı yolunun caiz olmaması (idari yargının görevli olması) nedeniyle davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, zilyetlik gerekçesine dayalı davasının reddine, kadastro tutanağının tespit gibi tesciline, beyanlar hanesinin aynen bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine ve Tapu Kadastro Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak; usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir.
Usuli müktesep hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez.
Somut olayda ; Mahkemece uyulan bozma ilamında dava açıkça kullanım kadastrosuna itiraz olarak nitelendirilmiş olup taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Mahkemece usuli kazanılmış hak gözetilmeden davanın bedelsiz iade istemine ilişkin olduğunun kabulü ile yargılama yapılması ve hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan; 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a bendinde;
"a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen,
kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece davanın 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a bendi uyarınca açılan bedelsiz iade davası olduğu kabul edilmesine rağmen zilyetliğe dayalı iddia yönünden de inceleme yapılmış olması çelişkilidir. Zira aynı taşınmaz ile ilgili hem bedelsiz iade hem de kullanım kadastrosuna itiraz talep etmek uyuşmazlığın özüne aykırıdır.
6100 sayılı HMK'nin 26. (1086 sayılı HUMK'un 74.) maddesine göre; hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Bu durumda Mahkemece taleple bağlı kalınarak ve uyulan bozma ilamı gereğince kullanım kadastrosuna itiraz istemine ilişkin yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken talepten fazlaya karar verilmek suretiyle bedelsiz iade talebi yönünden idari yargının görevli olduğuna karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2584, K. 2024/7689, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama