KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2615 E., 2023/5518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1054 E., 2022/1314 K.
- Dava türü
- Uygulama Kadastrosunun İptali, Tazminat
- İlk derece mahkemesi
- Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/142 E., 2021/123 K.
Karar Metni
804 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Uygulama kadastro sırasında, Akyurt ilçesi ... Köyü Harman mevkinde kain davacı adına kayıtlı bulunan eski 104 parsel ... 7.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 2258 ada 14 parsel numarasıyla 7.296,68 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 101 parsel ... 21.750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 2258 ada 17 parsel numarasıyla 17.440,8 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 96 parsel ... 20.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 2258 ada 13 parsel numarasıyla 18.241,82 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili; dava konusu taşınmazların önceki malikten satın alındığını, tapu siciline güvenerek taşınmazı satın aldıktan sonra 2016 yılında 3402 ...
Kanun'un 22-a maddesi uyarınca bölgede yapılan kadastro güncellemesi sonucunda taşınmazların yüzölçümünün azaldığını, Devletin yönetimindeki tapu sicil kayıtlarına güvenerek taşınmazları satın alıp tasarrufta bulunduğunu, TMK'nın 1007. maddesi gereğince tapu sicillerinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu açıklayarak dava konusu taşınmazların eski ölçüsü ile yeniden tapuya tesciline,
bunun mümkün görülmemesi halinde azalan kısımların rayiç bedel üzerinden ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve fazlaya dair hakları saklı tutularak şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu 2258 ada 17 parseli 21.750,00 m² olarak eski malikten 23.11.1987 tarihinde satın aldığı, kadastro çalışmaları sonucu dava konusu 2258 ada 17 parselin m²'nin 17.440,80 m²'ye düştüğü, 2258 ada 14 parseli 7.500,00 m² olarak eski malikten 23.11.1987 tarihnide satın aldığı, kadastro çalışmaları sonucu dava konusu 2258 ada 14 parselin 7.296,68 m²'ye düştüğü, 2258 ada 13 parseli 20.250,00m² olarak eski malikten 22.05.1974 tarihinde satın aldığı,
kadastro çalışmaları sonucu dava konusu 2258 ada 13 parselin m²'nin 18.241,82 m²'ye düştüğü, 22-a uygulaması sonucunda oluşturulan sınırlarının tesis kadastrosundan uygulama kadastrosuna kadar geçen zamanda zeminde herhangi bir azalma ve sınırlarında fiili bir değişikliğin olmadığı, parsel alanının hesaplanması esnasında ölçü ve hesaplama hatasının yapıldığı, 22-a uygulaması çalışmaları ile bu hatanın giderildiği ve yüzölçümünün düzeltildiği,
dava konusu taşınmazların azalan arazi değerinin 200.055,08.-TL olduğunun tespit edildiği ancak ikinci kez verilen ıslah dilekçesinin yukarıda izah edilen nedenlerle reddedilmesi neticesinde usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca davada ilk ıslah dilekçesi ile talep edilenden daha fazlaya hükmedilemeyecek olması nedeniyle davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, taleple bağlılık ilkesi gereğince ilk ıslah dilekçesi ile artırılan kısımla birlikte toplam 173.515,83 TL'nin dava tarihi olan 06.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede somut olayda.
1952 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tespit ve tescile tabi tutulan çekişmeli taşınmazların, sonradan Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucu yüzölçümü yüzölçümleri azalmış ise de hükme dayanak yapılan fen bilirkişiler tarafından 1950 tarihli hava fotoğrafı, 2008 ve 2012 tarihli orto-fotolar incelenerek çekişmeli taşınmazlara ilişkin uygulama kadastrosunun doğru yapıldığı, eksikliğin komşu taşınmazlarda kalmadığı belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 03.05.2019 havale tarihli bilirkişi kurul raporuna davacı vekilinin itiraz etmediği,
hatta 16.05.2019 havale tarihli ilk ıslah dilekçesinde fen raporu ile bilirkişi kurul raporlarına karşı itirazlarının bulunmadığını, bahse konu raporların hüküm kurmak için yeterli ve elverişli olduğunu, raporlar doğrultusunda davalarını ıslah ettiklerini belirterek m2 birim fiyatı 26,61 TL’den tespit edilen toplam 173.515,83 TL’nin davalıdan tahsilini istedikleri, davacı vekili dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz istediğini belirttiğinden HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen istekle bağlılık ilkesi gözetilerek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı,
İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve Kanuna uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2615, K. 2023/5518, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama